Savaş suçlusu George W. Bush’un rehabilitasyonu
12.03.2017 11:00 BİRGÜN PAZAR
Bush, politika konusundaki sessizliğini Trump için bozdu. Bu kişisel bir durum. Trump sadece Bush’un kardeşi Jeb’i değil  annesi Barbara’yı da aşağıladı

Vijay Prashad

Ve geri döndü. George W. Bush, boya fırçalarını bir kenara bırakarak Dallas’taki tavanarasından çıktı ve televizyon stüdyolarını ziyarete başladı. Satması gereken bir kitabı var - Portraits of Courage: A Commander in Chief’s Tribute to America’s Warriors (Cesaret Portreleri: Bir Başkomutanın Amerika’nın Savaşçılarına Saygı Duruşu)

Bush, Beyaz Saray’dan ayrılması sonrası, savaşa gönderdiği 100 gazinin yüzlerini resmettiği tuvallerine sığındı. “Hikâyelerini, dertlerini ve keyiflerini düşünüyordum” dedi People Dergisi’ne. Ellen DeGeneres’in televizyon programında ise Michelle Obama için “Espri anlayışımı sever” dedi. Michelle Obama’nın Bush’u kucakladığı fotoğraflar, sosyal medya kullanıcıları için yabancı değil. O kucaklaşma sanki Bush’un rehabilitasyonunun bir parçası gibi.

Bush, politika konusundaki sessizliğini Trump için bozdu. Bu kişisel bir durum. Trump sadece Bush’un kardeşi Jeb’i değil annesi Barbara’yı da aşağıladı ve Bush’un Irak savaşının bir fiyasko olduğunu söyledi. George W. Bush, kardeşi Jeb için Güney Carolina’da emekliliğe veda etti. Trump’a oy vermeyeceğini söyledi. Kitap tanıtım kampanyası sırasında, Bush Trump’ın göçmen politikaları ve medyaya saldırılarına karşı da ses çıkardı.
Trump’ın başkanlığına dair korku, George W. Bush’un rehabilitasyonunu kolaylaştırıyor. Trump’ın Bush’u arattığı söylemi artık bir klişe. 2016’nın Kasımı’nda Mehdi Hasan, New York Times’ta “Neden George W. Bush’u özlüyorum” başlıklı bir yazı yazdı. Hasan, Bush’un, 11 Eylül sonrası, İslam’la terörü ayrıştırdığı açıklamalarını değerlendirdi. “Günümüzde, Müslüman karşıtlığından kaynaklanan tehlikeli atmosfer ve korku tellallığı” Bush’u beğenilecek biri haline getirdi, dedi Hasan.

Irak Savaşı
IŞİD’e nefretle dudak bükmek ve Batı Asya’nın sosyal hayatlarını donduran diktatörlük ve din gibi doğu hastalıklarını küçümsemek bir şey; ABD’nin bölgedeki ulusların yok edilmesinin kaynağı olduğunu ve IŞİD gibi grupların ortaya çıkmasındaki rolünü kabul etmek başka bir şey. Nasıl olur da Irak’ın yok edilmesinin azmettiricisi olan Bush’un liberaller arasında babacan bir figür olarak görüldüğü düşünülür?

Bush’un gazileri resmetmeye başlaması kendi endişesinin bir göstergesi. Savaşın ABD üniforması giyenler için bedelini de çalışmasına eklemesi gerek. Fakat resimleri içinde Iraklı siviller ya da askerler yok. Bush’un savaşa girme kararının bedelini canıyla ödeyen milyonlarca Iraklı’dan bahsedilmiyor. Profillerin hiçbiri ABD işgaliyle işbirliği yapan sonra da Trump’ın Müslüman yasağı nedeniyle ülkeye giremeyen Iraklılar’ı içermiyor.
Yasadışı savaş: 15 Şubat 2003’te, dünyanın dört bir yanından 15 milyon kişi beklenen savaşı protesto etmek için yürüdü. Tarihteki en büyük protesto gösterisiydi. Sloganlarımızla, bu savaşın Batı Asya’da feci sonuçları olacağı konusunda uyarıda bulunduk. Görmezden gelindik. O dönemde savaşın yasa dışılığı konusunda sessiz olan BM Genel Sekreteri Kofi Annan, bir yıl sonra BBC’ye, savaşın hukuki bir temeli olmadığını, hatta BM Sözleşmesi’nin ihlali anlamına geldiğini belirtti.

