Sarraf: Talimatı, dönemin başbakanı Erdoğan verdi
30.11.2017 17:12 GÜNCEL

ABD'deki davada itirafçı olan Rıza Sarraf, tanık koltuğunda kabul ettiği suçlarını anlatmaya bugünkü duruşmada devam ediyor. Sarraf'ın bugünkü duruşmada dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan ve 17-25 Aralık tapelerinde adı geçen dönemin İçişleri Bakanı Muammer Güler ile olan ilişkilerini anlatabileceği öne sürülüyor.

CANLI BLOG

  • Hakim Berman, yarınki oturum yarım gün süreceğini açıkladı. TSİ 17:30'da başlayacak ve 22:00'da sona erecek.

  • Bugünkü oturum sona erdi.

  • Son olarak, Sarraf, gıda ticareti ödemeleri için önerilen yeni planı memnuniyetle kabul ettiğini anlattı.

  • ABD'nin yaptırımlarıyla altın ticaretinin nasıl kesildiğinden bahsediliyor. Acil eylem planları konuşuluyor.

  • Hakim Berman "Hamama giren terler" diye espri yapıyor.

  • Oturum bugünlük sona ermek üzere. Başlangıçta Sarraf'ın ifadesinin Cuma günü bitmesi bekleniyordu. Ancak henüz doğrudan sorgulama bitmedi, ardından çapraz sorgu var, doğrudan sorgu ve çapraz sorgu tekrarlanabilir. Yani Zarrab'ın ifadesi yarın bitmeyecek gibi görünüyor.

  • Sarraf ile Hakan adında, farklı bir Halkbank çalışanı arasındaki bir telefon görüşmesinin tapesi getiriliyor.

  • Sarraf, Süleyman Aslan'ın, kendisinin yanında Atilla'yı aradığını ve işini halledeceğini söylediğini aktardı. Duruşma salonundan aktaran muhabire göre, Sarraf'ın ifadesi, Atilla'yı büyük bir planda bir piyon olarak gösteriyor. Savcıların iddia ettiği "fikir babası" pozisyonunun çok uzağında.

  • Telefon görüşmesinde, Sarraf, bir pürüzü giderdiğini söylüyor. Sarraf: Daha önce dediğim gibi, Hakan Atilla bu konudan haberdar değildi. [...] Ben de konuyu Süleyman Aslan ile görüştüm ve çözdüm."

  • Sarraf: Bu nedenle, Süleyman Aslan ile, Alacacı'nın hesaplarının kapatılması mevzusunu görüştüm.

  • Ahmet Alacacı'nın hesabının kapatılmasından söz ediyorlar. Alacacı, İran'la altın ticareti önerisini ilk getiren kişiydi. Ancak, artık Sarraf ve Alacacı rakip haline gelmişti. Sarraf: Başlarda onun şirketlerini kullanıyordum, daha sonra İran'la tek başına iş yapmaya başlamıştı.

  • Abdullah Happani ile Sarraf arasında başka bir telefon görüşmesi. Sarraf, Süleyman Aslan ile yaptığı görüşmenin özetini Happani'ye aktarıyor.

  • Sarraf, Süleyman Aslan'ın bu işlemlerin önünün açılması için talimat verdiğini düşündüğünü söyledi.

  • Sarraf: Gittim, Süleyman Aslan'a, Hakan Atilla ile konuştuğumu ve Atilla'nın konuyu tam olarak anlamadığını söyledim.

  • (Muhabire göre bu, Atilla'nın işine yarayacak bir bilgi olabilir.)

  • Görüşmede Atilla, "Bunu bir inceleyeyim Reza Bey, dürüst olmak gerekirse bu yapı benim düşündüğüm gibi değil" diyor.

  • "Fiili olarak herhangi bir mal gönderilmeyeceği söyleniyor. Zaten bu işi akreditif mektubuyla yapmamızın da imkanı yoktu." diyor.

