Savaş sebebi
AYÇA SÖYLEMEZ AYÇA SÖYLEMEZ

İslam Devleti (IŞİD) Tunus’taki plajda 38 turistin, Rusya uçağında 224 yolcunun öldürüldüğü saldırıları üstlendi. Paris’ten bir önceki saldırıda, Beyrut’ta 44 kişi hayatını kaybetti. Cuma günü Paris’te 132 kişi… (Ankara saldırısının faili IŞİD mı değil mi, bilmiyoruz. Tüm saldırılarını hemen sonrasında övünerek üstlenen örgüt, Türkiye’deki hiçbir saldırıyı üstlenmedi.)

BBC’den Frank Gardner, İslam Devleti militanlarının taktik değiştirdiğini yazdı:
“Bu saldırılar aceleyle, düşünmeden yapılmış, ‘yalnız kurt’ eylemleri değil. Planlama, hazırlık, eğitim, patlayıcı ve silah temini, hedef seçimi ve ‘devşirme’ gerektiriyor. Batılı terörle mücadele uzmanları, bundan sonraki eylemlerin kişiler tarafından başlatılabileceğini düşünüyor.”

Gardner’in kişilerden kastı, tüm Avrupa’ya, hatta dünyaya yayılmış “uyuyan hücreler”. IŞİD’in internet üzerinden örgütlediği militanlarını, yine internet üzerinden harekete geçirerek bulundukları yerde eylem yapmalarını teşvik edeceğinden bahsediyor.

IŞİD’in Paris saldırısından iki gün sonra yayınladığı tehdit videosu da bu savı doğrular nitelikte. Darül Hilafe adlı internet sitelerinden 15 Kasım’da yayınladıkları “Yakında, Çok Yakında” başlıklı videosunda Paris saldırısının da güveniyle tehdidin sınırlarını genişletti, boyutunu artırdı.
“Büyük şehirlerinizde sizi köşeye sıkıştıracağız, kaçmanız mümkün değil” diyorlar:
“Nişancılar hazır, yerlerini aldılar, sizin gaflet içinde olduğunuz yerlerde, yakında çok yakında, kan bir okyanus gibi akacak. Avrupa sallanıyor, Rusya ölüyor. En yıkıcı ölümle yakında çok yakında, kan bir okyanus gibi akacak. Kremlin bizim olacak, Ural dağları geri gelecek. Kafir sarsılacak. Tataristan’da şeriatı istiyoruz. Rusya şehirleri tekbirlerle şok olacak…”

Fransa Cumhurbaşkanı Hollande, İslam Devleti’nin Paris saldırısını “savaş sebebi” olarak tanımladı. Kaldı ki içinde bulunduğumuz duruma “ilan edilmemiş Üçüncü Dünya Savaşı” adı konuldu bile. Ancak Hollande hava harekâtıyla karşılık verebileceğini düşünürken, IŞİD çoktan “karadan saldırmaya” programlanmış durumda. Hem de “büyük şehirlerde.”

Ortadoğu’yu Avrupa ve Asya’ya ihraç etmeyi planlayan (ve şakası olmayan) örgütle ilgili Türkiye ne yapıyor? (IŞİD’in petrol, silah, militan geçişini sağladığı ülke olan Türkiye.)

G20 öncesi, son bir aydır memleketin çeşitli kentlerinde IŞİD operasyonları yapılıyor. IŞİD üyeliği ve yöneticiliğiyle suçlanan 27 kişi hakkında geçen hafta hazırlanan iddianameyle de Türkiye’nin örgütün geçiş yolu olduğu ve militanların burada eğitim gördüğü kabul edildi:
“Soruşturma sırasında DAEŞ (IŞİD) isimli örgüte katılmak isteyenlerin, yurt içerisinde bazen kendi aralarında, bazen bir dernek, kitabevi veya vakıf bünyesinde ders adı altında ideolojik eğitim aldıkları, bu şahısların Suriye ve Irak’ın bir kısmında kurulduğu iddia edilen hilafet devletine hicret etmeleri gerektiği yönünde bir inancı kabul ettikten sonra, bu ülkeye geçmeyi amaçladıklarının tespit edildiği…”

“Burada bir kısmının askeri eğitim anlamına gelen ‘muhasker’ eğitimine tabi tutulmak için başka yerlere gönderildiği, bir kısmının da ‘medeni’ olarak tanımlanan cephe gerisinde faaliyette bulunan halk sınıfını oluşturmak üzere ilk etapta Able civarında yerleşimlerinin sağlandığı, sonrasında örgüt tarafından Suriye ve Irak’ta ele geçirilen bölgelerin çeşitli yerlerine gönderilmelerinin sağlandığı anlaşılmıştır.”

Emniyet verilerine göre, bu yıl düzenlenen IŞİD operasyonlarında 1700 kişi gözaltına alındı, gözaltına alınanlardan 419’u tutuklandı. Üç yıldır yapılan operasyonlarda ise toplam 2 bin 545 kişi gözaltına alındı, 584’ü tutuklandı.

Yani tutuklamaların çok büyük bölümü, son birkaç ayda yapılan operasyonların ardından gerçekleşmiş. Tutuklananların ne kadar orada kalacağı, gerçek delillerle suçlanıp suçlanmayacakları belirsiz. Hükümet örgütle bunca muhabbetteyken polis delil topladı mı, o da meçhul. Bahsettiğim iddianamede örneğin, tape’lerden ve internet sitelerinden başka doğru dürüst delil yok.

Bu operasyonların ve tutuklamaların G20 için reklam olarak görüldüğü düşünülürse, memleketin “büyük şehirlerinin” güvenliği, tam da IŞİD’in istediği gibi “Allah’a emanet”.