Sandıktaki film...
UĞUR KUTAY UĞUR KUTAY

‘Diktatörlükle ilgili anlatılar’ dendiğinde akla o kadar çok film geliyor ki, bir favori listesi yapmak bile yüzlerce film arasında dolaşmak demek: Adım adım faşizme ilerleyen bir dünyanın anlatısı olan Metropolis’ten (1927) tüyler ürpertici 1984’e (1984), kitapların tamamen yasaklandığı Fahrenheit 451’in (1966) akıl durduran dünyasından sevmenin ve sevgiyi ifade etmenin ölümle cezalandırıldığı Alphaville’in (1965), sanatsal üretim ve her türden insani duygunun yasaklandığı Equilibrium’un (2002) karanlık dünyasına uzanan dehşetli bir liste...

Türleri ve öyküleri ne kadar farklı olursa olsun bu filmlerin ‘diktatörlük’ konusundaki tanımları hep aynıdır. Çünkü diktatörlük, ‘güzellik anlayışı’ ya da ‘damak zevki’ gibi içeriği kişiden kişiye değişen bir şey değil, dünyanın dört bir yanında halkların hayatını aynı karanlık eğilimlerle biçimlendirmeye yönelik bir ‘tek adam’ sistemidir. Yani ‘Size göre diktatörlük, bana göre değil!’ denebilecek bir şey yok ortada… Bu yüzden, mesela biri mide bulandırıcı bir doğruculukla diğeriyse insani bir zarafetle diktatörlerden bahseden, aralarında 70 yıl bulunan şu iki film aslında aynı şeyi anlatır:

“Neden diktatörlere bu kadar karşısınız? Amerika’nın diktatörlükle yönetildiğini düşünsenize! Halkın sadece %1’inin tüm milli servete sahip olmasını sağlayabilirsiniz. Vergilerinde indirime giderek zengin dostlarınızı daha da zengin yapabilir kumarda kaybettiklerinde onları kurtarabilirsiniz. Fakirlerin sağlık ve eğitim hizmeti ihtiyaçlarını görmezden gelebilirsiniz. Medyanız ücretsiz çalışır ama bir kişi ve ailesi tarafından yönetilir. Telefonları dinleyebilirsiniz. Yabancı mahkûmlara işkence edebilirsiniz. Seçimlerde şaibe yapabilirsiniz. Neden savaş açtığınızla ilgili yalan söyleyebilirsiniz. Cezaevlerini tek bir ırktan insanlarla doldurmanıza rağmen şikâyet eden kimse olmaz! Medyayı kullanarak halkı korkutabilir ve çıkarlarına karşı olan politikanızı desteklemelerini sağlayabilirsiniz. Bunu hayal etmenin siz Amerikalılar için zor olduğunu biliyorum. Ama lütfen deneyin. Size demokrasinin ne olduğunu söyleyeyim: Demokrasi beterin beteridir! Her saçma fikri dinlemek ve tartışmak zorunda kalırsınız. Üstelik herkesin oyu geçerli!” (The Dictator-2012)

“Özür dilerim. Ben imparator olmak istemiyorum. Bu beni ilgilendirmiyor. Hükmetmek veya işgal etmek istemiyorum. Herkese yardım etmek istiyorum. Yahudi, Katolik, siyah, beyaz... Hepimiz birbirimize yardım etmek istiyoruz. Diğerinin mutluluğu hepimizi mutlu ediyor. Hiç kimseden nefret etmiyoruz, hiç kimseyi aşağılamıyoruz. Bu dünyada herkese yer var. Dünyada herkesi doyuracak kadar zenginlik var. Hayat hür ve güzel olmalı. Biz doğru yoldan çıktık. İktidar hırsı insan ruhunu zehirledi, nefret duvarları ördü. Bizi mutsuzluğa ve insan kıyımına mahkum etti. Hızı keşfettik ama yerimizde sayıyoruz. Makineleşme bolluk yerine yokluk getirdi. Bilgimiz bizi saygısız ve yobaz yaptı. Çok düşünüp az hissediyoruz. Makineden çok insanlığa ihtiyacımız var. Beceriden çok iyiliğe ihtiyaç duyuyoruz. Aksi takdirde şiddet galip gelecek ve hayat yok olacak. Uçak ve radyo bizi birbirimize yaklaştırdı. Bu icatların temelinde iyilik, kardeşlik ve beraberlik var. Şu anda sesimi milyonlarca insan duyuyor. Umutsuz kadın, erkek ve çocuklar. Masum insanlara işkence yapan, hapse atan bir sistemin kurbanları onlar. Beni duyanlara sesleniyorum: Umutsuzluğa kapılmayın. Mutsuzluğumuzun sebebi hırslı kişilerin insanlığın ilerlemesinden korkmasıdır.
Nefret geçer, diktatörler ölür. Halktan aldıkları iktidar halka geri döner. İnsanlar ölür, hürriyet ölmez.” (Great Dictator/Büyük Diktatör-1940)

•••

Mart 2017’de, RTE’nin hayat hikayesini anlatan Reis adlı bir film gösterime girecek. Bir ay sonra da halk sandık başına gidecek. Oylama sonuçları sadece ülkenin geleceğini değil bu filmin gelecekte nasıl anılacağını da belirleyecek; bir diktatörün önlenemeyen yükselişinin anlatısı mı, yoksa diktatör olmaya heveslenen ama neyse ki ‘demokrasi tramvayı’ndan inmesine halkın izin vermediği neoliberal bir siyasinin alaturka hayat hikayesi mi?..

(Film alıntıları için kaynak: www.turkcealtyazi.org)