Sen rahatça uyu, Jerzy
SEVİN OKYAY SEVİN OKYAY
Jerzy Kosinsky bir zamanlar edebiyat dünyasının parlayan yıldızıydı

Jerzy Kosinsky bir zamanlar edebiyat dünyasının parlayan yıldızıydı. Lodzlu çocuk, New York’ta dikkati üstüne çekmeyi başarmıştı. Özellikle “Boyalı Kuş / The Painted Bird” (1965) (çıkar çıkmaz okumuş biri olarak söylüyorum) insanı fena halde etkiliyordu. Kitap İkinci Dünya Savaşı’nda, Nazi işgali sırasında Doğu Avrupa ülkelerinde tek başına dolaşan Yahudi asıllı küçük bir oğlanın gözünden anlatılıyordu. Başlıca ‘kötü’ler de ona yardım etmeyen Polonyalılardı.

Gerçi yazarın “Steps / Adımlar”, “Being There / Bir Yerde”, “The Devil Tree / Şeytan Ağacı”, vs gibi kitapları da vardı ama, adıyla anılan kitap “Boyalı Kuş”tur. O çocuğun bazen kendisi olduğunu söylemesi de onu bir tür Anne Frank yapmıştı. Ancak ani şöhretinin yarattığı şüphe ve düşmanlık, hatta aşırı hayranlık nedeniyle, geçmişini araştıranlar oldu. O dönemi ailesiyle geçirdiği, onları Polonyalılar’ın sakladığı ortaya çıktı. Babası endişelenip adlarını-soyadlarını değiştirmişti, kendilerine Katolik süsü vererek hayatta kalmayı başarmışlardı.

, Varşova’da başladığı sosyal bilimler ve tarih eğitimi master’ını New York, Columbia Üniversitesi’nde tamamladı. Princeton ve Yale Üniversiteleri’nde Amerikan edebiyatı dersleri verdi. 1960’ta ilk kitabı. 1965’te “Boyalı Kuş” yayınlandı. Peter Sellers’lı “Being There” ile BAFTA aldı, Altın Küre adayı oldu.

Meşhur arkadaşları vardı, maddi durumu çok iyiydi, kadın peşinde dolaşıyor, New York’u hallaç pamuğu gibi atıyordu.

Derken düşüş başladı. Ben şahsen bu düşüşün, Jerzy’nin gerçeği yeniden yaratan hayal dünyasından ve ani, hızlı yükselişinden kaynaklandığını düşünüyorum.

Üç ana suçlama vardı: Birincisi, kitapları kendisinin yazmadığıydı. İngilizcesi yeterli değildi, bir Polonyalı çevirmen vardı. Hatta hayalet yazarlardan da söz edildi. Eğitimi ve hocalığı beni düşündürüyor. İkinci olarak, “Being There”i 1982 tarihli bir Polonya romanından çaldığı söyleniyordu. Ama kitabın orijinalini okumuş olan yoktu. Üstelik hatırlarsanız Chance’ın macerasının en önemli unsurlarından biri olan televizyon, henüz keşfedilmemişti. Üçüncü suçlama ise, “Boyalı Kuş”taki çocuk meselesiydi.

Kosinski’nin edebi hayatı sona erdi. Ondan sonra tek bir kitap yazdı. Ama gene zengindi, gene etkili arkadaşları vardı. Seyahate çıkıyor, gününü gün ediyordu. Son gecesini de New York’un Üst Doğu Yakası’nda, yazar Gay Talese’nin partisinde geçirmişti. Her zamanki gibi enerjikti, hareketliydi. Eşi Kiki kocasını en son akşam dokuzda, partiden çıkmadan gördüğünü söylüyor. Ertesi gün onu küvette ölü buldu. Bıraktığı notta her zamankinden daha uzun bir uykuya dalacağını söylüyordu. “Sonsuzluk diyelim.” Elli yedi yaşındaydı.

Bir başka Polonyalı yazar, Janusz Glowacki ise, Jerzy üzerine bir roman yazdı: “Good Night, Dżerzi / Good Night, Jerzi”. Kendisi “New Jersey gibi” Cörzi diye telaffuz ederdi. Selahattin Hilav ve Ömer Madra ile onu, Avusturya soylusu eşi ile bar pavyon dolaştırmıştık. Gözü karaydı, pervasızdı. Tepebaşı’nda bir pavyonda silahlar konuşunca kavgaya katılmak için yerinden fırlamış, Hilav onu zorla oturtmuştu. Yaşamayı seven bir adamdı, konuşmayı da. Söyledikleri doğru muydu, yalan mı, bilemem. Her halükârda, keyifle dinleniyordu.

Kendisi belki daha da iyi bir yazar (senarist, oyun yazarı, roman yazarı) olan, ama hiçbir zaman arkadaşı olduğunu söylediği Jerzy kadar meşhur olamayan (ki, şart da değildir) Glowacki onu ve çevresini, o çevreyle ilişkilerini anlatmış. ‘Yanuş’un gözünden ‘Jerzi’ (YKY). Bilemeyiz tabii, ama 118’inci sayfada bir Oscar ödülü verme macerası var ki (görevli Jerzi’ye “Orospu çocuğu” diye hitap edip, tuvalete gitmek isteyince içeri birlikte giriyor, gene küfür ediyor), pardon yani diyoruz. O törende ödül verenlere de çok saygı gösterilir. Ayrıca “On Golden Pond” (1982) için ödül verdiği oyun yazarı ve senarist Ernest Thompson öyle gösteriş meraklısı ve pozcu bir şahıs ki, Jerzy kenarda kalmış.

 Peki, kitap kötü mü? Hayır, merakla okunuyor. Gerçekten böyle biri miydi, Janusz’un arkadaşı mıydı? Bilemiyoruz. Ama bence karakterlerden Roger’un sözleri meseleyi özetliyor: “Niçin, niçin? Dünya, yetenekliyi yeteneksizden, yalanı doğrudan ayırt edebilme becerisini artık çoktan yitirdiği için. Belki de başka bir nedeni vardır. Belki Amerika, Jerzi’den önce böyle birisini hiç görmediği için.”

Mümkündür.