Anasayfa SİYASET Seçim fırtınası döneminin sonu: 2019 Yerel Yönetim Seçimleri

Seçim fırtınası döneminin sonu: 2019 Yerel Yönetim Seçimleri

Seçimin en kritik illerinden biri Adana. Cumhur ittifakı destekçisi oranı yüzde 38,9, tüm ötekileştirilmiş partilerin seçmenleri yüzde 45,5 oranında. Bu durumda HDP’ye oy vermiş seçmenlere iktidarın kucak açma çabasının anlamı ortaya çıkıyor

Sezgin TÜZÜN

31 Mart 2019 seçimleri, 2014 – 2019 arasındaki seçim fırtınası (5 yılda 7 seçim) döneminin sonunu oluşturuyor. Hem de göle çalınan maya tutsa da tutmasa da 31 Mart seçimleri, seçim fırtınası döneminin son seçimi(!) Çünkü maya tutmuşsa, mevcut kara-kucak sistemine devam edileceği için seçimlere pek gereksinim duyulmayabilir. Eğer maya tutmamışsa, mayayı tutturmak için yeni politikalar gerekecek ki, olmayan oldurulsun. Bunun için de seçim (denenmiş ve kullanılarak etkisi tüketilmiş yol olarak), geleceğin olmazsa olmaz koşulu olmayabilir.

2014 Yerel Yönetim Seçimleri ve Büyükşehir Belediye Başkanlığı

30 Mart 2014 yerel yönetim seçimleriyle yürürlüğe giren 6360 sayılı Büyükşehirler Yasası, Büyükşehir statüsü kazanan il ve belediye sayısını 30’a çıkardı. Bu illerde belediye sınırlarının genişletilerek il ve ilçe mülki sınırlarıyla eşitlenmesi ortaya yeni bir kamu tüzel kişiliği de çıkarmış oldu. Bu yeni kamu tüzel kişisi, Büyükşehir Belediye Başkanı olarak Vali gibi kır/kent ayrımı olmadan ilin tamamından sorumlu. Ne var ki validen farklı olarak atamayla değil seçimle göreve gelen ilin en üst yöneticisi. Ancak, yasayla iktidar adına ilin kır/kent yerleşim alanlarına yapılacak yatırımları izlemek ve koordine etmek üzere kurulacak koordinasyon kurulu başkanlığına atanmış vali’nin getirilişi, illerin seçilmiş yöneticilerini de doğrudan iktidara bağlamış oluyor.

30 Mart 2014 yerel yönetim seçimleri, Gezi eylemlerinden 9-10 ay, 17-25 Aralık’tan üç ay sonra yapıldı. AKP iktidarı Gezi eylemlerini -emperyalistler ile solcuların- ve 17-25 Aralık rüşvet-yolsuzluk iddialarını kendilerine karşı -fetullahçı paralel yapının- komplosu / kalkışması olarak tanımlayıp yerel yönetim seçimlerinden başarıyla çıktı. Ve bu sonuçla birlikte Türkiye’nin sistem değişikliğine yönelen seçim fırtınası dönemi de başlamış oldu.

Seçim fırtınası döneminin ilk seçiminde 30 ilin Büyükşehir Belediye Başkanlıklarından 18’ini AKP, 6’sını CHP, 3’ünü Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) 3’ünü de HDP (2’sini o bölgede katıldığı Barış ve Demokrasi Partisi adıyla, 1’ini de bağımsız adayıyla) kazandı. Ancak seçimi kazanan üç büyükşehir belediye başkanının yerine kayyım atandı. Bunlar Diyarbakır, Mardin ve Van’ın seçilmiş başkanlarıydı. Beş belediye başkanı (Ankara, Balıkesir, Bursa, İstanbul ve Ordu), reislerince kendilerinde metal yorgunluğu saptanınca istifa istemine uymak zorunda kaldılar. Bu arada Kayseri, Konya, Malatya, Samsun ve Şanlıurfa belediye başkanları ise 2015 (ve / ya da 2018) genel milletvekili seçimlerinde milletvekili adayı yapılarak parlamentoya taşındı.

