Saray ve Hükümet’in Anayasa dışı çizgi ve çelişkileri
İBRAHİM Ö. KABOĞLU İBRAHİM Ö. KABOĞLU

Terör ve iç savaşın esir aldığı Türkiye toplumunda, haftalık yazılarımın çoğunu anayasa sorununa özgülemeyi istemezdim. Ne var ki, Devlet olanaklarını elinde tutan kişi ve gruplar, ‘anayasa gündemi’nde ısrarlı. Anayasa dışı işlem ve eylemler ile çelişkiler, kaçak (olmadığı söylenen) Saray ve güdümündeki Hükümet ekseninde ortaya çıkıyor. İşte bir düzinesi:

Anayasa ihlali (çelişki 1): “Anayasanın uygulanmasını, Devlet organlarının düzenli ve uyumlu çalışmasını gözetme” yükümlülüğü (Cumhurbaşkanı) ve anayasal çerçevede ülkeyi yönetme sorumluluğu (Hükümet) arasında: Toplumun göz göre göre kaosa sürüklenmesi ile “Anayasa’nın askıya alınması” arasında doğrudan ilişki olduğu halde; sorunları çözüm aracı olarak ‘yeni anayasa’ işaret ediliyor. Söylem ve eylemleri ile Anayasa ihlalini alışkanlık haline getiren CB, Türkiye tarihinin en büyük terörist saldırıları ardından bile Bakanlar Kurulu’nu toplama gereği duymadı; olağanüstü anayasal yönetimi uygulamaya geçirmedi. Saray ve Hükümet, ‘barış süreci’ sırasında da TBMM’yi devre dışı bıraktı; şimdi ise, Güneydoğu’nun cephaneliğe dönüşmesinde, hukuk dışı ortamın payını ve kendilerinin ağır ihmalini bastırma telaşında.

Anayasa için girişim yetkileri yok (çelişki 2): CB ve Hükümet, anayasa konusunda görev ve yetkiye sahip olmadığı halde, uymak ve uygulamakla yükümlü bulundukları Anayasa’yı yürürlükten kaldırma çalışması yapıyor.
Anayasal rejimi ortadan kaldırma çalışması (çelişki 3): Anayasayı değiştirme girişimi ile yetinmeyip, kendilerinin işgal ettiği makamların dayanağı olan Anayasa’nın öngördüğü rejimi de ortadan kaldırmak istiyorlar. Bunlar da yetki dışı…

Kamu kaynaklarını amacı dışında kullanmak (çelişki 5): Bu süreci devlet olanaklarını kullanarak kotarmaya başladılar. Yürütme organını seferber etmekle yetinmeyip, yasama ve yargı organlarını güdümlemek için elden geleni yapacaklar... TRT ve diğer TV kanalları yoluyla yoğun bir bilgi kirliliği yaratmak suretiyle, “seçmenleri yanlış yönlendirmek” için her türlü aracı mubah görecekler, üstelik demokrasi adına.
Kırmızı çizgileri dayatmak (çelişki 6): Parlamenter rejim yerine başkanlık rejimini kurma isteği ve ikinci meclise karşı tavır, kırmızı çizgileri. Bununla, parlamenter rejimi, anayasal denge ve denetim düzeneklerini tartıştırmama iradelerini ortaya koymuş oluyorlar.

Rejimin çöküşü mü, ülkenin çöküşü mü? (çelişki 7): Şimdi parlamenter rejim çöktü diyenler, 13 yıldır ülkeye çağ atlattıklarını iddia eden kişiler. İlki doğru ise, kim çökertti? Eğer doğru olan ikincisi ise, ‘devrim’!, çöken rejim tarafından mı gerçekleştirildi?

Darbe ve başkanlık (çelişki 8): Darbe dönemlerini tarihe gömdükleri söylemini sürdürenler ile ‘darbe olmaması için başkanlık’ sloganını kullananlar aynı kişiler. Hangisi doğru?

Askeri anayasa, 12 Eylül 2010’da aşılmamış mıydı? (çelişki 9): “Askeri anayasa ile yönetilmek istemediğimiz için yeni anayasa gerekli” diyorlar. Oysa 12 Eylül 2010 anayasa referandumu için de aynı gerekçeyi kullanmışlardı; üstelik yine kamusal kaynakları seferber etmek suretiyle ve eşit olmayan bir tartışma ortamında. Hangisi doğru?
Anayasa uzlaşma komisyonu (çelişki 10): İki yıl iki ay önce, “iki yılda sadece 60 madde yazdı; bu bir zaman kaybıdır” gerekçesiyle Komisyonu dağıtanlar, şimdi kaldığı yerden aynı yöntemle için yola çıkmaya hazırlanıyor, yeni senaryolar eşliğinde.

Başkanlık kimin için? (çelişki 11): 1 Kasım seçimlerinden sonra zuhur eden koro, “Başkanlık Tayyip bey için değil, Türkiye’nin geleceği için” diyor; ama tarz ve ivecen tavır, “her şey Tayyip için” iradesini dışa vuruyor. TBMM Başkanı da, aynı slogana sarıldığına göre, tarafsız olmayacağını daha baştan beyan etmiş oldu.

Hukuk kimin için? (çelişki 12): 10 Ağustos 2014’ten bu yana, Anayasa’yı askıya almak için her yolu deneyen zat, şimdi, Güneydoğu’daki hukuksuzluğa dikkat çeken kişileri vatan hainliği ile suçluyor, yine hukuk ve yetkileri dışına çıkarak, onları hedef gösterebiliyor. Avrupa Mahkemesi ise, hukuksuzluğa karşı yapılan başvuruyu esastan inceleme kararı aldı…

Asıl çelişki ise, vatana ihanet suçunun muhatabı olan kişi (Any., md.105), kendisinin neden olduğu savaş ortamının sona erdirilmesi için sorumlu yurttaşlık görevini yerine getirme arayışı içinde olanları, bu suçla yargısız infaza kalkışması.