Sarıgül usulü belediyecilik: Önce bir dövelim bakalım vazgeçiyor mu?
CÜNEYT CEBENOYAN CÜNEYT CEBENOYAN

15 yıldır Beşiktaş’a bağlı Levent’te oturuyorum. Levent Kültür Merkezi evime yürüme mesafesinde. Bu merkez 2000’li yılların başında günde 4 seans vizyon filmi gösteren bir sinema olarak çalışıyordu. Ali Kader Erol’un yönetiminde mahallelinin buluşma noktası haline de gelmişti. Söylemekten hicap duyuyorum ama belediye o dönem ANAP’taydı.

Belediye sonra CHP’ye geçti ve Levent Kültür Merkezi yıllar süren bir sessizliğe gömüldü. İsmail Ünal yönetiminin ilk yıllarında neredeyse hiç faaliyet olmadı ve film gösterilmedi desem yeridir. Varsa da o kadar azdı ki dikkate almaya değmez.  Ama CHP belediyesi sinemaya Onat Kutlar Salonu adını vermeyi ihmal etmemişti; görüntü vardı ama ses yoktu. Ünal yönetimin son birkaç yılı içinde Yeni Sinema Hareketi’nin girişimiyle salonda bir canlılık başladı. Günde 2 kez film gösterimleri yapılıyordu. Her cuma akşamı bir Türk filmi vizyona giriyor ve ilk gece filmin yönetmeni ve oyuncuları da salona gelip, izleyicilerle sohbet ediyorlardı. Ayrıca her çarşamba belgesel filmler de gösteriliyordu. Fena değildi yani durum, seyirci salona geri dönmüştü. Üstelik bütün bu gösterimler bedavaydı. 2000’lerin başındaki canlılık yakalanamasa da, yarı kapasiteyle çalışsa da büyük ilerleme vardı. Sorunlar gerçi hâlâ büyüktü. Profesyonel gösterim koşulları sağlanmamıştı, DCP teknolojisi yoktu, filmler bluray’den ya da dvd’den gösteriliyordu. Ses ve görüntü kaliteli değildi. Salonda wi-fi hizmeti de yoktu vs.

Fakat artık bunları da arayacağız çünkü Levent Kültür Merkezi, Yeni Sinema Hareketi’yle anlaşmasını yenilemedi. Ne olduysa oldu, film gösterimleri durduruldu. Çarşamba akşamları belgesel gösterimleri devam ediyor, bir de engellilere yönelik film gösterimleri olacak. Ama sinemanın asıl faaliyeti sona erdi. Yani artık günde 2 seans Türk filmi gösterimi yok Levent’te. Onat Kutlar Sinema Salonu yine ilk günlerindeki sessizliğine bürünecek.

SÖZLEŞME NEDEN YENİLENMEDİ?
Belediyede özel kalemde çalışan ve sinemadan sorumlu Görkem Kızılkaya bana salonun yıkılıp yeniden yapılma ihtimalinden söz ettiğinde karanlık bir geleceğin bizi beklediğini sezmiştim. Merkezin derslik olarak hizmet vereceğini de ilk ondan duymuştum. Daha sonra Yeni Sinema Hareketi’nden belediyenin sözleşmeyi yenilemediğini öğrendim. Nedeni açıklanmamıştı. En son olarak da merkez çalışanlarından biri bu hafta itibarıyla film gösterimlerinin sona ereceğini söyledi.

