Sarı formanın aşkına!
ZİYA ADNAN ZİYA ADNAN
Bir Dünya Kupası daha geride kalırken, hüsranı yaşadı ev sahibi; hezimete uğradıkları maçta sarılara bürünmüş taraftarların gözyaşları düştü ekranlara

“O forma bana endüstriyel futbola ve Brezilya’ya dair kötü olan her şeyi hatırlatıyor…”

Aldyr Garcia Schlee

Bir Dünya Kupası daha geride kalırken, hüsranı yaşadı ev sahibi; hezimete uğradıkları maçta sarılara bürünmüş taraftarların gözyaşları düştü ekranlara. Malum, adına futbol denilen o güzel oyunun yaşandığı hemen yerde sarı formalı taraftarlar yaşatır Brezilya aşkını, futbolda sarı denilince akla ilk o futbol ülkesi gelir. Dünya Kupasını en fazla kazanmış takımın son 50 senedir değişilmezi olmuştur renkleri. Bilir misiniz o formanın yaratıcısı 1935 doğumlu Aldyr Garcia Schlee, Brezilya’nın değil ülkede hiç sevilmeyen Uruguay Milli Takımının taraftarıdır ve Uruguay sınırına 270 kilometre uzaklıktaki Pelotas şehrinde yaşar. Bu vesileyle anlatalım sarı formanın ve yaratıcısının hikâyesini…

Hikâye 1950 senesinde, Brezilya’ya gönül vermişlerin unutmak istediği Dünya Kupası ile başlar. Hikâyeyi bilenler, o Dünya Kupasını ulusal felaketleri olarak tanımlarlar. Zira Brezilya, Maracana Stadı’nda 199.854 taraftarın önünde oynanan maçta en büyük düşman Uruguay’a 2-1 yenilmiştir. Alex Bellos, “Futebol - The Brazilian way of Life” (Brezilya tarzı yaşam) kitabında hiçbir futbol maçının, bir ulusun duygusal hayatını bu kadar etkilemediğini yazar ve devam eder: “1948’de Maracana Stadyumu’nun inşaatında çalışmış olan, bugünse stadyuma gelen turistlere rehberlik yapan Isaias’a göre maç bitmedi, hâlâ devam ediyor.” Günümüzde bile “The Defeat” (Yenilgi) olarak bilinir o unutulmaz maç. Ülkenin saygın gazeteleri, o maçın yıldönümünde “Felaketin 50 Yıldönümü” manşetleriyle hatırlatmışlar milli felaketi… (O yenilginin günah keçisi, bahtsız kaleci Barbosa’nın hikâyesini geçenlerde yine bu köşede yazmıştım).

Brezilya 1950 Dünya Kupasında sahada mavi yakalı beyaz formayla yer almış ancak mavi ve beyaz Brezilya’nın renkleri olmadığı için çok eleştirilmiş. Rio gazetesi “Correio da Manba” yakadaki beyaz rengin psikolojik ve ahlaki olarak Brezilya’yı temsil etmekten çok uzak olduğunu yazmış. Üstüne gelen Uruguay yenilgisinden sonra, bayraklarında yer alan sarı, yeşil, mavi ve beyaz renklerin kullanıldığı milli formayı yeniden tasarlamak için bir yarışma düzenlemişler.

Takvim yaprakları 1953 senesinin Aralık ayını gösterirken, yarışmayı Pelotas’da yerel bir gazetede illüstratör olarak çalışan on dokuz yaşındaki Aldyr Garcia Schlee kazanmış. Mesleği gereği gazete sayfalarında futbolcuları çizmeye alışık olan genç adam, yarışmaya laf olsun diye katılmış. Üstelik birbirine hiç uymayan dört rengin bir arada kullanılmasının pek yaratıcı olmadığını düşünerek. Sahi, sarı ve beyaz bir arada nasıl kullanılabilir ki! Sonunda birbiriyle uyumlu iki renk, mavi ve beyazı şortlarda, sarı ve yeşili forma da kullanmaya karar vermiş. Neticede yarışmaya gönderilen 301 tasarım içinde en beğenileni onunki olmuş. Yarışmada ikinci gelen tasarımda formalar sade yeşil, şortlar beyaz, çoraplar ise sarı renkteymiş. Eh, bu tasarıma bakınca bizimkinin neden birinci geldiğini anlamak zor olmasa gerek.