  • Sarraf görüşmede, Atilla'nın, fiili olarak bir ticaret yapılmayacağından haberdar olmadığını söylüyor. Görüşmede bunu anlamaya çalışıyormuş.

  • Soru: Nasıl? Sarraf: Altınla iş yaptığınızda, Türkiye'den mal ihraç ediyorsunuz. Ama gıda işinde, Dubai üzerinden transit olarak İran'a gönderiliyormuş gibi gösterilecektir.

  • Sarraf telefon kaydında, "Gıda işi, altın işinden biraz farklı" diyor. "Hakan Atilla, Süleyman Aslan'la yaptığım görüşme sonrasında gıda ticaretinin başlatılacağını biliyordu. Ancak ben Atilla'ya, gıda ticaretinin daha farklı yapılacağını anlatmaya çalışıyordum."

  • Sarraf, Atilla'nın "Evet, konuyla ilgili bilgim var" dediğini aktardı.

  • Telefon görüşmesi Nisan 2013 civarında yapılmış (Sarraf tarihi tam olarak hatırlamıyor). Sarraf, görüşmenin Aslan'ın bahsettiği, İran'la gıda ticaretine aracılık etme mevzusu hakkında olduğunu söylüyor.

  • Savcılar, Sarraf ile Atilla arasındaki ikinci bir telefon görüşmesine ait ses kaydını sundular.

  • Sarraf, gıda ticaretinin başladığını ancak fiili olarak gıda gönderilmediğini söyledi.

  • Sarraf ile Süleyman Aslan arasında geçen bir WhatsApp yazışması: "Sayın Genel Müdürüm, gıda işini bugün başlattım" diyor. Sarraf, "Yani, gıda ticaretini başlatmış olduk" diyor.

  • Sarraf'a ait Royal Group'a bağlı Volgam şirketinden bahsediliyor.

  • Halkbank "gıda ticareti işlemlerine başlayın" dediği için, Sarraf da Happani'ye "gıda ticareti işlemlerine başlamamız lazım" diyor.

  • Sarraf ile Happani arasında başka bir telefon görüşmesine ait tapeye geçildi.

  • Sarraf, Happani ile yaptığı bir telefon görüşmesini anlatıyor. Sarraf, Happani'ye, "Adam bize sahte evrak vermemizi söylüyor" diyor.

  • Sarraf, altın ticaretinin nasıl sonlandığını anlatıyor. Soru: Bu durumda ne yapmak zorunda kaldınız? Sarraf: Nisan 2013'ten itibaren yeni bir yöntem, yeni bir sistem bulmamız gerekiyordu.

  • ABD'nin, İran ile altın ticareti konusunda tutumunu sertleştirdiği dönemde, Sarraf ve Süleyman Aslan, işlemleri "gıda ticareti" olarak gösterme seçeneğini değerlendiriyor.

  • Not: Açılış konuşması sırasında savcılar, Halkbank'ın bir noktada altın ticaretine son verdiğini ve İran'la yapılan işlemleri insani yardım olarak göstermeye başladığını söylemişti.

  • Sarraf, "defalarca Hakan Atilla'ya yardım ettik, o da bize yardım etti." dedi. Atilla'nın 2013'te İran'la ticarette kullanılacak bazı "resmi evrakların" onaylanmasına yardımcı olduğunu söyledi.

  • Mesajda Aslan, altın ticaretinin sona ereceği konusunda bir uyarı yapıyor, "Gıda, ilaç ve benzer mallara yönelik devasa bir talep var." diye yazıyor.

  • Az önce sözü geçen ses kaydı mahkeme kayıtları arasına girdiği için erişime sunulacak.

  • Savcı, Süleyman Aslan'ın gönderdiği bir mesajı yeni bir kanıt olarak sundu.