AKP’nin büyükşehir belediye başkanlığından milletvekilliğine geçirilen beş güzide başkan-milletvekili ise, kayıtlı seçmen bazıyla en çok oyu alan büyükşehir belediye başkanları arasından seçilmişler. Adı geçen başkanların oyu kayıtlı seçmenlerin yüzde 46,5 ile yüzde 55,3 arasında değişiyor. Bu AKP’nin yüksek oy potansiyeli olan belediye başkanlarını milletvekili seçimlerinde yeniden aday yaparak 2015 ve 2018 seçim süreçlerinde parti oyunu arttırmak için araç olarak kullandığını ve bu iller açısından parti oyunu ileriye götürecek başka AKP adayı bulmakta zorlanıldığını gösterebilir. Veya AKP’nin seçimde oy kazanım işlevinin parti örgüt çalışmaları odağından çıkarak, tamamen kişi kültüne dayanmaya başladığına işaret eder.

2019 yerel yönetim seçimleri yeni yönetim sisteminin devamı ya da değişimi için bu evrede bir öneme sahip değil. Buna karşın iktidarın uygulamaları, sistemin mantığına verilen onayın yön ve düzeyini ortaya çıkarması, seçmenlerin kafasında oluşan sorulara işaret etmesi açılarından büyük anlam taşıyabilir. Ve elbette kayıtlı seçmen bazıyla 2011’de 30 büyükşehirde yüzde 52,5, ülke genelinde yüzde 53,6 olan AKP + MHP oylarının, 2018’de Cumhur ittifakı olarak (tüm eşitsiz seçim koşullarına karşın) Büyükşehirlerde yüzde 44,8’e, genelde yüzde 46,2’ye gerilemesinin durdurulup- durdurulamadığını göstereceği için de önemlidir. Çünkü Cumhur ittifakı seçmen desteğinin yüzde 30’lu oranlara düşme olasılığı, iktidarın partili cumhurbaşkanlığı denetimsiz hükümet sistemi için beka sorununa neden olabilir ki, iktidar için en büyük tehlike bu olsa gerek. Yoksa valilerce kontrol altında tutulan, gereğinde görevden alınabilen belediye başkanlığı koltuklarını kimin, hangi parti adayının kazandığı pek de önemli değil.  Nasıl olsa değiştirilebilirler.

31 Mart 2019 seçimlerine bu genel girişten sonra, Büyükşehir belediye başkanlığı seçimlerine son 9 yıllık seçmen kaymaları üzerinden bakarak ileriye yönelik kimi saptamalar yapılabilir. Şimdi, bu çerçeve üzerinden büyükşehir belediye başkanlığı seçimlerinden bazılarını mevcut verilere dayalı olarak ele alıp, gelişmelerin biçim ve yönünü irdelemeye girişilebilir.

***

Partiden çok adayın öne çıktığı il: Adana

2011 genel milletvekili seçimlerinde MHP, Adana il genelinde en çok oy olan üçüncü parti oldu. İlk iki sırayı AKP ve CHP paylaştılar. Ancak 2014 yerel yönetim seçimleri,

il – ilçe belediye başkanlığı kazanımı açısından ortaya oldukça farklı ve ilginç bir dağılım çıkardı. Adana’nın 15 ilçesinin on ikisinde AKP, üçünde ise CHP birinci parti konumundayken, 15 ilçe belediye başkanlığının sekizini MHP, dördünü AKP ve üçünü de CHP alabildi.  

Adana büyükşehir belediye başkanlığını il toplamında ilk iki partiden biri olmamasına karşın yine MHP kazandı. İlçe belediye başkanlıkları, on ilçeden sekizinde AKP’den ardından gelmelerine karşın, seçimi ilk sırada bitiren MHP oldu. Bu parti aidiyetinin önüne, aday niteliğinin geçiyor oluşunun göstergesi olabilir.

