Savaşa inat, barış hemen şimdi!...
KEMAL ULUSALER KEMAL ULUSALER

122. gün…

İşgal hükümetinin 122. günü… Her işgalin şu ya da bu şekilde bir destekçisi, tabanı var. Destekçilerin bir kısmı bu işgalden nemalananlardır. Ya diğerleri?
İşgalcibaşı mitingde haykırıyor;
“Kardeşlerim, bunlar ‘asgari ücrete zam yapacağız’ diyorrr.”
Alandan yükselen ses; “yuuuuuuuuhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhh.”
Sanırsınız miting alanını işverenler doldurmuş.
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) 2 Ekim’de, ‘Gelir ve Yaşam Koşulları Araştırması (2014) Bölgesel Sonuçları’nı açıkladı. TÜİK verilerine göre, Türkiye halklarının yüzde 22’si yoksul.
Türkiye genelinde ortalama kişi başı medyan gelir: 11.108 TL.
Ege ve Marmara Bölgeleri dışındaki bölgelerin neredeyse tamamında vatandaşlar bu gelirin altında yaşamaya çalışıyor.
Peki, AKP en çok oyu hangi bölgelerden alıyor?
İşte bu ortalama gelirin altındaki gelirle yaşamaya çalışan vatandaşların oluşturduğu bölgelerden…
TÜRK-İŞ’in son araştırmasına göre açlık sınırı; 1.345.-TL.
TÜİK ortalama kullanılabilir gelir ise; 1.212.-TL.
Sözün özü, ortalama vatandaş açlık sınırının altında gelirle yaşamaya çalışırken, 1.500.-TL. asgari ücret vaadine “Yuhh” çekebiliyor.
Gazetemiz yazarlarından, Selçuk Candansayar ve Yankı Yazgan umarım bu konuda bir şeyler yazarlar da biz de olayı bir parça anlarız.

• • •

İki hafta önce YSK için “Sandık taşımalara onay verecektir” diye yazmıştım. YSK beni yanılttı, olur vermedi. Yine de temkinli yaklaşmaktan yanayım. Bence YSK bildiğimiz YSK. Geçmiş karar örnekleri ortada iken bir bu karar ile “Kutluyorum, alkışlıyorum” türü açıklamalar yarın sahibini ters köşeye yatırabilir.

Elbette bu karar işgalcileri ve en başta da işgalcibaşını memnun etmedi. İşgalcibaşı her zamanki gibi dün söylediğini unutup bugün veryansın ediyor. Daha önce Çin gezisinde; “Taşımalı sistem sandık güvenliği için önem arz ediyor. Yüz binlerce öğrenciyi okullara taşıyan bir ülkede bizim bunu başaramamak gibi durumumuz olamaz. Türkiye bunu başarabilir” derken bugün “YSK yanlışa düşmüştür. Bir kavramı yanlış tespit ediyoruz. Sandık taşıma olarak değil. Burada sandıkların yer belirlenmesi olarak bunu değerlendirmemiz lazım. Zaten YSK’nın yanlışa düştüğü yer de burada olmuştur” açıklaması ile kendine ters düşmüştür.

Bu bir tür ‘çevir kazı yanmasın’ politikasıdır. Sorarsanız bildik bir yanıt gelir; “Dün dündür bugün bugündür”…
İşgalcilerin bir B Planları olduğunu zaten daha önce de söylemiştim. Davutoğlu’nun; “Bu şartlarda böyle talep geldiyse ki geldi YSK’nın bunu göz önüne alması gerekirdi. Kritik dönemde bir yetki aşınması söz konusudur. Doğru olmadığına inandığımız karardır. Hükümet olarak Türkiye’nin her yerinde tedbir alırız. Karar böyle olmasa idi halkın sisteme güveni artardı. Daha rahat sandığa giderdi” biçimindeki sözlerine bakılırsa, Kürt halkını her halükârda sandıktan uzak tutma çabası süreceğe benzer.

İşgalci, işgalde ısrarlı ve inatçı. Bir tür Firavun inadı işte. Sanki bir Laz fıkrasında milletçe rol almış gibiyiz. Bu fıkrada Laz’a göre Firavun şehittir, zira; suda ölmüştür, secdede ölmüştür ve de cesedi çürümemiştir. İlla ki şehit olmak istiyorum yaygarası ile ortada dolaşan Firavunlara inat barış için sokağa çağrı yapanlara kulak verelim.

Savaşa inat, barış hemen şimdi.” demek için; Haydi! 10 Ekim’de Ankara’ya…