Savaşın döküntüleri Körfez’e taşınacak
11.06.2017 10:35 BİRGÜN PAZAR
Türkiye ve Katar işbirliği 2007’de başladı ancak son birkaç senedir ivme kazandı. Mart 2015’teki Türkiye – Katar Askeri İşbirliği Anlaşması iki ülke arasında yapılan en kapsamlı stratejik ortaklık anlaşması oldu

VIJAY PRASHAD

Suudi Arabistan ve diğer altı ülkenin Katar ile ilişkileri kestiğine dair haberler gelince Katar Dış İşleri’nden emekli bir tanıdığımı aradım. “Bu kargaşa ile ilgili ne düşünüyorsun” diye sordum. “Suudi Arabistan’ın saldırısından korkuyorum” dedi. Bu korkunun abartılı olduğunu düşündüm. İkimizin de bildiği gibi Suudi Arabistan ile küçük komşusu arasında gerilimler her zaman olmuş ve bunlar her seferinde çözülmüştü. Peki bu kez neden saldırıdan korkuluyor?

Türkiye parlamentosunda Katar’a asker yollanmasına ilişkin tasarının kabul edildiğine dair haber geldi. 2014’te bir önceki emirin gidişinden sonra, Türkiye Katar’daki üssün inşasına başlamıştı. Büyükelçi, Ahmet Demirok Türkiye’nin Katar’daki üste 3 bin askeri konuşlandıracağını söyledi. Şimdilik birkaç yüz asker var.

Bu sırada, iki gündür, Irak Halk Seferberlik Birlikleri’nden dikkate değer sayıda asker Suudi – Irak sınırına doğru harekete geçti. Bu haber ilk olarak Iraklı gazeteci Haydar Sumeri tarafından 6 Haziran’da duyuruldu. Irak hükümeti “Katar’a adil davranılmıyor” dedi. Bu askerlerin konuşlanmaları görmezden gelinemez.

Belki de Suudi müdahalesi benim sandığım gibi boş bir fikir değildir.

Müslüman Kardeşler’in hamileri

Türkiye ve Katar işbirliği 2007’de başladı ancak son birkaç senedir ivme kazandı. Mart 2015’teki Türkiye – Katar Askeri İşbirliği Anlaşması iki ülke arasında yapılan en kapsamlı stratejik ortaklık anlaşması oldu. Anlaşmaya göre Katar ve Türkiye “ortak düşmanlar”a karşı birleşecek. “Ortak düşmanlar”ın kimler olduğu anlaşmada net değil.

Net olan Müslüman Kardeşlerin hamileri; Türkiye ve Katar’ın bölge Arapları için Suudilerce yürütülen planlarca izole edildiklerini hissetmeleri. 2013’te Müslüman Kardeşler’den Muhammed Mursi’nin devrilmesi, eski Katar Emiri’nin gidişi, 2014’te Hamas ve Gazze’ye İsrail saldırısı, Turkiye ve Katar’ın vekillerinin Libya’daki yenilgisi ve Suriye Müslüman Kardeşleri’nin kademeli izolasyonu Katar ve Türkiye’ye daha yakın ilişki kurmanın ve eş güdümlü davranmanın önemli olduğunu düşündürdü. Askeri İşbirliği Anlaşması Katar ve Türkiye’nin Batı Asya ve Kuzey Afrika planlarının yavaş yavaş akamete uğraması sonrası gündeme geldi.

Katarlı bir diplomat beni 2015’in sonlarında Türkiye ve Katar’ın artan ilişkileri ile ilgili uyarmıştı. İki ülkenin de bölgesel planlarının bozguna uğramaya yakın olduğu için korktuğunu ileri sürmüştü. Suudi Arabistan, Mısır’ın yeni lideri; General Sisi ve onun Libya ve Suriye’deki müttefikleriyle ilişkilerini güçlendirdi. Yaşlı Suudi kralının ölümü ile 2015’te tahta çıkan yeni kral Salman kısa süre içerisinde en yoksul Arap ülkesi olan Yemen’e savaş açtı. Umulan bu askeri müdahalenin Suudi Arabistan lehine bir zaferle sonuçlanması ve Suudilerin bölgedeki baskınlığını artırmasıydı. Suudi Arabistan Yemen’de hedeflerine ulaşmış olsaydı, bu Katar, Türkiye ve İran gibi düşmanlarına verilen doğru bir cevap olacaktı.

Fakat beklenen zafer gelmedi. 2015’te Rusya, Suriye’ye müdahale etti ve aynı yıl Batı tarafından İran ile nükleer anlaşma sağlandı. Aniden, Suudilerin şansı döndü.

İran’ın güveni geri geldi ve Suriye savaşı Esad’ın ve Rusya’nın ve İranlı ortaklarının istediği yönde gitti. Suudi Arabistan ekonomisi bozuldu.

