Savaş Vadisi Akademi ne diyecek?
TUĞÇE MADAYANTİ DİZİCİ TUĞÇE MADAYANTİ DİZİCİ
Hacksaw Ridge’in savaş karşıtı bir film olduğunu iddia edemeyiz ancak filmin ana karakterinin savaş karşıtlığı üzerinden kahramanlaştırıldığını da göz ardı edemeyiz

Uzun süredir film hapsinde olan Mel Gibson son filmi Savaş Vadisi (Hacksaw Ridge) ile tek bir şeyi kanıtlamış oldu. Mel Gibson kesinlikle daha fazla film çekmeli. Nokta.

Mıhlayan savaş sahneleri
Konu savaş filmlerine gelince Mel Gibson, Braveheart filminden Apocalypto’ya kadar kendini kanıtlamış bir yönetmen. Yönetmenlik koltuğuna tekrar oturması ile Hacksaw Rigde’in savaş sahnelerinden sonra bunu bir kez daha kanıtlamış oldu. Uzun zamandır izlediğim damara basan en ham savaş sahnelerinden. Filmin ilk kısmı Desmond’un savaş alanı dışındaki hayatına odaklanıyor; ailesi, kişisel ilişkileri ve hayatının aşkını bulması. Ardından tüm bu hikâye büyük bir savaş alanında geçiyor. Ve şimdiye kadar gördüğünüz en sert, en vahşi savaş sahnelerinde buluyorsunuz kendinizi. Bu sahneler o kadar enfes çekilmiş ve kurgulanmış ki adeta siz de orada oluyorsunuz ve nereye koştuğunuzu, düşmanın nerede olduğunu siz de fark ediyorsunuz. İnanılmaz bir takip gücü sunan kamerayı ayakta alkışlamak gerek. Açıkçası ben bu sahneleri izlerken büyülendim ve donakaldım. Yüzlerce savaş sahnesi izledik ama bunun gibisini izlememiştik.

İçi dolu hikâye
Hacksaw Ridge, klasik hikâye anlatımına sahip olarak ilerleyen ve karakterler ile seyirciye dinamik ilişki kurdurabilen bir film. Bu tarzı çok seviyorum. Bir savaş filminde, savaş sahneleri haricinde etkileyici bir hikâye de bekliyorsanız, bu tam filmi. Film, İkinci Dünya Savaşı sırasında sağlık görevlisi olarak Amerikan ordusuna katılan Desmond Doss’un gerçek hayat hikâyesine dayanıyor. İş gerçek hikâyelere gelince, bu hikâyeye neyin dahil edileceği ve nelerin çıkarılacağı yönetmene bağlıdır. Mel Gibson’ın bu konudaki kararları sağlam gözüküyor. Sadece ‘Savaş bir cehennemdir’ filmlerden olmayan Hacksaw Ridge gayet ikna edici bir hikâyeye sahip. Geleneksel olmayan inancı uğruna sosyal olarak dışlanmayı göze alan ve bu kişisel inancını sonuna kadar götüren Desmond’ın zaman içinde onun bu inadına karşı duranları kazanması ve onlar tarafından takdir edilmesi aşamaları son derece etkileyici. Konusunu kesinlikle anlatmayacağım. Siz de okumayın bence. Bunu izleyerek görmek inanın daha lezzetli.

Elbette savaş karşıtı
Hacksaw Ridge’in savaş karşıtı bir film olduğunu iddia edemeyiz ancak filmin ana karakterinin savaş karşıtlığı üzerinden kahramanlaştırıldığını da göz ardı edemeyiz. Üstelik bu şiddetli sahnelerin olmadığı yani savaşın içinden geçmeyen savaş karşıtı film yapmak çok da olabilir gibi gelmiyor. Desmond Doss rolünde Andrew Garfield’den daha iyi bir oyuncu düşünemiyorum. Vince Vaughn’dan Hugo Weaving’e kadar oyuncu kadrosu dört dörtlük. Gibson’ın, filmin sonlarına doğru Desmond Doss’un “Tanrım, lütfen bir tane daha kurtarmama izin ver” dediği eylemine yeni engeller eklemesi o kadar doğru hamle olmuş ki, yönetmen adeta hikâye anlatımının nasıl olması gerektiği ve bunun görsel olarak nasıl desteklenmesi konusunda ders vermiş.

Akademi görecektir
Mel Gibson muhalefeti tam hız devam ediyor. Sarhoşken yaptığı korkunç bir açıklama sonrası adeta Hollywood’dan aforoz edilen Mel Gibson şimdi de gerçek olmamasına rağmen liberaller tarafından Trump taraftarı olmakla suçlanıyor. Halbuki internet Gibson’ın Trump aleyhinde sözleri ve videolarıyla dolu. Linç kültürsüzlüğü ne yazık ki her yerde aynı. Ancak tüm bunlara rağmen, Akademi, bir savaş alanında inanç, aşk, dostluk, affetme hakkında film yaparak adeta kefaret ödeyen bu filminden sonra, Mel Gibson muhalefetini unutup filmi pek çok kategoride görecektir. Bundan kaçamazlar. Kaçarlarsa çok ciddi bir protestoyu hak etmiş olurlar.