  • Sarraf, görüşmede Atilla'nın "İran'dan gönderilen paraların ve bu paraları gönderen şirketlere ait ortaklık yapısını gösteren evrakların Halkbank'a gönderilmesi lazım" dediğini anlatıyor. Savunma, çeviriye itiraz ediyor, konunun "hissedarlarla" ilgili olduğunu söylüyor.

  • Görüşme kaydı dinlendikten sonra tapesi de kanıt olarak sunuluyor.

  • Söz tekrar sanığa geldi. Savcılar Sarraf'la Atilla'nın İran para transferleri üzerine yaptıkları bir ses kaydını mahkemeye delil olarak sunmak istiyor.

  • Atilla'nın avukatı Fleming, Yargıç Berman ile özel olarak konuşacağı için 5 dakika ara verilecek.

  • Savcı, WhatsApp yazışmalarını kanıt dosyasına eklemek istiyor. Atilla'nın avukatı itiraz ediyor ve "sidebar" talep ediyor. (sidebar: avukatların itirazlarını hakimle, jürinin duyamayacağı şekilde konuştuğu alan. yargıç kürsüsü önünde bulunuyor.)

  • Süleyman Aslan'ın Sarraf'ı, altın ticaretiyle ilgili yaptırımlarda yapılan değişiklikler konusunda bilgilendirdiğinden bahsediliyor.

  • Soru: Süleyman Aslan'la Whatsapp üzerinden neleri konuşuyordunuz? Sarraf: Genel olarak, hassas konuları, özel konuları ve önemli konuları WhatsApp üzerinden konuşuyorduk.

  • Sarraf, bu işlemin İran ticaretiyle ilgili olmadığını söylüyor. Atilla'nın avukatı, bunun davayla ilgisiz olduğu gerekçesiyle itiraz etti.

  • En son tape, Sarraf ile Levent Balkan arasındaki bir görüşmeden. HSBC bankasındaki bir işlemden bahsediliyor.

  • Yeni bir tape kanıt olarak sunuluyor. Kenara not: Atilla'nın avukatı tüm bu tapelerin kanıt olarak kabul edilmesine itiraz ediyor. Bu nedenle tapeler, doğrulanma işlemine tabi tutulmak üzere kabul ediliyor (bunlarla ilgili çapraz sorgu yapılabilir).

  • Atilla'nın avukatı Fleming, bağlantılar ve belgelerin doğrulanması konusunda itirazlar yöneltiyor. Ama bu itirazları daha çok ileride yapılacak bir temyiz başvurusu için yerine getirdiği formaliteler olarak değerlendiriliyor.

  • Atilla'nın avukatı Cathy Fleming yine "şayia ve dayanaksız" olduğu gerekçesiyle ifadeye itiraz ediyor.

  • Sarraf: Elimize ulaşan para tutarına eşdeğer miktarda altın ihracatı yapmamız gerekiyordu. İsterseniz şema üzerinde gösterebilirim. Hakim, şema önerisini reddediyor.

  • Sarraf'a ait Royal Maritime şirketinin işlemlerini anlatan bir belge inceleniyor. Sarraf işlemleri ve ihracat sürecini anlatıyor. Ancak muhabirin aktardığına göre tercüman yüzünden anlatılanları anlamakta zorlanıyorlar.

  • Sarraf'ın sahibi olduğu Royal Maritime şirketinden bahsediliyor.

  • Salondaki tercümanlardan biri biraz sorunlu ve tercüme sırası ona geldi. Bu tercüman dün de mevzu olmuştu. Sarraf, tercümanı sık sık düzeltiyordu, vs.

  • Özetle, Çin'in, İran'la altın ticareti yapılmaması konusunda Türkiye'den daha sorumlu davrandığı anlatılıyor. Sarraf: (Çinliler) Para ticaretinin İran'la ilgili olduğunu anlar anlamaz ticareti durdurdular.

  • Nihayetinde, bu işi (Çin'de İran'la ilgili ticari işlemleri yapmayı) kotarmak için, bu ülkede Süleyman Aslan'a benzer bir pozisyonda olacak olan Çinli yetkiliye rüşvet vermeleri gerektiğine karar verdiler.

