Seçimler kadar helaka da hazır olmalı
HAKAN DEMİR HAKAN DEMİR

Son üç yıldır ülke ne zaman çalkantılı bir döneme girse, siyasi gündem karmaşıklaşsa ortada dönen değerlendirmelere güvensizlik duyar ve geçmişle bağı daha kuvvetli olan birilerine sorma ihtiyacı hissederim. Yakın tarihi, darbeleri, krizleri, savaşları görmüş, şimdi ise kendi halinde yaşayan yakınlarımı arar; “Bu kadar kötü bir dönemden geçtik mi? Şimdi biz bu dönemden başkasını yaşamadığımız için belki bize öyle geliyordur. Sen ne dersin” diye sorarım.

Gezi döneminde, yolsuzluk operasyonları sırasında, seçim zamanlarında hep bu yöntemi kullandım. Zamanla tümünün cevapları aynı yere doğru evrilmeye başladı. Her türlü kötülüğü yaşamış, zalimliği deneyimlemiş kuşakların bugüne dair “bu kadarı da olmazdı” cevabı hep arttı.

Bu seçim dönemini Kore Savaşı’na katılmış, 12 Eylül hapishanelerinde dört yıl yatmış, 90’ların kirli savaş ortamından etkilenmiş yakın bir akrabama sorduğumda “Tabii işkenceyi, zorbalığı, kötülüğü sonuna kadar gördük biz de ama ahlaksızlığın böyle yayıldığı bir dönemi ben hatırlamıyorum.”

Belki de bugün şaşkınlıkla karşıladığımız pek çok gelişmenin cevabı da budur; 12 Eylül Darbesi anca oturuyor.
Başlıktaki helak vurgusu işin şakası tabii. Ama bu seçim döneminde öyle şeyler yaşanıyor ki, tarif için “helak koşulları” uygun bir tabir olabilir. Zulüm, aşırılık, bolluk içinde yaşamak, varlıkla şımarmak, riya...

Maaş zammı uçuk,
cennet vaadi mantıklı

7 Haziran öncesi ülkenin birlik ve beraberliği hususunda çok önemli bir adım atıldı biliyorsunuz. Cumhurbaşkanı’nın seçim turları ve tüm devlet organizmasının tek bir partinin seçim kampanyası için seferber olması sayesinde 70 milyon birleşti. Hepimiz gece gündüz çalışıyor, desteklesek de desteklemesek de bir partinin seçim kampanyasını finanse ediyoruz. Ülke tarihinde görülmemiş bir ortaklaşma, sinerji hali.

Aldığımız sakızdan içtiğimiz suya kadar harcadığımız para ille bir şekilde dönüp dolaşıp seçim kampanyasına katılıyor.

Peki o para nasıl mı kullanılıyor? İşte burada 12 Eylül Darbesi ve henüz vefat etmiş Kenan Evren’in hizmetleri devreye giriyor. Kenan Paşa’nın en önemli mirası nedir diye sorarsanız, ne YÖK ne RTÜK ne HSYK ne MGK’dir, asıl bıraktığı milyonlarca insandır derim. Kurduğu eğitim sistemiyle, toplum ilişkilerinde hâkim kıldığı amir-memur anlayışıyla gücü kutsal belleyen, evrensel ahlak normlarından kopmuş, sopayı tutanın her yöne çekebileceği milyonlarca insan...

Böyle bir kitleyle neler yapabileceğinizi hayal edin.

Mesela asgari ücrete zam vaadini uçuk diye yuhalatabilirsiniz. Hemen arkasından “Bunlara oy verirseniz dininiz elden gider, bakın elimde Kuran var, bana vermezseniz büyük günah” diye cennet vaadinizi alkışlatabilirsiniz.

Güzel bir kitledir bu, “Maaş zammı uçuk da cennet vaadi çok mu mantıklı” diye sormazlar. Arada soranlar çıkabilir, başörtüsüne bakmadan korumalara dövdürür alandan attırırsınız. Nasıl olsa kalanlar “Yahu niye böyle yaptınız, ayıptır” demeyecektir. Dedim ya güzel bir kitle.
Başka ne yapabilirsiniz bu kitleyle? Mesela herkesin rızkıyla tek parti için seçim kampanyası düzenliyorsanız “Harama girmez mi” diye sormazlar. Alnım secde görüyor der geçersiniz. O para size helal olur. Şehir şehir gezip “CHP faşist, HDP şaklaban” dersiniz onlardan da aldığınız parayla. Hatta takriben bir on dakika sonra bu kitlenin gözlerinin içine baka baka “Tabii ben tarafsızım biliyorsunuz” der, bir alkış daha alırsınız.

Muazzamdır bu kitle. Kenan Evren özene bezene en sulak tarlalarda en güzel gübreyle yetiştirmiştir. Karşılarına geçer Diyanetin 1 milyonluk makam aracı için ‘o para ne ki ya’ dersiniz, en çok asgari ücretliler alkışlar. Beş dakika dinlenir “Kefenimden başka bir şeyim yok” dersiniz üstüne, omuzlara alırlar.

Kenan Evren öldüğünde sosyal medyada çokça “hesap vermeden gitti, bu utanç hepimizin” yorumuna rastladım. Evet, Evren hesap vermeden gitti. Bunun vebali kimimizde az, kimimizde çok ama hepimizdedir. Ama görüyorsunuz, fırsat kaçmış değil. Kurumlarından anlayışına, taktiklerinden bıraktığı kitleye kadar Evren’den miras ne varsa tepe tepe kullanan bir güruh duruyorken hesap sormanın hangi biçimi mümkündüyse, şimdi de mümkün.