Seçmeli dersi kim seçer?
ÜNAL ÖZMEN ÜNAL ÖZMEN

Okullarda zorunlu ve seçmeli diye iki tür ders vardır. Zorunlusu, devlet tarafından belirlenmiş, öğrencinin tercih hakkının bulunmadığı matematik, Türkçe gibi derslerdir. Seçmelisi, tercihi doğrultusunda velisi ile birlikte öğrencinin seçim hakkının bulunduğu derslerdir. Bu derslerin hangileri olacağını da devlet belirler fakat öğrencinin çok sayıdaki ders arasından zorlamaya maruz kalmadan bir veya birkaçını seçme hakkı vardır. Devlet, yurttaşında aradığı bilgi, beceri ve yetenekleri kazandırmak için kendince uygun bulduğu dersleri zorunlu yapar. Seçmeli dersler ise ilgi alanları ve yetenekleri farklı öğrencilere tercihleri doğrultusunda kendilerini geliştirme olanağı sunmak için vardır. Seçmeli dersler, temel ders dediğimiz zorunlu derslerle ilişkilendirilmek zorundadır. Zorunlu ve seçmeli derslerin teorik mantığı budur.

İçeriğine, işlenişine, hayattaki karşılığına ve seçim yöntemine bakarak seçmeli derslerin eğitimi demokratikleştirmesinden söz edebiliriz. Fakat ne yazık ki AKP’nin pratik mantığı sonucu seçmeli derslerin zorunlu derslerle bağı kopartıldı ve dinden seçmelileri baskı aracı olarak kullanılır oldu. AKP’nin seçmeli derslerle bu denli ilgilenmesi, aklından çıkaramadığı fakat toplumun büyük çoğunluğuna kabul ettiremediği Suudi eğitimine dönüş fikrine demokratik görünüm veriyor olmasındandır.

Ders seçiminde öğrenci veya onun adına velisi devre dışı bırakılıyor. Hemen hemen zorunlu eğitimin tüm seçmeli dersleri öğrenci tarafından değil, devlet tarafından seçilir oldu. Böylece eğitim bilimine “zorunlu seçmeli” diye bir kavram katkısında bulunmuş olduk. AKP’nin, elindeki imkanları hangi dersin seçiminde kullandığını söylemeye gerek yok. Seçilen/seçtirilen derslere baktığımızda, eğitim sistemlerinin öğrenciye tanıdığı özgürlüğün kazanılmış diğer demokratik haklar gibi iktidar tarafından nasıl alındığını görürüz.

2015-2016 öğretim yılı seçmeli ders seçimi, öğretim yılının ikinci yarısına başlar başlamaz 20 Şubat’ta sona erdi. Peki seçimi kim yaptı; tabii ki yine devlet! Bakın konuyla ilgili olarak okullara gönderilen açıklama ne diyor: “Ders seçimlerine sınıf öğretmenleri rehberlik yapacak”, “derslerin amacı, tanıtımı ve  seçimine yönelik işlemler konusunda okul müdürleri tarafından öğrenci ve velilere bilgilendirme yapılacak.” Veli ve öğrenciye düşen görev, “bilgilendirme” sonunda ikna olmak ve “velisi bulunduğum öğrencinin tercihlerini onayladığımı” bildiririm diyen fotokopiyi imzalamak!

Öğretim yılının diğer yarısında öğrenciler tercihlerini yönlendirecek dersler alacak, deneyimler kazanacak ve birçok sınava girecekken bu acele niye? Bakanlık, açıkça kimin hangi dersi seçeceğine biz karar verdiğimize göre zaman, öğretim yılının tamamlanmış olup olmaması önemli değil demeye getiriliyor. Aynı açıklamanın ders kitaplarının seçimine ayrılan bölümünde 2015-2016 öğretim yılı ders kitaplarının sayısını belirlemek için son gün olarak 27 Şubat veriliyor. Okullar bu tarihe kadar ders kitabı sayısını “Kitap Seçim Modülü”ne girmek zorunda. Demek ki bir diğer neden de önümüzdeki günlerde yapılacak ders kitabı ihalesine seçmeli ders kitaplarını dahil etmek. Öğrenci için son derece önemli eğitimsel bir karar, işin maddi boyutunun planlanmasına kurban ediliyor.

Normal ortaokullardaki (5, 6, 7 ve 8.sınıflar) öğrenciler, haftada 6 saatlik seçmeli ders tercihinde bulunmak zorunda. İmam hatip ortaokullarının 5, 6 ve 7. sınıflarındakiler 2 saat, 8. sınıf öğrencileri ise haftada bir saatlik ders seçecek. Gördüğünüz gibi normal ortaokulun seçmeli ders saati, imam hatiplere göre 4 saat fazla. Neden? Nedeni, normal ortaokul öğrencisinin imam hatip ortaokulunda zorunlu olan Peygamberin Hayatı, Kur’an-ı Kerim ve Temel Dini Bilgiler derslerini almasını sağlamak. Böylece bu derslerin zorunlu olarak seçtirildiği normal ortaokul, otomatik olarak imam hatip ortaokulu olmuş oluyor. Yani Eğitim Bakanlığı seçmeli ders uygulamasıyla bütün normal ortaokulları imam hatip ortaokuluna dönüştürüyor. Sanırım seçmeli dersi öğrencinin değil de öğrenci adına devletin seçme nedenini izah edebildim.