  • Sarraf'ın aktardığına göre Rüçhan Bayar kendisine, Çin bankasında irtibat kurdukları kişinin, "Halkbank'ta yaptıkları işin aynısını Çin'de yapmalarına kesinlikle izin vermeyeceğini" söylemiş.

  • Sarraf ile Rüçhan Bayar arasındaki bir telefon görüşmesine ait tapeden söz ediliyor.

  • Sarraf, Barış Güler ile bire bir görüşmeler yaptığını, telefonda konuştuğunu ve Whatsapp üzerinden mesajlaştığını söylüyor.

  • Barış Güler, o dönem Sarraf'ın şirketinde danışmanlık yapıyordu.

  • Sarraf, dönemin içişleri bakanı Muammer Güler'in oğlu Barış Güler'den yardım istediğini söylüyor.

  • Sarraf, içişleri bakanının oğlu ile irtibat kurduğunu söylüyor.

  • Sarraf, Çin'deki işlemlerin Türkiye'den daha sıkıntılı olduğunu çünkü İran'la ilgili işlemler konusunda Çinlilerin gergin olduğunu söylüyor.

  • Savcı: E-postadaki metin, Çin'de yaptığın işlerle mi ilgili? Sarraf: Evet, İran'ın ticaretiyle ilgili.

  • Yine bir e-postadan bahsediliyor. Sarraf'ın Çin'de kurduğu şirket ve Çin'deki bankalara yazdığı bir mektup taslağı hakkında konuşuluyor.

  • Oturuma devam ediliyor. Savcı, Çin'le ilgili işlemlere ilişkin sorular soruyor.

  • Sarraf, tanık kürsüsüne getirildi. Şimdi jüri üyeleri bekleniyor.

  • Oturuma verilen ara sona erdi ancak Sarraf henüz tanık kürsüsünde yok. Gecikme olabilir.

  • Davaya bir saatlik ara verildi.

  • Sarraf, Çağlayan'a yaptığı ödemelerden birinin "kol saati" olarak sunulduğunu anlattı. 2013'te gündeme gelen kol saati olup olmadığı konusunda bir açıklama yapmadı.

  • Sarraf'ın çalışanı Rüçhan Bayar'ın Eylül 2012'de gönderdiği bir e-posta değerlendiriliyor. E-postada Türkiye'deki sistemin Çin'de de kurulması için Sarraf'a sunulan bir bilgi veya özet olduğu iddia ediliyor.

    E-postaya Atilla'nın avukatı "dayanaksız ve şayia olduğu" gerekçesiyle itiraz etti.

  • Sarraf, İran paralarının Türkiye'ye getirilmesi konusunda Halkbank'ta katıldığı toplantıdan bahsediyor.

    Savcı'nın "Halkbank'ta kurduğun sistemleri diğer ülkelerde de kurmaya çalıştın mı?" sorusuna "Evet, denedik"

    Savcı: Başka hangi ülkede?
    Sarraf: Örneğin Çin'de.

  • Savcının, "Halkbankası'nda başkalarına Levent Balkan ya da Atilla gibi birine rüşvet verip vermediği sorusuna Sarraf, "Hayır, kesinlikle değil" dedi. Savcı neden rüşvet vermediği sorusuna ise, "Zaten ekonomideki bakana rüşvet vermeye başlamıştım." yanıtını verdi.

  • Sarraf, çok fazla rüşvet ödediğini, kimi zaman ödemeyi yanlış kişilere veya yanlış tutarlarda yaptıklarını söyledi.

  • Açıklanan kayıtlarda başka bir ödemede, 2 milyon Euro'luk tutarın karşısında "nakit" ifadesi ve Süleyman Aslan'ın isminin baş harflerinin olduğu ifade ediliyor.