Aşağıdaki tablo, 6360 sayılı Büyükşehirler yasasının belediye seçimlerinde kır / kent ayrımını ortadan kaldırması sonrası, belediye başkanlığı seçimlerinde il – ilçe ayrımı ile ilk iki partinin kayıtlı seçmen bazıyla 2011 seçimlerindeki oy oranlarını sergileyip, belediye başkanlığını kazanan partilerin dağılımını gösteriyor. Adana’da -iki istisna dışında- birinci partilerin oy oranlarının yüzde otuzun üzerinde olduğunu ve ikinci partilerin -bir istisna ile- kayıtlı seçmenlerin yüzde yirmiden fazlasının desteğine sahip olması gerektiğini gösteriyor. Bir de AKP ile MHP arasındaki oy kaymalarını.

2014 yerel yönetim seçimlerinin öncülü 2011 genel milletvekili seçimleriydi, 2019 yerel yönetim seçimlerinin öncülü ise 2018 milletvekili seçimleri. Belki 2011 – 2018 seçimleri arasındaki oy kaymalarına bakmak, yapıyı anlamak için bize bazı ipuçları verebilir.

2011 – 2018 Seçimleriyle Görünürlük Kazanan Oy Kaymaları

AKP en yüksek oy oranına 2011 genel milletvekili seçimleriyle ulaştı. Sonra da hesaplaşma ve nihai yapılanma dönemine geçildi. Bu dönem AKP’yi 7 Haziran 2015 seçimlerine gelindiğinde tek başına iktidar olunabilecek sayıda milletvekili çıkaramaz konumuna getirdi. Ve o an, İslamcı AKP – Milliyetçi MHP bloğu da oluşuverdi. Zaten tüm dünyada milliyetçiliğin yükselişe geçtiği bir dönem yaşanıyordu; AKP de, kısa süre önce ayaklar altına alıp ezdiğini söylediği milliyetçiliği, fethullahçı ümmetçilik yerine ikame ederek hem bu akımın dışında kalmadı, hem de kendine önemli bir iktidar destekçisi (paydaşı?) bulmuş oldu.

Adana milliyetçi oyların yüksek olduğu illerden biri. 2011 seçimlerinde MHP, Adana ilinden toplam kayıtlı seçmenlerin yüzde 17’sinin oyunu almıştı. AKP’nin yüzde 31,2 düzeyindeki oyuyla birlikte, neredeyse Adana ilindeki toplam kayıtlı seçmenlerin yarısının (geçerli oylar bağlamında yüzde 60-65’inin) oyunu alabilen bir güç doğuyor; ve yeni düzene koşarak gidilebilecek bir çerçeve de böylece oluşturuluyordu. Ayrıca 2014 yerel yönetim Büyükşehir belediye başkanlığı seçimleri AKP – MHP seçmenleri arasındaki oy geçişkenliğini gösterdiği gibi, buradan yeni bir sinerjinin yaratılabileceği sonucuna ulaşmanın mümkün olduğu işaretini almak, umulmadık bir şey değil.

Aşağıdaki tablo, 2011 ve 2018 milletvekili seçimlerinde AKP – MHP’nin kayıtlı seçmen bazıyla mahalle statüleri ayrımında aldıkları oy oranlarını gösteriyor.

Tablo (en azından Adana için) AKP ile MHP arasında yakalanan sinerjinin 2018’de tersine dönmeye başladığına ve bu süreçte MHP’nin, AKP’den daha fazla oy kaybıyla karşı karşıya kaldığını gösteriyor. Tablonun ortaya çıkardığı bulgulara yönelmeden bir noktanın açıklanması önemli. Bilindiği gibi 6360 sayılı yasa kır / kent ayrımını ortadan kaldırarak tüm kırsal yerleşimleri de mahalle statüsüne dahil etti. Bu kesim hem AKP’nin, hem de MHP’nin ortalamanın üstünde oy aldığı yerleşim yerleriydi ve bunlar şimdi orta ve daha alt statülü mahallelere dağılmış olarak karşımıza çıkıyor. Bu da AKP ve MHP’nin orta ve alt statülü mahallelerdeki oy kaybı etkisini azaltmış oluyor.

