Sana ne
MUSTAFA K. ERDEMOL MUSTAFA K. ERDEMOL

Adam benim dünyamdan değil, bu yüzden sempatik baktığım da yok haliyle. Emekçi düşmanı, silahlanma yanlısı bir liberal sonuçta. O yüzden Fransa’nın yeni Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un iktidarında neler olabileceği konusunda ciddi endişeler de var.

Zaten birçok kişi ya da çevre işin bu tarafıyla ilgili. Seçimlerde aday olduğunda Macron’u anlatan yazılarda kendisinden 24 yaş büyük Brigitte Trogneux’yla evlilik yaptığına da şöyle bir değinildi o kadar. Yaş farkı konusunda ölçü neyse, onu aştığı düşünüldüğü için belirtilmiş olması normal bunun ama hepsi bu. Az çok izlediğim Batılı yayınlarda işin bu tarafına yerli yersiz dikkat çekildiği de yok doğrusunu isterseniz. Nihayetinde kimseyi ilgilendirmeyen, ilgilendirmemesi gereken özel bir durum bu.

Fransa’da Macron’un eşiyle arasındaki yaş farkı bizdeki kadar mesele edilmiş değil yani. Daha çok Trogneux’nun nasıl bir Başkan eşi olacağı konuşuluyor. Fransa’da bildiğimiz anlamda First Lady’lik kurumu yok. Bu nedenle eşinin her konuda yardımcısı, akıl hocası olan Trogneux’nun resmi bir görev üstlenmesi mümkün değil. Ancak Macron seçim kampanyası sırasında eşine bazı projelerini yaşama geçirmesi için personel vereceğini, bütçe ayıracağını söylemiş ama ona maaş ödemeyeceği konusunda söz vermişti. Dolayısıyla fahri bir “görevi” olacak hanımefendinin. Trogneux’nun asıl ilgilendiği konu, ne de olsa eski bir öğretmen, dezavantajlı ya da otizmli çocukların eğitimi.

Tabii, bizim medyamızda yaklaşım beklenildiği gibi oldu. Kendisinden yaşça büyük biriyle evlendiği için neredeyse Macron’a sapık demedikleri kaldı. En aklı başında yaklaşan bile durumla alay etti, düşünün. Bu bizde tabii ki ilk kez oluyor değil. Türkiye gazetesinin yazarlarından Rahim Er’in yıllar önce, kendisinden çok büyük bir hanımefendiyle evlenen Aydın Menderes için “evlenince onu kınamıştık” diye yazdığını anımsıyorum. Er, aynı yazıda talihsiz bir kaza sonucu tekerlekli sandalyeye mahkûm olan Menderes’e çok iyi bakan hanımefendiyi ne kadar takdir ettiğini de belirtiyordu yazısında. Okuduğumda öfkelenmiştim tabii, “Sen kim oluyorsun da kınıyorsun” diye.

Aydınlık yazarı Sabahattin Önkibar da Rahim Er’den farklı değilmiş meğer. Köşesinde Macron için “pardon ama solculuk annesi yaşındaki öğretmenine âşık olmak mıdır?” diye soruyor. Birileri Macron’a “solcu” deyince Önkibar’ın aklına ölçü olarak bu soru gelmiş belli ki, ne ilgisi varsa. Ama çok tehlikeli bir sorudur sorduğu. Yazılarında sık sık “Türk milliyetçisi ve Müslüman olduğunu” belirten Önkibar, İslam peygamberinin 25 yaşındayken 40 yaşındaki Hatice ile evlendiğini de biliyor kuşkusuz. Diyelim ki birinin annesi yaşındaki kadına âşık olması solcu olmak değildir, Hatice örneğini anımsatarak soralım o zaman: “Peki ne olmaktır, muhafazakâr olmak mı?”
Bu gönül işidir, sağı, solu, muhafazakârı var mı? Önkibar aslında bu “solculuk mudur?” diye sormakla solculuğa ahlak temelli bir övgüde bulunuyor gibidir sözümona ama aslında durumu doğal karşılamıyor. “Türk milliyetçisi ve Müslüman” biri olan Önkibar’ın bu tutumu çok şaşırtıcı benim açımdan.

İslam peygamberinin kendisinden büyük, üstelik üç de çocuğu olan Hatice ile evlenmesi, o dönemde bile doğal karşılanmışken Önkibar Beyin ölçüsü pek densizce. Çok ama çok belli ki herkes, kendisinden büyük kadınları annesi yaşında görmüyor. Böyle gören Sabahattin Bey demek ki.

Kaldı ki gerçekten solculuk mudur değil midir önemi yok ama bu çok saygı duyulacak bir durumdur. Hiç hazzetmediğim Macron’da en sempatik bulduğum yan budur benim. 15 yaşında tanıştığı, 17 yaşında âşık olduğu öğretmeni ile yaşamış olduğu durum bir “fantezi” değilmiş demek ki, evlenmek için yıllardır beklediğine göre. Kim ne diyebilir? Buna sevgide ısrarlı olmak deniyor ayrıca. Prens Charles’ın da kendisinden büyük Camilla Parker’la evlenmesi uzun bir bekleyişten sonra gerçekleşmişti, malum.

Aralarında Önkibar’ın da bulunduğu kimi çevreler solculuğun nasıl olması gerektiği konusunda ahkam kesmeyi çok seviyorlar. Solcu olmadığını dünya alemin bildiği Macron’u solcu kabul ederek kendisinden büyük eşi üzerinden solculara “ahlak” anımsatması yapmasının nedeni de bu. Oysa Önkibar gibiler “muhafazakâr bir tutum” olarak bilinen çocuk gelinler üzerinde konuşsa daha iyi ederler kanımca.

Çocuk olma sınırı aşıldıktan sonra dileyen yaşı ne olursa olsun sevdiği kişiyle evlenir de aşk da yaşar.

Bize ne?