Sefiller...
MELİH PEKDEMİR MELİH PEKDEMİR
Mahsus böyle yapıyorlar.

Yalan, iftira, ihbar, hakaret, tehdit, şantaj...

Yaptıkları ideolojik mücadele filan değil resmen psikolojik savaş...

Kalleşlik!

Böylece, sindiririz, korkuturuz, teslim alırız diye düşünüyorlar.

Ne dedikleri de pek anlaşılmıyor, bir öyleler bir böyleler...

Kelimeleri hurdahaş ettiler, konuştukları dil kelime hurdalığından ibaret... Ağızlarından çıkan her kelime kısa sürede bir küfre, bir iftiraya dönüşüyor, biri diğerine yapışıyor. Öylece bulaşıyor kulağınıza, çiğnenmiş sakız haliyle. Duymak istemesiniz de, mümkün değil, vıcık vıcık, cıvık cıvık ekranda, sosyal medyada ve şimdi bilhassa twitter’dalar... Bir yeri kapattığınızda diğerinde yine karşınızdalar, ciyak ciyak... Hakikaten başka türlü tasviri imkânsız işte: vıcık vıcık, cıvık cıvık ve ciyak ciyak...

Sadece tiksiniyorsunuz, hepsi bu...

Çünkü hepsi düpedüz kusmuk:

BirGün’de Hrant Dink’in yazılarına Ermeni diye sansür uygulanmak istenmiş. Devrimciler artık ulusalcı olmuşlarmış. Kenan Evrenlerin yargılanmasına karşılarmış. Ergenekoncuymuşlar. Ece Temelkuran darbeciymiş. Nuray Mert zaten tescilli bir KCK’liymiş.”

İşte sürekli bunları kusup duruyorlar ve herhalde böylece maksatları da hâsıl oluyor.

Çünkü mermileri hurda kelimeler; cümlesi de kirli, cıvık bir savaşın, psikolojik bir savaşın leşkerleri.

Elbette tezgâhlarına düşmemek lazım, bizleri ne kadar kızdırırlarsa, efendilerinden o kadar aferin alıyorlar, o kadar fazla nemalanıyorlar. Meslekleri profesyonel cıvıklık... İstiyorlar ki, kendileriyle uğraşmaktan helak düşelim, zalim efendileriyle uğraşacak mecalimiz kalmasın...

Tecrübeyle sabit: Psikolojik savaş, kirli savaştır ve silahlı savaştan daha tehlikeli ve etkilidir.

Çünkü yine tecrübeyle sabit: Kirli savaş, siyasetin sefilleştirilerek devam ettirilmesinden başka bir şey değildir.

Sefil”, Arapça kökenli bir sıfattır: Birinci manası, “yoksul” demektir, ama “Alçak” manasında da kullanılır. “Sefalet” de, malum, “yoksulluktur” ve ayrıca “düşkünlük, aşağılık olma” halidir.

Müptezel sefiller ise, aydın kimliği ve hatta (utanmadan) solcu kimliği gösterip diğer aydınların ve solcuların aralarına da sızabiliyorlar. Ve böylece “fikir özgürlüğü” adına kendilerine elleşilmemesini ve hatta sahip çıkılmasını dahi talep edebiliyorlar.

Dolayısıyla, bu sefiller yüzünden, Aydın olmak ya da Solcu kimlik taşımak günümüzde cidden tehdit altındadır. Sefillerin (yoksulların) haklarını savunuyorum derken, bir bakıyorsunuz bu müptezel sefiller (alçaklar) karşınıza dikilmiş.

Varsın dikilsinler. Dedim ya, bunları ciddiye almamalı, sadece sinek muamelesi yapmalı. Yeter ki reel politikaya, yani siyasetin sefaletine (düşkünlüğüne), ancak sefaletin (yoksulluğun, ezilmişliğin)  sınıf siyaseti ile karşı konulabildiğini akıldan çıkarmayalım.

Ki bu sefiller zaten tam da bunu akıldan çıkarmamızı, bizi çıldırtmayı, kendi çukurlarına inip onlarla didişmemizi istiyorlar.

Bizi de kendileriyle birlikte cıvıtmak, ılımlılaştırmak filan istiyorlar...

Haydi oradan...

Sizleri suçlamamız bile mümkün değil. Fıtratınızda olan şeyleri söylüyorsunuz. Değil muhatap muarız olacak bir seviyenin dahi altındasınız. Bize düşen, içinde debelendiğiniz bataklığı kurutmak, sizlerle değil kölesi olduğunuz efendilerinizle hesaplaşmak.

Vıraklasınız da ciyaklasanız da çapınız belli; hepi topu birer “pediculidae” yavrularısınız.

Bilmiyorsanız bunu da benden öğrenin: Pediculidae yavrusu “Yavşak” demektir!