Savunma hattı
GÖZDE BEDELOĞLU GÖZDE BEDELOĞLU

Ocak 2013’de gözaltına alınıp tutuklanan Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) ve Halkın Hukuk Bürosu (HHB) avukatları örgüt üyesi olmakla suçlanmıştı. İddiaya göre, 11 çelik kapıyla koruma altına aldıkları bir apartman dairesinde örgütsel faaliyet yürütüyorlardı. Baskında, yakılmak istenen evraklar ve sahte kimlikler ele geçirildiği söylendi. Avukatların 6 ay boyunca hapiste hazırlanmasını beklediği 600 sayfalık iddianamede ne çelik kapılardan, ne yakılmak istenen evraklardan, ne de sahte kimliklerden bir iz vardı. Delil karartmalarından korkulan avukatların, aylarca hapis yattıktan sonra önlerine konan iddianamede, sorguda sorulan sorulardan başka bir şey yoktu. Peki ya o evraklar, sahte kimlikler neredeydi? Yoktu. ‘Delil’ diye el konan ofisteki 3 yasal dergiden, baro ajandalarından ve dava dosyalarından ibaretti.

•••
Avukatlar 8 Mart Kadınlar Günü ve 1 Mayıs İşçi Bayramı’na katılmakla, dava süreçleriyle ilgili basına demeçler vermekle ve ‘örgüte insan kazandırmak’ gerekçesiyle birlikte tatil yapmakla suçlanıyordu. ‘Terörist’ olarak yargılanmalarına sebep, işçi eylemelerinde slogan atmak, polisler hakkında suç duyurusunda bulunmak ve çok fazla basın açıklaması yapmaktı. Avukatlar 11 ay sonra hakim karşısına çıkabildiğinde yanlarında onları savunmak isteyen binlerce avukat vardı. Tahliye edildiklerinde hapisliğin bir yılını çoktan doldurmuşlardı. İddianameye göre, ‘devleti işkence yapan, tecrit uygulayan, hapishanelerde imha eden bir yapı olarak göstermişler ve halkı devlete karşı alenen kışkırtmışlardı.’ Bütün bu suçları, ÇHD ve HHB avukatları olarak topluca baktıkları davalarla işlemişlerdi. Engin Çeber’in Metris Cezaevi’nde, Festus Okey’in Beyoğlu Polis Merkezi’nde öldürülmesi; Hayata Dönüş Operasyonları çerçevesinde Bayrampaşa ve Ümraniye Cezaevi’ndeki 17 tutuklunun ölümü; işten atılan tekstil işçilerinin hak davaları; Gezi’de polis şiddetinin neden olduğu yaralanma ve ölümler; kentsel dönüşüm mağdurları; kayıplar; cezaevlerinde ölümcül hastalığına rağmen tahliye edilmeyen mahkumlar...

•••

11 çelik kapılı kozmik odalarda örgütsel faaliyet yürüttükleri iddiası hiçbir zaman kanıtlanamayan ve OHAL KHK’leriyle bir kez daha ofisleri basılıp kapatılan ÇHD ve HHB avukatları yine değişmeyen nedenlerle hedefte. Polisin öldürdüğü Dilek Doğan ve Berkin Elvan davalarında savunma yapmak; Soma ve Ermenek’te ölen yüzlerce madenci ailesinin hakkını aramak; Cizre, Sur, Reyhanlı ve Silvan’da yaşananlarla ilgili heyet oluşturup gözlem raporu paylaşmak; KHK ile ihraç edildikleri işlerine dönmek için açlık grevine başlayan ve sonrasında ‘terör üyeliği’ suçlamasıyla tutuklanan eğitimci Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’nın savunmalarını üstlenmek... Eğitimcilerin, 14 Eylül’de görüleceği duyurulan duruşmadan 2 gün önce gözaltına alınan avukatlar, 9 günlük sürenin ardından dün tutuklandı. Nuriye ve Semih de, ‘personel yetersizliği ve provokasyon ihtimali’ gerekçesiyle duruşmaya getirilmedi. Mahkeme, eğitimcilerin ifadelerinin alınamadığı gerekçesiyle tutukluluğun devamına karar verdi. Açlık grevinin 198. gününde olan Nuriye ve Semih’in sağlık sorunları her geçen dakika ağırlaşırken dava 28 Eylül’e ertelendi. Yürüme ve yazmakta zorluk yaşayan; şiddetli böbrek ve sırt ağrısı çeken Nuriye ve Semih için 15 gün çok uzun bir süre. O güne kadar konuşamayacak duruma gelmeleri ise çok gerçekçi bir endişe...

•••

Türkiye’yi aşan bir ilgiyle takip edilen dava öncesi avukatları gözaltına alınıp tutuklandı. Personel yetersizliği gibi çözümü basit bahanelerle suçlamaları cevaplamaları engellendi. İradeleri dışında ifade veremeyişleri tutukluluklarının devamına gerekçe sayıldı. 15 gün sonrasına atılan duruşma tarihine kadar Nuriye ve Semih konuşamayacak hale gelebilir. İstenenin tam da bu olduğunu düşünmemek için de bir neden yok. Bugün yargı boğazına kadar siyasi davalara battığı için; halkın savunma hakkı avukatlık mesleğinin yargılanmasıyla, halkın haber alma hakkı gazetecilik faaliyetlerinin dava konusu olmasıyla ve halkın haklarının korunması, aktivistlere yöneltilen ajanlık suçlamasıyla çok büyük bir saldırı altında. İnsanları bilgisiz ve savunmasız bırakmaya çalışmak da çok büyük bir aczin ve korkunun işareti.