Belediye’yi aradım ve ne olup bittiğini öğrenmek istediğimi söyledim. Beni Perihan Uyar diye birine bağladılar. Perihan Uyar, bunları nereden uydurduğumu, film gösterimlerinin sürdüğünü, internette araştırma yapsam zaten öğreneceğimi gayet kaba bir üslupla söyledi. Peki bu derslik hikâyesi neydi? Rotary Kulüp’le bir anlaşma yapıldığı söyleniyordu. O anlaşmayı Perihan Uyar kendisi yapmıştı ama ne ders verileceği belli değildi! Salak yerine konulmaya devam ediliyordum. Bunu kendisine söylediğimde, “Siz film gösterimleri sürecek mi diye sormuştunuz, diğer konulara cevap vermek zorunda değilim, film gösterimleri sürüyor ve sürecek, iyi günler” deyip, telefonu suratıma kapadı! Bırakın gazeteci olarak, yuttaş olarak da semtimdeki sinemada ne olup bittiğini öğrenmeye hakkım yoktu.   

Perihan Uyar istiyorsam Görkem Bey’le de görüşebileceğimi söylemişti. Ben de zaten onunla konuştuğumu söyledim kendisine. Ama Uyar’dan sonra Görkem Bey’i yeniden aradım. Bildiklerim doğruydu. Film gösterimleri sona ermişti. Nedenini anlayabilmiş değilim hâlâ. Görkem Bey, Rotary Kulüp’le de bir şeyler yapılacağını ama bunu Perihan Hanım’ın bilebileceğini söyledi.

BECERİSİZLİK ÖRTBAS EDİLİYOR
Bu yazdıklarımdan Perihan Uyar’la aramızda geçen konuşmanın ruhunu anlatabildiğimden emin değilim. Tam anlamıyla olan şuydu: Kendisinin gücü/ iktidarı temsil ettiğini düşünen biri yani Perihan Uyar, haddini bilmeden soru soran vatandaşı yani beni azarlıyordu. “Sana, film gösterimleri devam ediyor dediysem, ediyordur! Kim ne demişse yalan söylemiştir ya da bilmiyordur. Ayrıca Rotary Kulüp’le ne anlaşma yapıldığı seni ilgilendirmez!” Perihan Uyar’ın tavrının ruhu bu, sözleri tamı tamına bunlar olmasa da! Maruz kaldığım davranış Sarıgül Junior’un Şişli’de adam dövdürmesinin biraz daha uygarı. Sarıgül ekolü belediyeciliğe hoş geldik! İnsan ister istemez ya birilerinin bir beceriksizliği örtbas edilmek isteniyor ya da bir çıkar çarkının açığa çıkmasındanmı korkuluyor diye düşünüyor. Bu kabalığın ve saldırganlığın başka bir açıklaması gelmiyor aklıma. Sıradan bir memur olan Perihan Uyar bu cüreti nerden buluyor? Neye güveniyor da karşısındaki gazeteciyi sindirmeye kalkıyor?

CHP eski İstanbul İl Eski Başkanı, yeni milletvekili aday adayı Oğuz Kaan Salıcı’ya da bir sorum var. Salıcı, il yönetimi olarak belediye seçimleri öncesinde anketler yaptırdıklarını, anketlerde hangi aday adayı daha fazla oy alacak görünüyorsa seçimlerde onun aday gösterileceğini söylüyordu.  Av. Murat Hazinedar bu anketlerde açık ara önde mi gidiyordu da Beşiktaş Belediyesi için CHP’nin adayı yapıldı? Eğer öyleyse Beşiktaş halkı Hazinedar beyi nereden tanıyordu da kendisini tercih etti? Hem bir Beşiktaşlı olarak merak ediyorum, hem de sinemasını kaybetmiş bir film eleştirmeni olarak bilmek istiyorum. Ben, şimdiden Hazinedar yönetiminin işbaşına gelmesinden mutsuzum çünkü. Kalıcı’nın da bir temsilcisi olduğu egemen CHP ideolojisi, CHP’yi kendisinin de sağında kadrolara teslim etti. Manav mantığıyla ne satarsa onu üste koyalım, sonra kendimiz de altından çıkarız diye bakıyorlar. Ama görünen o ki, üstteki “parlak” sandıkları ürünlerin altında yok olup gidecekler.

Yazarın Diğer Yazıları
Yorumlarınız