Seni başkan yaptırmayacağız
OSMAN ÖZTÜRK OSMAN ÖZTÜRK

İstanbul Tabip Odası seçimlerine iki hafta kaldı.

Demokratik Katılım Grubu (DKG) her zamanki gibi ön seçimle adaylarını belirledi. Bu arada tabip odası seçimlerinde kendince bir rekor kırıp toplam 55 adaydan 23’ü kadınlardan oluştu. Böyle olunca, 15 Nisan günü Cağaloğlu’nu boydan boya mora boyayıp rakiplerini morartmak için, bu sene kendine mor rengi seçti.

Kıskananlar morarsın, ne diyelim!..

Ardından İstanbul’da kapısı çalınmadık tek bir hastane, aile sağlığı merkezi, toplum sağlığı merkezi, dispanser, poliklinik bırakmamak için kolları sıvadı, sahaya indi.

Hedef sadece seçimi kazanmak değil…

Bu seçimde DKG’nin alacağı her oyun sadece çağdaş, laik, demokratik bir ülkede aklın ve bilimin ışığında hekimlik için atılacak bir çentik değil, aynı zamanda, siyasal İslamcılık ve tek adam rejiminin façasına atılacak bir çizik olduğunun bilinciyle...

TTB’ye, tabip odalarına yönelik aylardır sürdürülen tehdit, baskı ve gözaltıların hesabını sormak.

• • •

Memleket siyasetine bakınca DKG karşıtlarının bu sene tek liste çıkmasını bekliyorduk ama öyle olmadı.
Geçen seçimde yandaşların listesinde yer alan milliyetçi hekimler, muhtemelen pazarlıkta anlaşamadılar, bu seçim ayrı gireceklerini açıkladılar.

Geçen seçim Taksim Meydanı’nda “Milliyetçi, mukaddesatçı, halkçı, sosyalist hekimler birleştik” diye ilan edip, hatta ortak listeyi de yapıp, sonra kendi tabanlarından tepki gelince ricat eden ulusağcılar da ayrı liste çalışması yapıyorlar.
Listeleri henüz belli değil ama aylık şu kadar, yıllık indirimli bilmem ne kadar TL’ye zayıflama paketi pazarlayan şarlatana kadar düştüklerine bakılırsa, durumları vahim.

• • •

Tabi ki, DKG’nin asıl rakibi yandaşların listesi.

Aslında daha iki ay önce Sağlık-Muhbir-Sen’in organizesinde Cağaloğlu’na gelip TTB’ye, İstanbul Tabip Odası’na “hadsiz, seviyesiz, karaktersiz, adi” diye küfürler edenler…

Peşinden haccameleri devreye sokup Nuruosmaniye Cami önünde “Dik dur eğilme, Hacamatçılar seninle!” pankartıyla eylem yaptıranlar…

Aylardır, TTB’nin isminden “Türk” ibaresi çıkarılsın, TTB kapatılsın, diye çığrışanlar kendileri değilmiş gibi utanıp sıkılmadan tabip odası seçimlerine hazırlanıyorlar.

İşin garibi, iki aydır” Hekimlikte Birlik ve Haklar Platformu adına bir “Başkan Adayı ortalıkta dolaşıyor ve de “Dinamik ekibimiz ile hazırız” mesajları yolluyor ama ortada değil bir ekip, ikinci bir isim bile yok.

Belli ki Saray terbiyesi almış, tek adama biat kültürünü içselleştirmiş bir arkadaş, nasılsa diğer Hekbirciler’in böyle bir şeyi dert etmeyeceğini biliyor.

Paylaşımlarına #cumhurbaşkanı ekleyip anında rapor etmeyi de unutmuyor.

• • •

Malûm; bizim sağcılar her ne kadar “yerli ve milli” geçinseler, sözde acayip Batı karşıtı olsalar da, aslında Batı karşısında fevkalade ezik ve komplekslidirler, bu da en çok dillerinde ifşa olur, kafa yapıları ne kadar alaturkaysa alafranga kelime kullanmaya o kadar teşnedirler.

Bu arkadaş da kuralı bozmamış, geçende mesac göndermiş, “innovatif yönetim anlayışı” ile tabip odası yönetimine talipmişler.

Hayır, İstanbul Tabip Odası başkanlığına mı, Doktor Bank CEO’luğuna mı talipsin, onu geçtim, hadi “yenilikçi”ye dilin dönmüyor da, sözde meftunu olduğun Osmanlıcada “ıslahatçı” diye bir kelime var, ondan da mı haberin yok…
“İnnovatif” ne oluyor, bilader?..

İki hafta sonra doktorlar seni güzel bir innovatiflesin de, görürsün!..

• • •

Bu arada iki de küçük uyarıda bulunayım.

Şimdi sen bu memuriyeti siyasete tahvil etmeye pek hevesli İl Sağlık Müdürü’ne güveniyorsun ya…
Güvenme!..

Kendisini asistanlığından tanırım, bir defasında aday olmuştu da, kendi servisindeki arkadaşlarından bile oy alamamıştı.
Bir de şu senin başhekimler.

Asistanları zorla tabip odasına üye olmaya gönderiyorlar…

Seçim günü herkes şu kadar kişiyi getirip oy kullandıracak, sonra Hekbirciler’in masasına uğrayıp rapor edecek, filan diye baskı yapıyorlar…

Akşama kadar kimse seçim mahallinden ayrılmayacak, akşam da gidip Tabip Odası’nı teslim alıcaz, diye emirler yağdırıyorlar, ya…

Ona da güvenme!..

Doktorlar, sizin marabanız değildir, sandıkta bir çarparlar ki, bir daha kendine gelemezsin.

Ha, tabii, bir ihtimal daha var.

Benden önce seçim kaybedenler ya rektör, ya sağlık müdürü ya da müsteşar oldu, ben de olurum bir şey, diye düşünüyorsan o başka.

Müsteşarlık değil de, şu sıralar işin içinde Bakan korumalarından dayak yemek var, gene de kıyamam sana, diğerleri olur tabi.

Ama şunu bil ki…

Seni başkan yaptırmayacağız!..