Sek sek
HÜSEYİN AYGÜN HÜSEYİN AYGÜN

Bakıl uzun karanlık gecelerde birden uyanır, sağ bacağıyla yataktan kalkar, yatağın bir köşesinde kesilmiş bir bacak gibi duran proteze uzanmaz, sağ bacağı üstünde ve zifiri karanlıktaki odada ya da holde sert birkaç adım atardı, bir bardak suya ulaşmak ya da ihtiyaç gidermek için, içeride sıralı yatan, aralarında bir, en fazla iki yaş olan çocuklar, hayalet gibi dolaşan Bakıl’ın tek tek ve yüklü ağır adımlarını uykularının en derininde bile hep duyardı. Bir bacak, iki bacağın yükünü taşır, zamanla ağırlaşırdı ama.

O, gecenin içinde sanki ayağının ucuyla bir taşla türlü oyunlar oynardı. Halı üstüne beyaz bir tebeşirle çizdiği şekiller içinde küçük oval taşı ayağının parmak ucuyla kaydırır, çizgilere basmadan kareleri tamamlamaya çalışırdı. Ne kadar çabalasa, uzun ve dikkatli adımlar atsa bile, taş bazen çizginin üstüne düşerdi. Bir çocuk gibi oynardı, içerideki çocuklarının oyun oynadığını bilerek, büyük bir ciddiyetle, ama berdevam bu oyunda bazen düştüğü de olur, yere boylu boyunca da uzanırdı, güçlü kollarıyla kendisi kalkmayı da bilirdi. Bir iş kazasında ayağı kesileli geçen yıllarda Bakıl, bölünmüş gecelerde hep bir Sek Sek oyunundaydı, protez olmadan insan, bir Sek Sek oyuncusudur çünkü.

sek-sek-146269-1.
Erdal’ın iki çocuğu var, oğlu Mustafa altısında, Nilayda ise üçünde, birlikte oynuyorlar, birlikte büyüyorlar, mutlaka Bakıl’ın Sek Sek’ini de oynuyorlar, ama büyük bir neşeyle. Mustafa’yla Nilayda babaları Erdal’ın sağ gözünün göz olmadığını, orada üç senedir bulunan şeyin bir protez olduğunu bilmiyor, o protezin –taşıyıcı babalarına- hiçbir şey göstermediğini bilmiyor. Onlar çocuk, çünkü kötülük bilmez çocuklar.

On bir Haziran iki bin on üçte Gezi’de en şiddetli gündü, en çok gaz o gün sıkıldı, en çok plastik mermi o gece karanlıkta atıldı. Erdal yaralananlara koştu, birden çat diye bir ses duydu, tam göz merceğinden vuruldu, hemen Divan altı seyyar Sıhhiye hastanesine götürüldü, oradan hastaneye, sonra başka hastaneye, ameliyattan ameliyata, sonra yine bir ameliyata, gözünü kaybetmişti. İlk ağrıyı, ilk tansiyonu vurulan gözde duydu, bir göz diğer göze ağlamaz derler ya, Erdal’ın çıkan gözü kalan gözüne hep ağladı, o kadar ağladı ki ağlamaktan sonunda gözyaşı kanalları kurudu.

İki gözle göreceği Mustafa’yı, saçını okşayıp, yüzünü öpeceği Nilayda’yı artık tek bir gözle görüyordu, tek göz iki gözün işini yapınca yoruldu, bozuldu, uzağı görememeye başladı. Sonunda merceğinden vurulan göze bir protez takıldı, bir şey göreceğinden değil, ona bakanlar görüyor sansın diye. İlk kananlar Mustafa ile Nilayda’ydı, hileden hiç anlamaz çünkü çocuklar. Oğlu ve kızı Erdal’ın iki gözünü birden görüyor, seviyor, Erdal ikisini tek gözle kocaman görüyor.

Günlerden On, aylardan Ekimdi, Dicle, A.Kadir’le Cafer üç candı, Tren Garı’nda halaydeyken patlayan bomba değil tepeden tırnağa dinci bir nefretti, üç arkadaş düştü, üç selvi uzandı boylu boyunca, Cafer saatler sonra hastanede açtı gözlerini, Dicleyle A.Kadir o kanlı yerden bir daha kalkamadı. Gar’ın eski taşları sustu, şehir kimseyle konuşmadı. Cafer sağ bacağının hepisini, sağ gözünün yüzde yirmisini kaybetti, vücudunda tam yirmi çelik bilye sekiz aydır durur. Ölü diye hastanede bir köşeye atıldı, inatla çarpan bir kalp yüzünden yaşadığı anlaşıldı, doktorların mücadelesiyle geri geldi. Kol değnekleriyle yürüyen, sert plastik değneklerine uzanamadığı gecelerde tek tek ağır adımlar da atıyor, ama bir proteze kavuşmak istiyor, Bakıl gibi, Erdal gibi. Bir odaya girerken, çıkarken ayağıyla kapattığı kapıyı yine kapatmak istiyor. Rüyalarında koşuyor, ama bir protezle rüyalarda değil gün ortasında, gerçekten yürümek istiyor.

Gar’da ölenler öldü, geride isli ve sımsıcak gölgelerle, bilgece sözler bir arada duruyor, vaktimiz olsa da matemlerini tutmaya, onlar için fiziken yapacak bir şey yok, toprak altında yatarlar upuzun, bizden sadece saygı isterler, oysa yaralılar için, bacağı kopanlar, Gezi’de mesela gözü çıkan Erdallar için yapacak çok şey var, onlar yaşıyor, bak aramızda.

Diyarbakır’da köyü yakılan, Avcılar’a sürülen, üniversite bitiren, kardeş, arkadaş, insan Cafer için bir protez yapalım, koltuk değneklerinden ve Sek Sek oynadığı gecelerden ve gündüzlerden çıkaralım, kendisiyle konuştuğu, yapayalnız kaldığı zamanlardan yanımıza alalım onu, Cafer Altun’u.

Kampanya irtibat adresi: https://www.generosity.com/medical-fundraising/daha-guzel-gunler-icin-cafer-ile-bir-adim-at)