Sayın Aziz Yıldırım
MÜSLÜM GÜLHAN MÜSLÜM GÜLHAN

1998'de yapılan seçimlerde Vefa Küçük Beyi bir oyla geçerek Fenerbahçe gibi değerli bir kulübe başkan oldunuz.

Hem sizin için, hem de Fenerbahçe için farklı bir anlayışın yaşama geçmesine bu süreçten sonra başlanıldı. Tabi bütün sorumluluk size aittir.

Futbol ile ilginizde, Düzce’de amatör bir takımda oynamaktan başka bir süreç gözükmemekte. Aldığınız inşaat mühendisliği eğitimi, sizin uluslararası müteahhitlik kimliğini kazanmanıza neden oldu.

Düzce’de yetişip bir üniversiteye gitmek ve bölüm bitirmek, koşulları değerlendirdiğimizde önemli bir çıkışı ve özveriyi içinde barındırdığı bir gerçektir.

Başkanlığınız döneminde futbol takımı ile 6 lig şampiyonluğu 7 lig ikinciliği yaşanmıştır. UEFA Şampiyonlar Ligi çeyrek finaline ve UEFA Avrupa Ligi yarı finaline başkanlığınız döneminde ulaşılmıştır.

Başkanlığınız döneminde, 2010-2011 sezonunda futbol, kadınlar ve erkekler basketbol, kadınlar ve erkekler voleybol branşlarında lig şampiyonu olmuş, 5'te 5 şampiyonluk yaşanmıştır.

Başkanlığınız döneminde kulüp yatırımlarına büyük önem verilmiş, Şükrü Saraçoğlu Stadı parça parça yıkılarak yeniden yapıldı. Ayrıca basketbol takımına yepyeni bir salon yapıldı: Ülker Sports Arena.

Düzce Topuk Yaylası'nda kamp tesisleri yapılmış, Faruk Ilgaz tesisleri yenilenmiş, Ankara'da konaklama tesisi yapılmıştır.

Bunların hepsi çok önemli ve kulüp için beklenilen başarılar ve tesislerdir.

Ama, Fenerbahçe Kulübü taktir edersiniz ki önemli bir kurum ve markadır. Duygusal kitlesi oldukça fazladır ve sizin yaptıklarınızın çok fazlasına ihtiyaçları vardır.

Türkiye’de üç büyükler kavramının paydaşlarından biri Fenerbahçe’dir. Fenerbahçe’nin kendi başına taşıdığı misyon ve tarihsel süreç, onun Türkiye sınırları içinde kalmasına izin veremez.

Fenerbahçe’nin hangi reel analizini yaparsanız yapınız, rasyonel olarak karşınıza çıkacak sonuç, Avrupa Kupalarında final oynaması gerektiği üzerinde kesişir.

Alacağı oyuncular ve anlaşacağı teknik adamların hepsi bu hedef doğrultusunda ve kalitesinde donanımlara sahip olmak zorundadır.

Fenerbahçe, hiçbir kişinin veya kişilerin kişisel hareket alanı olarak görülemez ve kişisel ihtiraslar uğruna beklentilerini bir kişinin içine sıkıştıramaz.

Fenerbahçe, uzun bir süredir sizin içinize sıkışmış durumda ve tüm kişisel beklentilerinizi Fenerbahçe üzerinden kitleselleştirme çabanız kulübü artık hareket edemez hale getirmiştir.

Fenerbahçe için kurduğunuz hayaller ile sizin gerçekleriniz uyuşmamaktadır.

Buradaki açmazınız; sporun kendi evrensel kültürü ile sizin yöresel kültürünüz arasındaki çatışmadır. Ne yazık ki siz de bu ülkenin yönetim mekanizmalarının bir parçası olduğunuz için, maço ve erkek egemen kimlik tavırlarınız, sizin evrensel boyuta ulaşmanızı engellemektedir.

Sizin yönetim anlayışınız Kral Franco ve Slazar dönemlerinde denendi ve bitti.

