Sarraf'ın itirafları bitti; davada 8'inci gün
08.12.2017 17:19 DÜNYA

ABD'de görülen İran'a yönelik yaptırımları delme ve kara para aklama davasında 1 hafta boyunca itiraflarını sürdüren Rıza Sarraf'ın ifadesi sona erdi. Davanın 8'inci oturumu, avukat David Cohen'in ifadelerinden oluştu.

COHEN'İN İFADELERİ

  • "Sanırım, onun büyük bir altın tüccarı olduğundan şüpheleniyorduk" diyen Cohen, o tarih itibarıyla Sarraf hakkında ne bildiklerini"kesin biçimde" tarif edemeyeceğini söyledi.
  • Cohen, Aralık 2013'teki tutuklamalar esnasındaTürkiye'de olduğunu söyledi. Sarraf mevzusunu da aynı yıl duyduğunu belirtti.
  • Cohen: Atilla bana ABD'nin ambargolarına uyma konusunda sağlam bir yapıya sahip olduklarından emin olmamız gerektiğini söyledi.
  • Cohen, söylediklerini kelimesi kelimesine hatırlamadığını; ama Türkiye'den İran'a altın ihracatında artış gördüklerini söylediğini belirtiyor. Cohen yaptırımların uygulanması konusunda kaygı duymasının başka nedenleri de olduğunu ancak bunları paylaşmaya hazır olmadığını söyledi.
  • "(Halkbank'a) hiç olan bitenden şüphelendiğinizi söylediniz mi?" sorusu yönetilen Cohen, "şüphelenmek" kelimesini kullanıp kullanmadığını bilmediğini söyledi.
  • Cohen, "Türkiye, ABD'nin İran'a yönelik yaptırımlarını kabul etti mi?" sorusuna da "Bu çok karmaşık bir soru." yanıtını verdi. Cohen, Türk yetkililerin bu konuda farklı görüşleri olduğunu söyledi.
  • Atilla'nın avukatı Rocco, söz konusu davada birincil yaptırımların mı, ikincil yaptırımların mı ihlal edildiğini sordu; Cohen, davanın birincil yaptırımlarla ilgili olduğunu söyledi. Rocco, birincil ve ikincil yaptırımlar arasındaki ayrımı vurgulamaya devam etti. ("İkincil yaptırım", ABD vatandaşı olmayan kişilerin ABD sınırları dışındaki, yani ABD'nin yetki alanı dışındaki faaliyetlerini ifade ediyor.)
  • David Cohen ifadesinde, Aralık 2013'teki ziyaretinde İstanbul'un "korkunç" trafiğinde 4 saat beklediğini anlatıyor. Rıza Sarraf'ın böyle bir sorunu yoktu. Cohen, ziyaretten bir sonuç alamadığını, çünkü Süleyman Aslan'ın o sırada tutuklu olduğunu söylüyor.
  • David Cohen, Atilla ve Halkbank'ın İran'ın aktivitelerini altı yüz yüze toplantıda da açık etmediğini söyledi.
  • Rocco, ABD'nin İran yaptırımlarının, yabancı bankaların işlemlerini kapsayıp kapsamadığını sordu; Cohen, "Bu karmaşık bir soru." diye yanıtladı.
  • Cohen, görüşmelere "kimi zaman" ABD Dışişleri Bakanlığı'ndan bir yetkilinin de katıldığını söylüyor.
  • Rocco: Hazine'den başka kişilerle birlikte görüştünüz onunla. Atilla'nın yanında da Halkbank yetkilileri vardı. Cohen: Doğru.
  • Mehmet Hakan Atilla'nın avukatı Rocco, Cohen'e, "Hakan Atilla ile hiç bire bir görüştünüz mü?" diye sordu; Cohen, "Sanmıyorum." dedi,
  • Cohen'in çapraz sorgusu başladı.
  • Cohen daha sonra Halkbank'ın isminin telaffuzu epey zor olan yeni genel müdürüyle (Ali Fuat Taşkesenlioğlu) görüştüğünü söylüyor. Cohen, "O toplantıda Zarrab hakkında konuştuk" diyor. Savcı, Cohen'in orada Zarrab hakkında neler sorduğunu öğrenmek istiyor. Cohen, tam olarak hatırlamadığını, ancak genel olarak Halkbank'ın Zarrab'la nasıl bir ilişkisi olduğunu öğrenmek istediğini söylüyor. Cohen, "Zarrab hakkında olabildiğince çok şey öğrenmek" istediğini söylüyor.
