Şekerci vitrinindeki çocuklar
Barış Akpolat Barış Akpolat
Bayram tatilinde sahil kasabasına gidecekken nakliyecilerle pazarlık halindeydim. Evde tişörtlerin yerini bile unutmuşken elde telefon festival takip ettim. Taşınma için kolilere uzaktan baktım. Ve bu yaz memlekete gelen yabancı isimlere bakış attım

Bayram tatilinde büyük şehirlerden Kavimler Göçü’nü andıran klasik akın yaşandı sahil kasabalarına. Ben evde oturup koli toplamaya odaklandım fakat sıcaktan sadece gidip koli alabildim. Malum plaklara özen gösteriyoruz. Plakları kendim kolileyip taşıyacağım. Kayışı sürekli bollaşan, artık beni öldür de bu işkenceden kurtulayım diyen pikabım ve iyiden iyiye bozulan amplifikatörüm yeni bir ev daha görecek. Bende bu kadar hasar olsa 30’lu yaşlarımı göremezdim. Neyse hele bir taşınayım, plaklar için en uygun taşıma şekilleri hakkında da yazacağım. Mevzunun birtakım incelikleri var. Bayram tatilini kolilere bakarak geçirdim lakin bu sıcakta sadece ama sadece gözlerimi oynatmaya mecalim vardı. Her şeyi son dakikaya bıraktım, klasik. Bu sırada Glastonbury ve Roskilde Festival’lerindeki sahneleri iç geçirerek takip ettim, standart. Foo Fighters’lar, Radiohead’ler, Arcade Fire’lar filan havada uçuştu. Eskiden olsa umudumuz vardı ama artık o da yok. Vitrindeki şekerlere uzaktan bakan çocuk gibi kaldı bir müzik sever millet.

Evde oturunca sıcaktan hareket edemiyorsunuz ama geçen yıllarda hatta belki bir 5 yıl önce yılın bu dönemlerinde o festival senin bu etkinlik benim kan ter içinde koşturuyorduk hem de gocunmadan. Sadece bir akşam üst üste konser izlemekten yorulmuş ve Ada’da balık mı yoksa Lenny Kravitz mi ikileminde kalmış bünyeme lüferi tercih ederek bir güzellik yapmıştım. Nasılsa daha önce izlemiştik değil mi? Şımarıklık işte…

Sıcak, şimdi içinde bulunduğumuz durumdan daha fazla koymuyordu, yormuyordu. İçinde bulunduğumuz durumun vahameti bir acayip. Yazın resmen festival yok. Açık alanlar boş. Yabancı gruplar şehre gelmek istemiyor. Tam 7 yıl önce geçen hafta Sonisphere yapılmıştı mesela. Organizatör Siyabend Süvari paylaşınca hatırladım. Metallica, Slayer, Megadeth, Anthrax, Rammstein, Accept, Manowar filan izlemişiz hem de İnönü Stadyumu’nda. Mekânın adı artık Vodafone Park. İşin acıklı kısmı bu bahsettiğim grup listesini Türkiye sınırlarında görmeniz artık mümkün değil. Belki Atina’dan Tel Aviv’e giden uçakları olursa Türkiye’nin hava sahasına bir girip çıkabilirler. İşte, memlekette bu grupları görebileceğiniz en yakın an o an olacaktır. Enseyi karartmayalım dedikçe enseye daha büyük tokat yedik. Yemeye de devam edeceğiz gibi görünüyor.

“Enseyi karartmayalım” diyerek bir kez daha bu yaz nelerle karşılaşabileceğimizden bahsedelim.

Neyse ki metal var

sekerci-vitrinindeki-cocuklar-311605-1.Monster Energy Presents: Rock Off ciddi bir metal festivali ve ne kadar zorlanarak bir şey ortaya çıkartmaya çalıştıklarını çok rahat gözlemleyebiliyorum. Bu yıl 29 Temmuz’da UNIQ Açıkhava’da gerçekleştirecek festival için Amon Amarth uzun süredir kesin bir şekilde listelerinde duruyor. Son olarak dün sabah metal konusunda iki favori grubumu açıkladılar. Biri Bloodbath bir diğeriyse Napalm Death. Bu arada Facebook’ta etkinlik duvarına organizasyonun yaptığı bir açıklaması var. Onu okuyabilirsiniz. Başka konuşulup direkten dönen gruplar var ki ben burada isimlerini zikredip kafaları karıştırmayayım. Ama o yazıyı okuduğunuzda bu referandumların seçimlerin, dövizin bu işte ne kadar etkili olduğunu bir kez daha anlıyorsunuz. Napalm Death ve Bloodbath kaçmaz, Amon Amarth’ın zaten memlekette müthiş bir kitlesi var. Diğer açıklanan isimler ise şöyle: Korpiklaani, Sülfür Ensemble, Black Tooth, Milk Hunter, Dinleyiciden tek bir isteğim var: Bu kadar uğraşılan etkinliklerin Facebook duvarına “o neden yok bu neden yok” diye yazmayın. Çünkü emin olun bilet kestirecek grupsa, tarihi uygunsa zaten organizatörler de düşünmüştür. Onların da en az sizin kadar zeki olduğunu düşünerek davranın. Bilet alın, destek olun ve gidip eğlenmenize bakın. Moral bozmayın.

Yaz günü Babylon havası serinletir

Bayram tatilinde en çok istediğim şey Babylon’un Kilyos’taki plajına gitmekti. Bir arkadaşım “abi orası kapandı” deyince bozulsam da çaktırmadım. Hakikaten Pozitif mekândan el çekmiş. Plajcılık biraz zor bir iş sanıyorum. Onun yerine sadece Soundgarden Festivali orada yapılacak. Babylon Çeşme’yse hâlâ açık. Çeşme’de takılıp kötü plaj müziğine maruz kalan varsa aranızda Babylon’a gidip düzgün müzik eşliğinde sahilde takılmak mantıklı bir seçim olacaktır.

İstanbul’da 9 Eylül’de Kilyos’taki eski Babylon Beach’te gerçekleştirilecek Soundgarden için isimler şöyle: Gorgon City, The Drums, Whilk & Misky, Sevdaliza, Kadebostany, Wax Tailor, Hey Douglas.

Bu arada Babylon Bomontiada’yı da unutmayalım. Avluda Caz etkinliklerinde 30 Haziran’da JazzMatizz, 14 Temmuz’da da Alper Yılmaz Trio izlenebilir. Babylon x bomontiada avlu başlıklı etkinliklerde 1 Temmuz Ülkü Aybala Sunat, 8 Temmuz’da Ediz Hafızoğlu, 15 Temmuz’da Deniz Taşar Quintet, 5 Ağustos’ta ise Jakuzi konserleri var.

Not: Bu sırada Zorlu PSM ekibinin şu sıralar delicesine içerik oluşturduğunu biliyorum.

Mix Festival 2 ve Sonar İstanbul için çalışmaları yoğun bir biçimde sürmekte. Takipte kalın. İsimler belli oldukça tekrar konuşalım.

Yazarın Diğer Yazıları
Yorumlarınız