Mahalle statüleri (Veri Araştırma tarafından geliştirilen model ve veritabanından yararlanarak düzenlenmiş) ayrımında AKP, MHP seçmenine ve 2011’den 2018’e değişim açısından bakıldığında üç önemli nokta çıkıyor karşımıza;

Birincisi; AKP üst statülü mahallelerden alt statülü mahallelere doğru gidildikçe oy oranını arttırırken, MHP, 2011 seçimlerinde en yüksek oy düzeyine üst / orta üst statülü mahallelerde erişen bir seçmen profili sergiliyor.

İkincisi; AKP – MHP ittifakı, MHP’nin üst ve orta statülü mahallelerdeki seçmenlerini önemli oranda yitirerek AKP’nin seçmen yapısıyla benzeşmeye başladığını ortaya çıkarıyor,

Üçüncüsü ise; AKP ve MHP, orta üst ve daha üst statülü mahallelerde büyük oranda oy kaybı yaşarken, her iki partinin orta ve daha alt statülü mahallelerde de oy kaybı yaşıyor oluşu, aşınmanın genele yayılmaya başladığının bir göstergesi olabilir.

Mahalle Statüleri Ayrımında Seçmenlerin Siyasal Yönelişi

Mahalle statüleri il içinde siyasal farklılaşmanın mekana yansımasını ortaya çıkaran sosyo-ekonomik bir modelleme. Dolayısıyla özünde siyasal yönsemeleri barındıran bir çerçeveyi de, kaçınılmaz olarak taşıyor.

24 Haziran 2018 seçimlerinde Adana seçmenlerinin kullandıkları oylarla, seçmeyen kesimin (oy kullanmayanlar ile kullandığı oy geçersiz sayılanların) mahalle statüleri ayrımıda dağılımı, 31 Mart 2019 seçimleri açısından bir yön gösterici olabilir. Elbette bu yol göstericiliğin anlamı bir seçmenin önceki seçimde oy verdiği partinin adayına yine oy vereceği kabulüyle ele alınmayacaktır. Tablo, en üst statülü mahallelerden orta ve alt statülü mahallelere gidildikçe, AKP’nin oy oranının artışını gösterirken, MHP’li seçmenlerinin de AKP seçmenlerine benzemeye başladığını ortaya koyuyor. Buna karşın HDP ve İYİ partiye oy verenler göreli olarak orta, CHP’ye oy verenler ise biraz daha üst statülü mahallelerde ağırlık kazanıyorlar.

Cumhur ittifakı adayının potansiyel oyu, kayıtlı seçmenlerin yüzde 38,9’u olarak görülebilir. Buna karşılık Millet ittifakı adayının da, CHP ve İYİ partinin yüzde 32,7’lik oy potansiyeliyle yola çıktığı söylenebilir. Bu durumda büyükşehir belediye başkanlığı seçiminin sonucu iki temel ögeye bağlı olabilir. İlki, her iki ittifakın adaylarının kendi seçmen kitlelerince benimsenmesi ve kendi seçmen kitlelerinden kayıp yaşamaması. İkincisi ise, her iki adayın da kendi parti ya da ittifaklarının dışındaki kesimlerden oy kazanım potansiyeline sahip olabilmesi. Ne var ki bu tanımlanan yaklaşım, normal ve eşit koşullarda yapılan, yapılacak olan gerçek bir yerel yönetim seçimi için geçerli kavram olarak değerlendirmeye alınabilir.