2015 sonunda, Suudi planı karmaşa içine girdi ve Katar ile Türkiye Suudiler’den korkmaya başladı. Suriye’deki yanlış hesaplarıyla yıpranan Türkiye, Katar’a güvenmeye başladı. Bu sırada Suudi Arabistan, ABD’ye gidip daha çok silah getirdi ve İran ile Müslüman Kardeşler’in hamilerine; Türkiye ve Katar’a karşı bir Arap – NATO ortaklığıyla ilerlemeye girişti. 2015 sonundan beri süren girişim bugün Katar’ın izolasyonu ile sonuçlandı.

Suudileri korkutan ne?

Suudi Arabistan’ın Katar üzerinde baskı kurmayı istemesinin iki nedeni var. Birincisi; Suudiler uzun zamandır krallığı reddeden İslam yorumunun başarı kazanması konusunda endişeliler. İran’ın mevcut ideolojisi; Velayet-i fakih, net bir biçimde krallık karşıtı. İran ülkenin bir kral tarafından değil hukukçulardan oluşan kurulu tarafından yönetilmesini öneriyor. Iran’ın politik teorisi daha çok liberal demokrasi benzeri ayrıca yasalar da seküler değil İslami. Böylece, İran Suudi Arabistan’ın İslami Krallık modeline karşı cumhuriyetçi bir alternatif öneriyor.

Müslüman Kardeşler de krallık karşıtı. Profesyonel üyeleri burjuvazi ayrıcalıklarını politik alana çevirmek istiyor. Hem İran hem de Müslüman Kardeşler sadece Suudileri değil bölgedeki tüm krallıkları tehdit ediyor. (Katar hariç. Katar Emiri kendi vazifesini Kardeşler’in ideolojisine uygun bir şekilde sürdürebilir)

İkincisi; Katar son yıllarda İran ile onlarca yıldan daha sıkı bir ilişki içerisinde. 9 bin 700 kilometre karelik, dünyanın en büyük doğalgaz alanını paylaşıyorlar. “Coğrafya değiştirilemez” dedi Cevad Zarif, Körfez’de yaşanan gerginliği işaret ederek. Zarif, Katar’ın İran ile olan yakınlığı ve paylaştığı doğalgaz alanlarını düşünüldüğünde Katar, Suudi Arabistan’ın kendisinden istediği gibi İran ile yaşanacak bir ayrışmayı kaldıramaz.

Trump’ın çıkmazı

Trump, Suudi Arabistan’dayken, General Sisi ve Kral Salman’la beraber, yeni açılan küresel terör karşıtı merkezinde parlayan kürenin üzerine ellerini yerleştirdi. Bu adamlar İran’ın gücü konusunda takıntılılar. Garip bir biçimde, bölgedeki terör tehditi olarak görülüyor. IŞİD ‘asıl düşman’ tahtından indirildi. Mısır ve Suudiler, bu toplantı çerçevesinde Katar’ın teröristlerin finansörü olduğunu söyledi. Bu konuşmalarla ilgili gülünç olan, Suudi Arabistan’ın da halihazırda Katar’ın yanında teröristleri finanse etmekle suçlanmasıydı. Bu terörist gruplardan Ceyş El İslam ve IŞİD gibileri, bölgede İran’dan çok daha büyük tehdit.

Ancak Trump, omuzlarında İsrail’in planlarını da taşıyor ve Suud – Mısır – İsrail aksı onu mest etmiş görünüyor. İran’ın izolasyonu Trump ekibinin planının bri parçası. Bu eğer Katar’ın alaşağı edilmesi anlamına geliyorduysa, bu plan dünyanın en büyük ABD askeri üslerinden birine Katar’ın ev sahipliği yaptığı gerçeğine rağmen olacaktı. Bu ayrılığa kolay bir çözüm yok. Suudi Arabistan’ın Dışişleri Bakanı, “Katar’ı kardeş ülke” olarak gördüklerini söyledi. Körfez İşbirliği Konseyi üyeleri olan bu iki ülke arasında savunma anlaşması bulunuyor. Katar’a son saldırı, Konsey’in varlığını tehlikeye atıyor ve Katar’ı Körfez ülkelerinden uzağa, İran’a doğru itiyor. İran Katar’a gıda yardımı ve hava sahasını açma sözleri verdi. “İran kampına girmeye hazır değiliz” dedi Katarlı diplomat, “fakat oraya doğru itiliyoruz”…

Tahran parlamentosuna IŞİD saldırısı, halihazırda karmaşık olan resmi daha da karmaşıklaştırdı. Susturulmuş bir Katar ve İran, eğer bu iki ülkenin hükümetlerini düşürmeyi başaramazsa, Suudi Arabistan için yeterli olacaktır. Irak ve Suriye savaşının döküntüleri güneye saçılıyor. Şimdiden Türkiye’de büyük sorunlara neden oldu. Şimdi bu sorunlar Körfez’in kendisine yolculuk ediyor.