  • Sarraf, iç muhasebe kalemlerini açıklıyor. Ödemelerden biri bir kol saati için yapılmış. Bağlamı verilmiyor. Sarraf birçok kol saati aldığını söylüyor.

  • Mehmet Hakan Atilla'nın avukatı Cathy Fleming, sunulan yeni tapelere, e-postalara, vb. sürekli itiraz etti. İtirazlara rağmen yargıç bunları kabul ediyor.

  • Sarraf'ın şirketine ait bir iç muhasebe kaydı gösterildi. Belgede İran ticaretiyle ilgili ödenen ve alınan paralar gösterilmiyor. Sarraf, Zafer Çağlayan'a İran ticareti konusunda yüzde 50 ödeme yaptığını iddia etti. Sarraf, "Bu kazançların toplamı hesaplanacaktı" dedi.

  • Sarraf, işlemlerde aradan çıkarılmaktan endişelendiğini anlatıyor. Sarraf, "İranlıların verdiği uluslararası para transferi talimatlarını ben yerine getiriyordum ve İranlılar bunu doğrudan Halkbank'ın yapmasını istiyordu. Halkbank buna razı gelirse, ben ekarte edilecektim." ifadelerini kullandı.

  • Davayı izleyen Muhabir Kati Zavadski'nin notu: Tüm bu konuşmalar telefon tapelerinden ve e-postalardan okunuyor. Bağlamları tam olarak anlaşılmıyor. Bunları destekleyecek diğer kanıtların ne olduğu bilinmiyor. Bu kadar uzun konuşması şaşırtıcı. Ancak muhabir bunun da, Atilla'nın savunma planının parçası olduğunu söylüyor
  • Sarraf: Süleyman Aslan'a rüşvet vermek Zafer Çağlayan'a rüşvet vermekten daha önemliydi. Çünkü her şeyi kontrol eden Aslandı.
  • Sarraf, sağ kolu Happani'ye "Yarın Levent'in patronuna iki göndereceğiz. Hazır et" diyor. Sarraf: Levent'in patronu derken Süleyman Aslan'ı kastediyorum.
  • Bir telefon tapesinde Aslan'ın "Sayın bakan ve diğerleriyle birlikteydik" ifadesi var. Net olarak anlaşılamasa da "sayın bakan" ifadesiyle Erdoğan'ın değil Çağlayan'ın kastedildiği düşünülüyor.
  • Sarraf: "Şemaya eklediğim Sermaye Bankası gibi daha birçok İran bankasının Halkbank'ta hesapları var."
  • Sarraf, İranlıların bankaları, ödemeleri doğrudan yapma konusunda ikna ederek kendisini aradan çıkarmasından endişeleniyordu. Böyle bir şeyin olmaması için de Süleyman Aslan ile birlikte çalışıyordu.
  • Oturum yeniden başladı. Sarraf, Süleyman Aslan ve Halkbank ile olan ilişkilerinden ve İran'ın doğrudan ödeme yapma talebinden bahsediyor.
  • Rıza Sarraf: Başbakan Erdoğan ve Babacan İranla işlemlere (altın ticareti) yardım edilmesi için Vakıfbank ve Ziraat Bankasına şahsen talimat verdiler.
  • "El eli yıkar sonra da el yüzü yıkar" Bu ne demek? Sarraf açıklıyor: "Sayın Süleyman'ın söylemeye çalıştığı şey şuydu: Buradan ve Arap&Türk Bankası'ndan para göndermekle biz onlara yardım ediyoruz. Karşılığında onlar da bize yardım etsin."
  • Soru: "Peki o dönemde Türkiye'nin başbakanı kimdi?" Sarraf: "Recep Tayyip Erdoğan"
  • Sarraf, Ziraat Bankası ve Vakıfbank'ın da işin içine girmek istediklerini söyledi
  • Sarraf: "Onun bilgisi olmadan hiçbir şey yapacak değildim. Zaten Zafer Çağlayan'dan hiçbir şey saklamadık. Ona bilgi vermeden hiçbir şey yapmadık."
