alpertasbeyoglu

Şaşırmak mümkün mü?



“Derin devlet gelenek haline gelmiş, bu ifade Osmanlı”dan bu yana kullanılıyor. Kurumların içindeki çeteleşme de diyebiliriz. Bu tür bir yapı var. Bugüne kadar bu tür bağlantıların üzerine gidilemediği için bedelini hem millet hem devlet olarak ödedik. Yürütme olarak belirli bir yere kadar gidebiliyoruz. Bu olayların üzerine yürütme, yasama, yargı birlikte çalışarak gidilmeli.”


Bu sözler Başbakan Erdoğan”a ait. Yaklaşık bir yıl önce Hrant Dink cinayetinin ardından söylemiş. Peki geçen zaman içinde ne oldu? Hrant Dink davasında, cinayetin gerisindeki asıl oluşumu ortaya çıkarmaya yönelik her hangi bir gelişme yok, olacak gibi de görünmüyor. Sanıklardan biriyle telefonda bizatihi cinayete dair “muhabbet” eden polis bile ortada yok.


Malatya”da katledilen üç Hıristiyana ilişkin soruşturmadaki skandallar birbiri peşi sıra basına yansıdı. Soruşturma sürecini tek kelimeyle özetlemek gerekirse, rezalet! Sanıklardan çok mağdurların soruşturulduğu, tehdit altında olan insanların adreslerinin açıklandığı bir dava dosyasından tutun da hasır altı edilen telefon görüşmelerine, silinen kamera kayıtlarına kadar muazzam bir karartma operasyonu.


• • •
Peki bu olup bitenlere şaşırıyor muyuz? Maalesef çok şaşırdığımızı söyleyemeyeceğim. En fazla şaşırmış gibi yapıyoruz. Öte yandan, zihnimizin bir yerinde, yaşadığımız ülkenin on yıllardır süregelen gerçeği kendini bir kez daha hatırlatıyor.


Bizim ülkemizde, devlet içindeki kimi görevlilerin Rahip Santoro, Hrant Dink, Malatya”da öldürülen Hıristiyanlar hakkındaki kanaatleri ve niyetleri esasen bu insanları katledenlerden farklı değildir. Dahası bu kişiler tek başlarına davranan, “faaliyetlerini” bireysel olarak yürüten serdengeçtiler de değildir. Organizedirler. Polisten, jandarmadan yargıya uzanan bir ağın parçasıdırlar. Onları durduran, yani “eylemi” bizzat gerçekleştirmelerinin önündeki engel devletin kurumsal kimliği açısından sorun oluşturmasıdır. Tabii bir de hayatlarının kayacak olması… Bu nedenle, itina ile eğitilmiş faşist psikopatları kullanırlar. Nitekim bizim ülkemizde bu tarz-ı siyaset, öteden beri tanık olduğumuz ve aslında herkesin bildiği ama “neme lazım” dediği bir devlet geleneğidir. Aynen Başbakan”ın dediği gibi…


•  •
Esasen hiçbir hükümet bu geleneği tasfiye çabası içine gir(e)mez bizde… Çünkü bu çok ciddi bir hesaplaşmayı, neredeyse “devrim” sayılabilecek bir yeniden yapılanmayı gerektirir; hükümetler bu riski göze alamazlar. Aksine olup bitene gözlerini kaparlar ya da gerçeği karartmanın aracı olurlar. Zaten her hükümet içinde özellikle kritik bakanlıkları üstlenen isimlerde bahis konusu geleneğin bir parçası olmasalar bile hızla “hizaya” sokulur. İslamcı basının ve AKP”ye yanaşmalık yapan liberallerin “çok düzgün bir insan” diye yere göğe sığ-dıramadığı İçişleri Bakanı Beşir Atalay, Malat-ya”daki katliamı gerçekleştirenlerin, bir gün önce polise yakalattıkları ama kendilerine teslim edilen ve eylemde kullandıkları silah için ne dedi? “Çocuk oyuncağı!”


Hatırlayın, Trabzon”daki linç girişiminden sonra o şehrin AKP”li belediye başkanı, “orda olsam ben de vururdum” demişti. İstanbul”un hâlâ görevde olan emniyet müdürü ise, benzer bir girişimi “vatandaş güzel bir tepki göstermiş” sözleriyle selamlamıştı. Daha sayayım mı? Hrant”ın katiliyle hatıra fotoğrafı çektiren güvenlik görevlileri ne oldu? Söyleyeyim. İşlerinin başındalar. Orhan Pamuk”un mahkeme kapısında linçin eşiğinden döndüğü hafızalarda… Uğur Kaymaz davasından yargılanan polislerin duruşması öncesinde Eskişehir”de neredeyse olağanüstü hal uygulamasına geçildiği de… Şemdinli davasında Yaşar Büyükanıt”ı suçlayan savcı şimdi avukatlık bile yapamıyor. Daha da sayarım, değil bu sütun, BirGün”ün sayfaları yetmez.


Tabii meselenin şu boyutunu da gözden ırak tutmamak lazım. İktidar nimetlerinden faydalanmak, çoluk çocuk, eş dost her gün biraz daha zenginleşmek dururken ne diye uğraşsınlar hukuk devleti için…

BİZİ TAKİP EDİN

359,880BeğenilerBeğen
55,851TakipçiTakip Et
1,086,621TakipçiTakip Et
7,812AbonelerAbone

BİRGÜN ÖZEL