Seni beklerken
ÖZGE BAŞAK TANELİ ÖZGE BAŞAK TANELİ
Karşıdaki kitapçıya yeni kitaplar geldi. “En çok satanlar” listesindeki kitaplar yerlerini aldı en ön sıralarda.
Karşıdaki kitapçıya yeni kitaplar geldi. “En çok satanlar” listesindeki kitaplar yerlerini aldı en ön sıralarda. Telefonu çaldı birkaç kere sonra aramayı ertelediği kişileri aradı. Facebook dışında ne düşündüğü, ne yaptığı, kimlerle, nerede olduğu hakkında sorular soran olmadı. Dönüp dönüp aynı şarkıları dinledi. Sinemaya yeni filmler geldi, onlara gitti. Bazen tekil, bazen çoğul… Bazen çok uyudu, bazense çok uykusuz kaldı. Sessiz sokaklardan geçti sabaha karşı. Akşam kalabalığa karıştı. Bu kış bilmiyorum son kaç yılın en soğuk kışı olacağını duyunca kendine yün bir kazak aldı. Bilmiyorum son kaç yılın en sıcak yazında gittiğinden beri sen, o eskisi gibi gülemez oldu. Seni beklerken gidip saçlarını boyattı. Yine istediği rengi tutturamadı. Rus yazarlara merak saldı. Kitapta beğendiği cümleleri sana okumak için notlar aldı. O notları tutmak için de bir defter. Yün kazak, romanlar, defter ve kuaför derken çok az parası kaldığını fark etti. Kalanıyla bir simit aldı. Çıtır çıtır. Sıcacık. Bir rüzgâr çıktı, bir yağmur yağdı, rimellerini akıttı. Seni beklerken arkadaşlarıyla bir sokakta oturdu. Biraz balık, biraz rakı derken sabah oldu da onların muhabbetlerine hiç doyum olmadı. Evindeki eşyaların yerlerini değiştirdi, duvarları hep boyamak istediği renge boyadı. Fotoğraflarından albümler yaptı. Seni beklerken çok bahsetti senden. Çok özledi seni. Kızdı sana çoğu zaman. Makarna yedi genellikle. Yemek yapmayı öğrenmeye heves ettiyse de bu bir hevesten öteye gidemedi. Ne soğan doğramayı, ne domatesin kabuklarını kesmeyi öğrenebildi. Ne düdüklü tenceresi oldu ne de porselen yemek takımı. Ucuz plaklar buldu küçük bir dükkanda geçen pazar nasıl mutlu, nasıl hevesle döndü eve bilemezsin. Her sabah gazetesini okudu yine, tek şekerli çayıyla. Bütün balkonunu bitkilerle, çiçeklerle doldurduğu yetmiyormuş gibi eve de ağaçlar, sarmaşıklar falan almaya başladı. Hepsine isimler koydu. Seni beklerken o ağaçlar dallandı, sarmaşıklar bütün bir duvarı sardı. Gerçekten sevgiyle konuşunca daha mı hızlı ve güzel geliştiklerini anlamak için bir begonyaya sevgi sözcükleri diğerine küfürler sıraladı. Seninle ilgili ayrıntılar biriktirdi. Ve sensizlikle ilgili ayrıntılar. Bekleme salonlarındaki dergilerde başkası tarafından cevaplanmış olan testleri inceledi. Başka şehirleri gezdi, yeni insanlar tanıdı. Bazen bir an için bile olsa birilerini sen sandı.
Seni beklerken hep bir fazlalık, hep bir eksiklik hissetti içinde. Seni beklemeye öyle alıştı ki sen geldin mi bir gün hiç bilmedi, hiç fark etmedi.