Saros’u ‘siroz’ yapacaklar
16.08.2018 09:54 ÇEVRE
Saros Körfezi kıyısına yapılmak istenen liman ve dolgu alanına ilişkin ÇED süreci başladı. Yurttaşların tepkisi nedeniyle iptal edilen Halkın Katılımı Toplantısı 2 Ekim’de

UĞUR ŞAHİN / [email protected]
@uugurs

Edirne’nin Saros Körfezi’ne kıyısı bulunan Keşan ilçesine bağlı Sazlıdere köyü sahilinde, Petrol Taşıma Anonim Şirketi (BOTAŞ) tarafından yapılması planlanan ‘yeniden gazlaştırma terminali’ (FSRU) ve Kara Boru Hattı Projesi için ÇED süreci başladı. Geçen günlerde ‘acele kamulaştırma kararı’ alınan proje için 2 Ekim’de ‘Halkın Katılımı Toplantısı’ düzenlenecek.

Konuya ilişkin BirGün’e konuşan Trakya Platformu Hukuk Kurulu Üyesi, Avukat Bülent Kaçar, Saros Körfezi'nin 1. derece deprem bölgesi olduğuna vurgu yaptı. Av. Kaçar, “BOTAŞ'ın Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na sunduğu ÇED başvuru dosyası Saros ekolojisine verilecek zararların kapsamlı ve detaylı bir itirafnamesidir. Şirket, Liman ve Boru Hattının 1.derece deprem bölgesine, aktif fay hattı üzerine kurulacağını açıkça ÇED dosyasına yazmıştır. Boru hattının tarım alanlarından geçeceğini de saklamamışlar. İskele dedikleri o devasa 100 binlik tonluk kargo gemilerinin yanaşacağı liman inşaat faaliyetleri hem deniz ekosistemine zarar verecek hem de doğal kıyı yapısını geri dönülmez şekilde yok edecek” diye konuştu.

“Dolgu platformunun inşaatında kullanılacak 83 bin m3 dolgu malzemeleri ile Saros körfezinde tahribatın bin bir türlüsünü bize yaşatmak istiyorlar” diyen Av. Kaçar, “Esas soru şudur; kimin için enerji? Ne için enerji? Halkın istemediği bu projedeki ısrarın gerçek karşılığı kamu yararı değildir. Kamu zararı oluşturacak bu projenin hangi ülkelere hangi şirketlere ne yarar sağlayacağını düşünmemiz gerekiyor” şeklinde konuştu.

Yer ve saat açıklanmadı

Av. Kaçar, şöyle devam etti: “Çevreyi korumakla görevli Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Trakyalıları yine şaşırtmadı ve BOTAŞ'ın ÇED başvurusunu sonlandırmadı. Trakyalılar bu hukuksuzluğu toplumsal ve hukuksal olarak sonlandırmaya kararlı. Ancak yapılan duyuruda toplantının yeri ve saati yazılmamıştır. Saros bölgesine ve birçok yerleşim yerine olumsuz kümülatif etkileri olacak bu projenin ÇED sürecinde Sazlıdere, Gökçetepe, Adilhan, Evreşe, Bolayır, Koruköy, Kavakköy, Gelibolu'da halkın katılımı toplantıları yapılmalıdır. ÇED Yönetmeliği, Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü’nün uymak zorunda olduğu bir mevzuattır. ÇED yönetmeliğine göre projeden etkilenecek yerlerde halkın katılımı toplantısı yapılması zorunludur.”

Halk hukuki yanıtı güçlü verecek

Av. Kaçar, sözlerini şöyle sonlandırdı: “Bölge halkı duyarlı kuruluşlarla birlik içerisinde ÇED sürecini adım adım takip ediyor. Keşan Kent Konseyi öncülüğünde kurulan Kent Çevre ve Ekoloji Çalışma Grubu etkin bir şekilde tüm Saros'ta bilgilendirme çalışmaları yapıyor ve imza kampanyasını onbinlerce insanla buluşturuyor. Sanatçı dost Haluk Levent projeye karşı konser vererek dayanışma içerisinde olacağını açıkladı. Bölge halkı 2 Ekim 2018 Salı günü yapılacak ÇED Halkın Katılımı Toplantısı’nda bu yıkım-kırım projesine hukuksal ve toplumsal yanıtını güçlü bir şekilde verecektir.”

***

Ne yapılmak isteniyor?

‘Kamuya ait’ BOTAŞ, Sazlıdere köyünde doğalgaz taşıyacak gemiler için 270 metre uzunluğunda bir liman ve dolgu platformu kurmak istiyor. 52.3 hektarlık alana dolgu ile inşa edilmesi planlanan limanın yanı sıra FSRU gemilerinin yanaşma alanında görev alacak olan römorkörler için de dolgu platformu yapılması öngörülüyor. Toplam dolgu alanı 13 bin 500 m2’lik yüzey büyüklüğe sahip. Bu kapsamda yapılması planlanan dolgu miktarı ise 85 bin m3 olarak hesaplandı. Ancak ‘Turizm Koruma ve Geliştirme Bölgesi’ olan Saros Körfezi’ne yapılması planlanan proje nedeniyle; ormanlar, kıyılar ve tarım arazileri ciddi tehdit altında bulunuyor.

Halkın tepkisi erteletmişti

Edirne Valiliği Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü’nün ‘Saros BOTAŞ FSRU Sazlıdere Limanı ve Boru Hattı Projesi’ne dair, 19 Temmuz’da Sazlıdere köyü sahilinde planladığı ÇED bilgilendirme toplantısına halk izin vermemişti. Projenin hayata geçmemesi için de Keşan Kent Konseyi önderliğinde bazı demokratik kitle örgütleri, imza kampanyasına başlamıştı.