• • •

Brezilya takımı, “The Little Canary” (küçük kanarya) adını verdikleri formayla ilk maçına 1954’ün Mart ayında Maracana Stadı’nda Şili karşısında çıkmış ve o maçı 1-0 kazanmış. Ancak yeni forma o sene İsviçre’de düzenlenen Dünya Kupasında uğur getirmemiş, çeyrek finalde Macaristan karşısında sahadan yenik ayrılmışlar. Dört sene sonra, bu kez İsveç’te düzenlenen turnuvada kupayı kazanmışlar ama finalde karşılaştıkları ev sahibi takım sarılı formayla sahaya çıktığı için yeni formalarını giyememişler. Sarı formayla kaldırdıkları ilk Dünya Kupası 1962 senesinde Şili’de…

Aldyr’e gelince… Yarışmayı kazandıktan sonra mükâfat olarak yeni formanın en önemli destekçisi “Correio da Manhe” gazetesinde stajyer olarak çalışmaya başlamış. Aynı zamanda milli takımın kamplarına katılma şansını yakalasa da 2004 senesinde “The Guardian” gazetesinde verdiği söyleşide o kamplardan nefret ettiğini söylüyor. Sürekli kadın peşinde koşan, serseri, sarhoş bir takımla günlerce aynı mekânı paylaşmanın hiç de iyi bir tecrübe olmadığını düşünüyor.

Sonrasında, Pelotas’a dönen Aldyr zamanla iyi bir gazeteci ve üniversitelerde ders veren bir akademisyen olarak nam salmış. Ancak 1964 senesinde Brezilya’da askerin yönetime gelmesinden sonra hapis cezasına mahkûm olmuş; komünist fikirlerinden dolayı üniversitede öğretim görevlisi olarak çalışmasına izin verilmemiş. 1965 senesinde, doktora tezini vereceği gün üniversite kapısında askerler tarafından karşılanmış ve tezine el konulmuş. O tez, askeri vesayetin bitmesinden çok zaman sonra 1977 senesinde kabul görmüş ve Aldyr doktorasını tamamlamış…

1970 Dünya Kupası yarı finalinin yaşamında ayrı bir yeri olduğunu söylüyor. Bir tarafta sevdalısı olduğu Uruguay, diğer tarafta kendi yarattığı formayla sahada yer alan ülke takımı. Brezilya’nın galibiyetine hiç sevinmediğini, takım kupayı kaldırırken üzgün olduğunu dile getiriyor. Ayrıca o yıllarda Brezilyalıların kendilerini “treble winners” (üç kupa galibi) olarak görmelerini saçma bulduğunu, Brezilya’nın üç Dünya Kupasını üst üste kazanamadığını ekliyor…

1996 senesinde, 100 milyon Sterlinlik anlaşma karşılığında Brezilya Milli Takımının sponsoru Nike olmasını kabullenemiyor. “O forma bana endüstriyel futbola ve Brezilya’ya dair kötü olan her şeyi hatırlatıyor,” diyor Aldyr…

Sevinmiştir muhtemel geçtiğimiz Dünya Kupasında ev sahibi takımın havlu atışına. Malum onun yüreğinde formasını yarattığı takım değil, başka bir ülkenin mavisi yatar. O yüzden, yazdığı kitapların ülkesinden çok Uruguay’da ilgi görüyor olmasına şaşırmamak gerek. Kendi adıma, Uruguay’ın mavisini Brezilya’nın sarısına tereddütsüz tercih ederim. Hele de turnuvanın en berbat futbolunu oynayan, eski takımlarının gölgesinde kalmış o tat vermeyen sarı formalı takımı izledikten sonra…