  • Sarraf ifadesinde, Türkiye Ekonomi Bakanı'nın zaman zaman şahsen Sarraf'ın banka hesaplarını kontrol ettiğini söyledi.
  • Sarraf: Yani tıpkı Zafer Çağlayan gibi bu da rüşvet istiyordu. "Bu" dediği: Süleyman Aslan, dönemin Halk Bankası Genel Müdürü
  • Sarraf: Süleyman Arslan para istiyordu, Halkbank'ın genel müdürüne rüşvet vermek için dönemin Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan'dan izin almam gerekirdi
  • Ama Süleyman Aslan aldığı büyük riskten "rahatsız olduğunu" Sarraf'a belirtmiş. Bir şekilde geleceğini garanti altına almak istiyormuş Aslan.
  • Arap Türk Bankasından onay alınca Sarraf, Süleyman Aslan'a tekrar gidip bu mekanizmayı kabul ettiklerini söylemiş
  • Sarraf açıklıyor: "Eğer parayı dolar olarak gönderseydik, Amerikan bankacılık sisteminden geçmek zorunda olurdu. Euro olarak göndersek de Avrupa bankacılık sisteminden. Ama TL olarak Türkiye'de kalıyor ve dikkat çekmiyordu."
  • Sarraf: Para Hindistan'dan Halkbank'taki hesaplarına geldiktan sonra, Halkbank bu parayı Türk Lirasına çeviriyordu. Arap Türk Bankası'na da TL olarak gönderiliyordu. Böylece uluslararası bir kurumdan geçmiyordu.
  • Peki, bankadan bankaya para gönderilmesi niye gerekliydi? Sarraf: "Araya bir banka daha koyarak paranın kaynağını gizlemek için"
  • "Oraya gidecek, sonra sana, sonra senden bana" Sarraf yineliyor: Hindistan'a ait para Hindistan'dan Halkbank'a, Halkbank'tan Arap Türk Bankası'na oradan da Sarraf'ın hesabına geçiyormuş. Sonra da ticaret yapmak için altına çeviriliyormuş.
  • Zarrab ifadesinde Eker'le, Hindistan'dan Türkiye'ye paranın nasıl aktarılacağını konuştuklarını anlatıyor. Para Halkbank'tan Arap Türk Bankası'na aktarılacakmış.
  • Şimdi de Özgür Eker'le Zarrab arasındaki bir telefon konuşmasının kayıtlarına geçildi. Eker o tarihte (Ekim 2012) Arap Türk Bankası'nda çalışıyormuş.
  • Şimdi de bazı kartvizitlere bakıyorlar.Kadri Kaleli'den Swiss Otel'de yapılmış bir toplantıda alınan kartvizit var. Süleyman Aslan ve Hakan Atilla'nın kartvizileri de var.
  • Suleyman Aslan bunun mümkün olmayacağını, İran'ın uluslararası ödemelerinin yapılmasına aracılık edemeyeceklerini ama var olan sistemle ödeme yapmaya devam edebileceklerini söylemiş.
  • Sarraf toplantıdaki ikinci konunun, Halkbank'ın yönetmeliklerin uygulanmasında İranlılara kolaylık tanıması ve doğrudan uluslararası ödemeler yapabilmelerine izin vermesi olduğunu söyledi
  • Süleyman Aslan'ın İran adına uluslararası ödemelerde aracı banka olmayı reddettiğini söyleyen Sarraf, ancak mevcut sistemle devam edebileceklerini söylediğini aktardı. Sarraf, bu sistemden kastın kendisi olduğunu söyledi.
  • Sarraf'ın çizerek anlattıklarına göre Hintli şirket Halkbank hesabı oluşturacaktı. Hindistan'da ham petrol alıcısı, doğrudan Halkbank hesabına para yatıracaktı. Fonlar başka bir Türk bankasına gidecekti. Ve Sarraf altın karşılığında parayı oradan alacaktı. Süleyman Aslan anlaşmayı baştan sona kabul etti. Tek şartı ise medyaya yansıması durumunda anlaşmanın iptal edilmesi oldu.