  • Cohen, Aralık 2013'te Türkiye'yi bir kez daha ziyaret ettiğini söylüyor. Bu kez, Halkbank'tan herhangi biriyle görüşmemiş, çünkü o dönem Türkiye'de "kolluk kuvvetlerinin yürüttüğü önemli işlemler" nedeniyle ziyareti çetrefilli hale gelmiş.
  • Babacan'ın adı, yaptırımları düzenleyen yetkilileri "rahatsız" eden işlemlere ilişkin bir delilde geçti. Davayı takip eden gazeteci Adam Klasfeld, Babacan'ın adının hangi bağlamda geçtiğine bakmak gerektiğini söyledi.
  • Mahkemeye, Cohen'in Aralık 2012'de Aslan'a gönderdiği bir mektup delil olarak sunuldu. Mektubun konusu dönemin Hazineden Sorumlu Başbakan Yardımcısı Ali Babacan.
  • Cohen, Halkbank yetkililerinin, ABD'nin İran yaptırımlarını uygulamak istediklerini ve bunu yapabilecekleri konusunda kendisine güvence verdiğini söylüyor.
  • Cohen, altın ticaretiyle ilgili olarak Aslan ve Attila'nın, ABD'nin yeni yaptırım sisteminden ve İran'ın bu sistemi atlatmak için neler yapmaya çalışacağından bahsettiklerini söylüyor.
  • Cohen, 2012'nin Eylül ayında Türkiye'de Halkbank'ı ziyaret ettiğini söyledi.
  • Cohen: Bazen Atilla ve Aslan, Türkiye ile İran arasındaki coğrafi, kültürel ve tarihsel bağlara dikkat çekerek, iki ülke arasında "sağlam" bir ticaret olduğunu söylüyordu. Yani, yaptırımları uygulamanın zorluklarını açıklamak amacıyla. Savcı, Atilla ve Aslan'ın altın ticaretinden hiç bahsedip bahsetmediğini soruyor. Cohen, bu konunun "sık sık" gündeme geldiğini söylüyor.
  • 14 Mart 2012 tarihinde Cohen'in ABD Hazine Bakanlığı'ndaki ofisinde bir toplantı düzenlendi. Cohen: Hatırladığım kadarıyla, Atilla ve Aslan ile yaptık toplantıyı. [11 Aralık 2011'de ABD Kongresi, İran'dan petrol ithalatını azaltmak amacıyla, düzenlemelerde bazı değişikler getiren bir askeri ödenek tasarısını (NDAA olarak da biliniyor) onayladı.] Cohen, bahsettiği toplantıda Atilla ve Aslan'la bu yeni yasayla ilgili konuştuklarını söylüyor.
  • Cohen, İran'ın yaptırımları atlatmak için "aldatıcı uygulamalara" başvurduğunu Atilla'ya bildirdiğini söyledi; "Esasen, yaptırımları atlatanlarla mücadele etmenin yolu, kimlerle iş yaptığınızı bilmekten geçer." dedi. Cohen, Halkbank'ın -sadece Türkiye'de değil, aynı zamanda dünyanın diğer yerlerinde- birlikte çalıştığı tek banka olmadığını söylüyor.
  • Jüri salona girdi. Cohen'in ifadesi başladı.
  • Cohen dünkü duruşmada, ABD Hazine Bakanlığı'nın Halkbank'la İran'a yönelik yaptırımların uygulanması konusunda düzenlenen toplantılarda Atilla ile "sıklıkla" bir araya geldiğini söylemişti. Bu toplantılar Türkiye'de ve Washington'da, "bir ölçüye kadar" yüz yüze yapılıyordu.
  • Bugünkü duruşmada avukat David Cohen ifade vermeye devam edecek. Cohen, CIA'in eski direktör yardımcısı, daha öncesinde de ABD Hazine Bakanlığı, Terör ve Mali İstihbarat Ofisi'nde müsteşar olarak görev yaptı.

Sarraf'ın itiraflarında 7. gün Sarraf'ın itiraflarında 7. gün

Kaynak: Seblâ Küçük, Adam Klasfeld