Spor ve futbol artık evrensel bir tanıma ve kimliğe sahiptir. Ya buna uygun yönetim anlayışı ile hareket edilir ya da yönetilen kulüp hiçbir şekilde bu değerin içine katılamaz.

Dışlanırsınız.

Kendi anlayışınızdan dolayı dışlanırsınız.

Fenerbahçe’nin, potansiyeli ve marka değerini oluşturan tarihsel süreci, onu Real, M. United, Bayern ve Barcelona gibi takımların içinde olmasını zorunlu kılar.

Bu hedefe ulaşmak için ne yazık ki sizin yönetim anlayışınız yeterli değildir.

Sizin eksiklikleriniz veya ticari ilişkileriniz, Fenerbahçe’nin kaderi veya belirleyici ana faktörü olamaz.

Çünkü yeterince eksik kaldı.

Büyük kulüpleri kulüp yapan, sahip oldukları prensiplerdir. Bu prensiplerin oluşumu kulübün tarihsel misyonu ve kitlesel beklentileri tarafından sağlanmıştır.

Her yönetim bu prensiplere göre kulübü yönetir ve bu prensiplere göre hedefleri ortaya koyar, transfer yapar, teknik adamla anlaşır.

Hiç kimse “ben istedim oldu” diye bir lükse sahip değildir.

Başarı bunun arkasından gelir ve sürdürülebilir bir başarı süreci ancak böyle yaşanır.

Ne yazık ki sizin yönetim anlayışınızla Fenerbahçe’de tüm bunlara ulaşmak mümkün gözükmüyor.

Fenerbahçe için en ciddi hedefe Zico ile ulaşmak mümkünken, Zico’nun etkisinin sizin önünüze geçmesinden dolayı bundan çok rahatsız oldunuz ve ortaya çıkan en küçük sorunu kullanarak, çok rahatlıkla bu dönemi bitirdiniz. Çünkü maço yöresel refleksleriniz sizi rahatsız etmişti.

Örneğin, soyunma odasına girmek ve istediğinizi söyleme refleksinizin engellenmesi.

İşte bu reflekslerinizi çok rahat Fenerbahçe’nin hedeflerinin önüne geçirmektesiniz. Sebep-sonuç değerlendirmesi siz hiçbir şekilde bağlamamaktadır.

Bu cesaretinizin kaynağı, maalesef Türkiye’deki ‘korku’ ve ‘algı yanılgısı’ içindeki anlayışın karşılık bulmasıdır. Bu sizin için kuvvet arz ederken, futbol kulübü için yetersizlik ifadesidir.

Hiçbir şekilde “ben yaptım oldu”nun futbolda karşılığı yoktur, muhakkak cezası vardır. İşte Bursaspsor’dan sizin aldığınız Franco ve onun karşılığında heba ettiğiniz Van Persie.

Bunu dünyada kimseye izah edemezsiniz. Bu kadar üst düzeyde bir oyuncunun, bir kulüpte olması gereken yer ile getirildiği yer arasındaki farkı.

Çünkü siz ancak Franco’ya hitap edip etki altına alırsınız. Franco, yerel reflekslerinizin karşılığını bulabileceğiniz oyuncudur ama Van Persie’de böyle bir karşılık bulamazsınız.

Artık Fenerbahçe için görevi bırakma zamanınız gelmiştir. Süreç çoktan Fenerbahçe’ye zarar vermeye başlamıştır.

İşin kötü tarafı; sizin bu yöresel anlayışınız karşılık bulduğu için bazı başkanlar, örneğin Fikret Orman gibi, sistemin içinde kalmak için çırpınan kişiler, sizin reflekslerinizi kullanmaya çalışmaktadır. Tabii ki bilmiyor; bu refleksler farklı cesaretlerle ortaya çıkar.

Umarım kendi alanımla ilgili bir şeyleri izah etmişimdir.

Saygılarımla.