Oysa yapılan seçim, iktidarca beka sorunu üzerine kurgulu ve propagandanın ana -belki de tek- sözcüsü partili cumhurbaşkanı olunca, Adana için o seçim bir tarafta Cumhur ittifakı destekcisi kayıtlı seçmenlerin yüzde 38,9’u, diğer tarafta ise tüm ötekileştirilmiş partilerin destekcisi seçmenlerin toplamı olan yüzde 45,5’lik kesimi, iki kutup olarak karşı karşıya getiriyor. Bir de  yüzde 15,6’lık seçmeyen, ama seçebilme potansiyeline sahip kitle göz önüne alındığında, Adana’da büyükşehir belediye başkanlığı seçiminin kritik durumu daha da bir açığa çıkıyor. O zaman da HDP’nin parti olarak dışlanıp, HDP’ye oy vermiş seçmenlere iktidarın kucak açma çabalarının yoğunlaşmasının ne anlama geldiği de, netleşmiş olmuyor mu?  

NOT: Mahalle Statüleri veritabanı 30 büyükşehirin tüm mahalleleri ile 51 ilin 20 bin ve üzeri nüfuslu yerleşimlerin mahallelerini kapsayan bir VERİ ARAŞTIRMA indeksidir.  Bu indeks; % 60 vergiye esas arsa metrekare fiyatları, % 30 mahalle sakinleri ortalama okullaşma süresiyle % 10 bina görünüm skalası ağırlıklı siyasal verileri de içeren, güncellenen bir veritabanıdır. Yazı VERİ ARAŞTIRMA A.Ş nin, mahalle statüleri veritabanından yararlanarak hazırlanmıştır.

BİRGÜN TV'Yİ YOUTUBE'DA TAKİP EDİN

10,919AbonelerABONE OL
- Reklam -

SON HABERLER

Nurettin Canikli’den Şaban Vatan hakkında suç duyurusu

Giresun'un Eynesil ilçesinde şüpheli bir şekilde ölen ve ölümü aydınlatılmayan Rabia Naz'ın...

Çipras’tan Erdoğan’a yanıt: Uluslararası hukuk ve AB adına konuşuyorum

Yunanistan Başbakanı Aleksis Çipras, Erdoğan'ın 'Kendine göre bir şeyler söyleyip duruyor' sözlerine...

Arzu Çerkezoğlu: Halkın iradesine saygı göstermeyenler kaybetti

DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu, 23 Haziran seçimlerine ilişkin yazılı açıklama yayımlayarak...

Diyarbakır’da silahlı kavga: 1 ölü, 1 yaralı

Diyarbakır'da, borç- alacak nedeniyle husumetli iki grup arasında, iş merkezinde silahlı kavga çıktı....

Denizli’de ahır yangını: Çok sayıda hayvan yaşamını yitirdi

Denizli'nin Pamukkale ilçesindeki ahırda çıkan yangında, 1 inek, 1 buzağı, 1 keçi, 4...

AKP Sözcüsü Çelik: İmamoğlu’nu tebrik ederiz

AKP Sözcüsü Ömer Çelik MYK sonrası açıklamalarda bulundu. Çelik, "Son seçimlerde sonuç...

Boğaziçi Köprüsü’nde intihar

Kimliği belirlenemeyen bir kişi, Boğaziçi Köprüsü'nden denize atlayarak yaşamına son verdi. Yapılan...

İktidar yenilginin faturasını Kaftancıoğlu’na kesmek istiyor

CHP İstanbul İl Başkanı Dr. Canan Kaftancıoğlu, 6 yıl önce yaptığı bazı...

Türkiye en fazla haber okuyan üçüncü ülke

En fazla haber takip eden ülkeler belirlendi. Buna göre en fazla haber...

Yeni askerlik sistemi yasalaştı

Yeni askerlik sistemine ilişkin düzenleme TBMM Genel Kurulu'nda 335 oyla kabul edilerek...

Sonraki haber