Sana mizahın neyini kodlıyım?
KAAN SEZYUM KAAN SEZYUM

Bazen gündemin en saçma olduğu zamanlarda nedense tüm akli yeteneklerim kafamdan Yassıada’daki ağaçlar gibi uçup gidiyor.
Atılan slogan duyulmasın diye “Aeeeeeeeööğğğğ” diye bağıran koruma haberiyle açıldı hafta.Şaka gibi, aklın almaz…
Şımarık çocuklar yapardı böyle şeyleri. Oyun oynarken mızıklar, sen “Yanlışlardasın Berkecansu” dedikçe Berkecansu seni dinlemez, elleriyle kulaklarını tıkar “Aeeeeeeööooo” filan derdi. Amerika’da bizim reyizin korumaları böyle yapınca çocukluk yıllarıma döndüm, açıkcası çok duygulandım.

Bak şimdi ne düşünüyorum: Acaba korumalar o davranışı anlık mı geliştirdiler, yoksa içlerindeki “Ocak” ruhu açığa mı çıktı? Devlet Bahçeli “Aeeeeooğğ” diyen korumaları görseydi hepsine çok temiz “Artık ocak dışısın” çekerdi… Neyse ki bizim paramızla, vergilerimizle böyle güzel şeyler oluyor. İşte Türk’ün gücüüooööğğğğ!
Bakın burası çok enteresan. Amerika sokaklarında bir takım kamyonlar görüntülendi. Üzerlerinde “Doğruluk + Barış = Erdoğan” yazıyor. İlginç bir denklem… Bana 1984’deki sloganları anımsattı. Orada da “Savaş barıştır, kölelik özgürlüktür, cehalet güçtür” gibi laflar yazardı. Yine iki söylemde de metematiksel açıklar var… -Aeeeeeeeööğğğh!
Gerçekleri ne kadar saptırabilirsiniz? Mesela bu hafta Almanya’yı darladık. “Ya bizim milli reyisimizle ilgili neden şakalar karikatürler yapıyorsunuz? Yapmayın, ayıptır” diye haşladık kendilerini. -Aeeeeeeeööğğğh!
Şakaya tabii bizim topraklarımızda herkes tepkili. Bir yerde hamamcılarla ilgili bi karikatür çizersiniz, hamamcılar odası çıkar “Hamamcıları kötü gösteriyorsunuz” der, bir yerde berberlerin müşteriyle olan tuhaf ilişkilerini skeç haline sokarsınız, berberler çıkar “Biz kimseye değdirmiyoruz, bizi yanlış tanıtıyorsunuz” der. Şimdi düşünelim, hamamcısından berberine şakaya alınan bir toplumda en yüksek memuriyette olan birisi neden her şeyden alınmasın? Alınmak en doğal hakkı, öyle değil mi? -Aeeeeeeeööğğğh!
Bakınız bu alıngan bünye Penguen’in bir kapağında ceketini ilikleyen adam çizildi diye “Reyizimize elle top işareti yapılıyor” diye davacı oldu, mağdur oldu, işin güzeli bir de davayı kazandı. Ya yıllarını çizime ve şakaya vermiş karikatüristin başka işi yok da el hareketiyle hakaret peşinde koşacak… Ağlasan ağlatmaz, o derece üzücü… Sen bir ceket ilikleyen el çizsene Abidin, bakalın sen nasıl çizeceksin… Basın özgürlüğü? -Aeeeeeeeööğğğh!

Diyeceğim o ki, Türkiye’de karikatürlere tazminat davası, hakaret davası açabilirsin, hatta haksız olmana rağmen davayı da kazanabilirsin bile ama yurt dışında işler bu kadar kolay değil. Öncelikle yabancı mizahçılar bizim kadar tepelerine vurulmuş, dergileri yakılmış, heykelleri yıllarca ısrarla vandallanmış insanlar değil. Yabancı karikatüristin eline düşersen yanarsın hacı. Bizim gibi kibar ve ince de değildir onlar. Biz yıllar içinde otosansürü içimizde kıçımızda hissede hissede yazdık. En ufak şakamızda ya da fotoşopumuzda “Acaba kimseyi incitiyor muyuz, birisine hakaret ediyor muyuz?” diye düşünmek zorunda kaldık. Bir yandan Oğuz Aral’ın yaklaşımının kibar bir devamı olurken, ben bunu yıllarca “Boyunduruk altına girmek” olarak gördüm. Yazacağınız şeyleri, çizeceğiniz şeyleri söyleyemeden, belli kurumlar, meslek gruplar, isimler üzerine herkesin bildiği, gördüğü, yaşadığı şeyleri yazamayarak, kendimizi törpüleyerek yaşadık. Üzücü ama bizim de mizahımızı daha kibar ve etkili yaptı bir yandan. Ama dünyada olay bu değil. Karikatürist dediğin, mizah yazarı dediğin bir saçmalık buldu mu, kafasına kafasına vurur, insanı oradan alır, başka yerlere sokar çıkarır, rezil eder… -Aeeeeeeeööğğğh!
Korkum o ki, global olarak bu karikatürler, bu şakalar moda olmasın. O zaman kimse onu görmesin diye kafamızı kuma mı gömeceğiz?
Southpark’ın Türkiye’li ve reyizli bir bölüm yaptığını düşünmek bile istemiyorum… Allah korusun, bizdeki bu hassasiyetle savaş çıkar, savaş!
Bir yandan da düşünüyorum, düşünceye hala yasak gelmedi, sanırım.
Son olarak bir kez daha -Aeeeeeeeööğğğh!