Sandık ve savaş denklemini aşmak
GÜVEN GÜRKAN ÖZTAN GÜVEN GÜRKAN ÖZTAN

Asker kaybı haberlerinin üst üste geldiği savaş ortamında “Başbakan bizi Afrin’e götür”ün “bizi diskoya götür” ucuzluğunda söylendiğini, garabet sloganın “çıkışta hazır olun gidiyoruz” laubaliliği ile karşılandığını cenaze başında gözyaşı döken aileler görmüyor mu zannediyorlar. Salı toplantılarında “en önde gitme” yarışına girenlerin, başkumandanlık hamaseti yapanların Saray koridorlarında gezinmek için lafebeliği yaptığını anlamazlar mı sanıyorlar. Savaş ile sandık birleşince zafer kaçınılmaz diye düşünenler dönüp tarihe baksın. Orada “apoletlerini” yitiren siyasetçilerin hazin tecrübelerini görecekler.

Operasyon gölgesindeki 2019 hesaplarında yeni gelişmeler var. Yakınlarda AKP Genel Başkanı, partinin her ay üç farklı şirkete yaptırdıkları kamuoyu yoklamalarını durdurma talimatı verdi. İlk akla gelen Saray’a ulaşan sonuçların Erdoğan’ın istediği gibi olmaması. AKP-MHP-BBP ittifakı yüzde 50+1’i bulamıyor. Ancak anketlere ara verme gerekçesi bu değil.

Erdoğan İstanbul, Ankara ve Bursa’dan başlayarak büyükşehir başkanlarının ipini çekince geride kalan belediye başkanları paniğe kapıldılar. Koltuklarından olma korkusuyla ne kadar “başarılı” olduklarını Saray’a kanıtlama yarışına girdiler. Anketler de bu “başarının kanıtı” olarak Erdoğan’a sunuldu. Ancak görünen o ki Erdoğan anketlerde manipülasyon olduğuna inanıyor. Ne görevdeki belediye başkanlarına ne de anket şirketlerine güveni var. O nedenle belediye başkanlarını kanunen “merkezden atama” hedefine ulaşıncaya kadar partinin il başkanlarıyla şehirleri yönetmeyi tercih ediyor. AKP İstanbul il başkanını da bu yüzden değiştirdi; Kaftancıoğlu’na karşı linç kampanyasının fişeğini bu nedenle ateşledi. Erdoğan önümüzdeki günlerde iktidarda kalmak için 16 Nisan’da Hayır’ın şehri olan İstanbul’a yeni operasyonlar yapacak.

16 Nisan’da sendeleyen Erdoğan savaş kozuna rağmen sandık zaferini garantileyemediği için İyi Parti ile CHP arasında rekabet ortamı yaratmaya ve Saadet’i kendi tarafına çekmeye gayret ediyor. İlki ile başlayalım. Yandaş yazarlar ve AKP sözcüleri sürekli olarak CHP yönetimi ile terör odaklarını yan yana göstermeye çalışarak CHP seçmenini partisinden uzaklaştırmak istiyor. Küçük bir ulusalcı klik de bu oyuna dahil oluyor. Perinçek ve avenesi tüm yayın organlarında CHP ile kavga ediyor; AKP’li kalemşorlara malzeme üretiyor Hedeflenen CHP seçmeninin AKP’ye değil ama Saray’a “milli mutabakat” ekseninde destek olması. İktidarın siyasal İslamcı ajandası olmasa belki kısmi bir “kerhen destek atmosferi” yakalayacaklar. Ama sınıfa diyanet temsilcisi sokacak kadar ileri giden Saray’a CHP tabanından oy desteği hayalden ibaret.

Saadet Partisi 7 Haziran seçimlerinde %2’yi bulmuş ama1 Kasım’da oyu %1’in altına düşmüştü. Her iki seçimde de belirleyici bir fonksiyonu yoktu. Ancak 16 Nisan’da Hayır diyerek güçlerinin ötesinde bir etki alanına sahip oldular.

Saray’ın sağ konsolidasyon hedefinin önüne taş koymaları sonraki süreçte ne yapacaklarına dair merak uyandırdı.

Erdoğan, Karamollaoğlu ile görüşmesinde Saadet’i resmen ittifaka davet etti, muhtemelen vaatlerde de bulundu. Ancak Saadet hala OHAL’in kaldırılması ve seçim güvenliği gibi gündem başlıklarında muhalefet ile benzer bir noktada.

Ötesinde ittifakın Saadet’in orta vadede erimesi anlamına geldiği görüyorlar. AKP gerilerse seçmenin bir bölümünün Milli Görüş çizgisine geri döneceğini umduklarını da tahmin edebiliriz.

Kurultay sonrasında CHP’de Erdoğan’ı yerinden edecek bir motivasyon ve yol haritası görünmüyor. CHP tabanını moral bozukluğuna sevk eden de bu. Parti sürekli “maddeler” açıklıyor ancak inandırıcı adımlarla beyan ettiklerinin arkasında durmuyor, duramıyor. Akşener doğrudan iktidar blokunu hedef alarak gücünü arttırmaya çalışıyor. CHP seçmeninin %25 bandında gezen partisini bırakıp İyi Parti’ye kayması için ortadan şimdilik geçerli bir neden yok. İyi Parti’nin bu haliyle MHP’li küskünlerin biraz daha fazlasıyla sınırlı bir toplamı geçip “merkeze” yerleşmesi de kolay değil. Ancak Akşener’in esas hedefi zaten ikinci tura kalarak ve CHP, Saadet, DP seçmeninin desteğini de alarak Erdoğan’ı yenmek.

Herkesin hesabı kendine… Perinçek gibiler Erdoğan önce “ortak düşmanları” yensin sonra ondan bir biçimde kurtuluruz diye düşünüyor. TSK içindeki bir klik de muhtemelen aynı fikirde. Bahçeli, Saray’daki oda ile MHP’yi büyüttüğü hikâyesini seçmenine yutturma telaşında. CHP yönetimi “madde” üzerine “madde” açıklayıp hiçbirinin gereğini yerine getirmiyor. HDP iktidar blokunun baskısı karşısında çıkış arayıp bulamıyor. İşte tam da bu nedenle hesapları bozacak güçlü bir sese, itiraza, oradan oraya savrulmayan bir politik netliğe, kamucu ve laik bir seçeneğe şimdi daha çok ihtiyaç var.