Korkunç savaş: ABD’nin açılış salvosu “şok ve dehşet” doktrinini izledi. Teoriyi, yaratıcısı Harlan K. Uliman, CBS’e “Kenti etkisiz hale getiriyorsunuz. Enerjiyi ve suyu kesiyorsunuz. İki, üç, dört, beş günde, fiziksel, duygusal ve psikolojik olarak tükeniyorlar” diyerek anlattı. Bir Pentagon yetkilisi savaş için “Boyutu daha önce görülmemiş, düşünülmemiş bir düzeyde” diyecekti. Yüzlerce kruz füzesi Bağdat’ın ve diğer Irak kentlerinin üzerine yağdı. ABD, seyreltilmiş uranyum kullandı, Felluce’nin kanser oranları nükleer bomba sonrası Hiroşima’da olduğundan daha da yükseldi.

Ülkenin yıkımı: ABD işgal ettiği Irak’ı, Cenevre Sözleşmesi’ne aykırı olarak, sistematik olarak parçaladı. Bakanlıklardaki bürokratlar ve ordudaki subaylar kovuldu, ABD yetkilileri, çokuluslu şirketler lehine Irak’ı özelleştirmek için bölgeye geldi. 27 Mayıs 2003’te Savunma Bakanı Donald Rumsfeld Wall Street Journal’da Bush’un “piyasa mekanizmasını kayırmak istediğini” ve “devletin sahip olduğu girişimlerin özelleştirilmesi için gerekli hamleleri desteklediğini” yazdı. Ülke tüketilmeliydi. Ve tüketildi.

İşkence: Irak’ta işgale karşı direniş patlak verince, ABD kendini, yurtseverliğin yükselişiyle mücadele konusunda hazırlıksız buldu. ABD; Ebu Garib’de olduğu gibi çok sert işkenceler, Felluce’de olduğu gibi kitlesel şiddetle karşılık verdi. Aralık 2003’te Irak’ın çeşitli kesimlerini bir araya getirmek hâlâ mümkündü. Fakat onun yerine ABD, azalan gücünü konsolide etmek için mezhepsel ayrımları kullandı. Mukteda es-Sadr’ın Şii-Sünni birliği girişimini kırdı, birbirine karşı en mezhepçi güçleri inşa etti ve Saddam’a bağlı olanları daha sert radikallere (IŞİD gibi) dönüştürdü. Yaptırım yılları olan 1990’larda kırılgan olan Irak toplumu, ABD işgalinin basıncı altında kırıldı.

IŞİD’i yaratmak: ABD işgal kuvvetleri, tarımsal destekleri kesmeye karar verdi. Bu durum Irak’ın kuzeyindeki çiftçilerin rızkını lime lime etti. Diyala bölgesinde, çiftçiler ayaklandı. Çiftçilerden biri Saad Adnan “Amerikalılar buradan defedilecek” diyordu. Diyala ve Anbar bölgesindeki çiftçiler daha sonra 2006’da kurulan ve IŞİD’in atası olan Irak İslam Devleti’ne katılacaktı. IŞİD’in Suriyeli bir grup olduğunu ileri sürmek ABD’nin işine geliyor olabilir. Ama Irak tarihi IŞİD’i Bush’un yasa dışı savaşına çok yakından bağlıyor. Bush ve savaşının rehabilitasyonunun önemli bir parçası da bu bağlantıdan kurtulmak.

Iraklı Gazeteci Muntazar el Zeydi, 2008’de Irak’a giden Bush’a ayakkabısını fırlatıp “Bu Irak halkının veda öpücüğü, seni köpek” diye bağırmıştı. Leyt El Amari, Saddam’ın memleketi Tikrit’te bir ayakkabı heykeli yaptı. Heykelin yapılmasıyla yıkılması neredeyse bir oldu. Bush’un nasıl hatırlanacağına karar vermek daha çok Iraklılar’ın hakkı. Onların sanatı Bush’unkinden keskin. Mesajları daha ahlaki.

Çeviri: Ömür Şahin Keyif