  • Sarraf, Zafer Çağlayan ile birlikte İran heyetiyle defalarca toplantı gerçekleştirdiklerini söyledi. Ancak bu toplantılara İran Petrol Bakanının katılmadığını söyleyerek Halkbank Genel müdürü Süleyman Aslan ve Genel Müdür Yardımcısı Hakan Atilla'nın orada hazır bulunduğunu ekledi. İranlıların toplantıda Halkbank'tan uluslararası ödemelerini yapabilmeleri için talepte bulunduğunu söyledi. Sarraf'ın anlattığına göre planın ilk kısmı İran Petrol Şirketi'nden gelen parayı Hindistan'daki Halkbank hesabına aktarmaktı. İkinci kısımda ise Halkbank şirket adına uluslararası ödemeleri yapacaktı. Sarraf ardından çizdiği tabloya eklemeler yapmak için tekrar ayağa kalktı.

  • Sarraf, İstanbul Trafik Şube Müdürü ile görüşüp bir toplantıya geç kalmamak için emniyet şeridini kullanmak üzere izin aldığını aktardı.
  • Sarraf, geçmişteki yolsuzluk tapelerine de yansıyan Zafer Çağlayan'ın özel kalemi Onur Kaya ile görüşmesini anlattı. Görüşmede Zafer Çağlayan hakkında konuştuklarını aktaran Sarraf, "İran delegeleri ile bakan arasında bir toplantı düzenleyecektik" dedi.
  • Sarraf'ın imasına göre Türkiye'nin yanı sıra Hindistan, Çin, Japonya ve İtalya da İran'a yönelik ABD ambargosunu delme konusunda rol oynadı.
  • Sarraf verdiği yeni bilgileri eklemek için önceki gün çizdiği şemanın başına geçti.
  • Sarraf ifadesine İran Ulusal Petrol Şirketi (NIOC) ve Naftarian yöneticileriyle gerçekleştirdikleri bir toplantıyı anlatarak başladı. Toplantıda Hintli iş adamlarının da bulunduğunu söyleyen Sarraf, Hindistan'dan parayı nasıl Türkiye'ye taşıyacaklarını konuştuklarını belirtti.
  • Sarraf savcının "Neden farklı kıyafetler giyiyorsun?" sorusuna "Avukatlarım yargıcın izniyle sivil giyinebileceğimi söylediler" yanıtını verdi. Sarraf ayrıca hapishanedeki tehditler nedeniyle FBI korumasında tutuluyor.
  • Rıza Sarraf salona hapishane kıyafetleriyle değil, koyu bir ceket ve açık renk gömlekle geldi.
  • Savcılar, avukatlar, gazeteciler ve izleyiciler mahkeme salonundaki yerini aldı.

İLK DURUŞMADA NE OLMUŞTU?

Sarraf, dün gerçekleştirilen duruşmada Aktif Bank ile Halkbank'ın ambargoyu delmede rol oynadığını söylemiş, dönemin Avrupa Birliği Bakan��� Egemen Bağış'ın Aktif Bank'ta hesap açabilmek için aracı olduğunu itiraf etmişti.

Sarraf, dönemin Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan'ın ise Halkbank eski Genel Müdürü Süleyman Aslan'ı İran ticaretinde ikna etmekte rol oynadığını kaydetmiş, bunun için Çağlayan'a 45 ila 50 milyon avro rüşvet verdiğini söylemişti.

��lk duruşmanın özeti, itirafların öne çıkan başlıklarıyla hazırladığımız infografik ile şöyle:

riza-sarraf-in-itiraflarinda-2-nci-gun-393851-1.