Seçim yazıları (1)…
KEMAL ULUSALER KEMAL ULUSALER

Çok uzağa gitmeye gerek yok;
2011 Genel Seçimleri, ‘2014 Yerel Seçimleri ve 2014 Cumhurbaşkanlığı Seçimleri kamuoyu nezdinde hiçbir zaman meşru olmamış ve hep şaibeli olarak anılmıştır. Devletin resmi kurumlarınca bu seçim sonuçlarının onanmış olması bir şey ifade etmemektedir. Zira bizatihi bu kurumlar (YSK, RTÜK, AYM vd) herkesin ret ettiği 12 Eylül Anayasası’nın kurumlarıdır. Böyle olmasının da ötesinde mevcut iktidarca teslim alınmışlardır. Salt 12 Eylül darbe Anayasası’nın bir ürünü olan% 10 barajı bile gayri meşruluğun bir kanıtıdır. Bu baraj sayesinde partiler hak ettiklerinin çok üzerinde milletvekiline sahip olmuştur. Milletvekili dağılımında da kendi aralarında eşitsizlik oluşmuş, 2011 seçimlerinde bir AKP milletvekili 65.440 oyla belirlenirken bir MHP milletvekili için 105.387 oy gerekmiştir. Yine bu baraj AKP’ye tek başına Hükümet olmanın yolunu açmıştır.

Yine darbe Anayasasının ürünü olarak YSK kararlarının yargı incelemesine tabi olmaması bir başka gayri meşruluk nedenidir.

Son üç seçimde de YSK, hükümet lehine uygulamalara ve kararlara imza atarken RTÜK, AKP lehindeki uygulamalara gözünü kapamış daha da ötesinde AKP’ye avantaj sağlayan uygulamalara ilişkin şikâyetleri de hiç dikkate almamıştır. AYM ise kendisine iletilen şikayetlerin kimisini hiç ele almazken incelediklerinde de hep AKP lehine kararlar vermiştir.

Darbe Anayasası’nın ürünü olan seçim barajını AYM’nin uygun bulması kendi içinde normaldir. Yine darbe ürünü kurumların kararları da öyle.

Sözün özü darbe meşru değilse darbe ürünü kurumlar da meşru değildir ve tabii ki verdikleri kararlar da.

Şimdi Mursi’yi savunurken Mısır’da ki darbeye karşı çıkan Erdoğan 12 Eylül darbesinin tüm olanaklarından sonuna kadar yararlanırken darbeyi içselleştirmekte bir beis görmemektedir.
Darbe ürünü bir Cumhurbaşkanı için bu da kendi içinde normal olsa gerek..

Son üç seçime ilişkin görüşler, Avrupa Güvenlik İşbirliği Teşkilatı (AGİT-ODİHR) raporlarında da dile getirilmiştir.

AGİT Demokratik Kurumlar ve İnsan Hakları Bürosu Sınırlı Seçim Gözlem Heyeti’nin son Cumhurbaşkanlığı Seçimi’ne ilişkin Raporunda;

Bununla birlikte Başbakan tarafından resmi konumunun kullanımıve medyanıntaraflı yayınları diğer adaylar karşısındakendisine belirgin bir üstünlük sağlamıştır. Yüksek Seçim Kurulu’nun (YSK)kampanyanın resmi başlangıç tarihi ile ilgili bir kararı, mevzuatla belirlenmiş olan kamu kaynaklarının ve resmi konumların kampanya amacıyla kullanılması hakkındaki hükümler de dahil olmak üzere, temel kampanya yasakları ve güvencelerinin uygulanmasını yaklaşık üç hafta ertelemiştir, bu Başbakan’ın lehine olmuştur.

Devlet imkânlarının kötüye kullanımı ve kampanya faaliyetleri ile önemli resmi faaliyetlerlerin açık bir şekilde ayrılmaması, ulusal mevzuata ve 1990 AGİT Kopenhag Belgesi’nin 5.4’üncü maddesi ile Yasalar Aracılığıyla Demokrasi Avrupa Konseyi Komisyonu tarafından Seçim Süreçlerinde İdari Kaynakların Kötüye Kullanılmasıyla ilgili Raporu’na (Venedik Komisyonu) ters düşmüştür.

AGİT/DKİHB’nin daha önceki tavsiyelerine ve Venedik Komisyonu’nun Seçim Konularında İyi Uygulamalar Kodu’na rağmen, mevzuatın, YSK ve alt kademe seçim kurullarının toplantılarının, gözlemcilere ve medyaya açık olmasını sağlamaması; ve bazı düzenlemelerin ve birçok kararın, kamuoyu için de erişilebilir olmamasıseçim yönetimi faaliyetlerinin şeffaflığını azaltmaktadır. YSK tarafından kabul edilen bazı düzenlemelerde yetki aşılmış ve zaman zamanmevzuata ters düşülmüştür.
Bazı örneklerde, propaganda süresi ve kampanya finansmanını da içeren YSK düzenlemeleri mevzuatta etkin olarak ayrıntılandırılmamış,YSK düzenleme yapma yetkisini aşmış veya yasayla çatışmıştır.Bazı kararlar yasal dayanaktan yoksundur.

YSK, yaklaşık% 30 fazlası da dahil, 75.708.180 adet oy pusulası bastırmış ve dağıtmıştır.

YSK’nin referans olarak gösterdiği Mahalli İdareler Seçimi Kanunu’na göre basılı fazla oy pusulalarının miktarının seçmen sayısının%15’inden fazla olmaması ve Temel Hükümler Hakkında Kanun’a göre de her sandığa 400 oy pusulasından oluşan paketler dağıtılması gerekmektedir.

Rapor bu ve buna benzer pek çok saptamayı içermektedir.

Aynı hukuksuzluk ve eşitsizlik bu seçim sürecinde de sürdürülmektedir. Tüm bu atraksiyonlarla birlikte AKP 17-25 vapuruna binmiş karanlık sulara açılmaktadır.

Haftaya bu karanlık sulardaki fırtınayı ele almak üzere, esenlikler...