Sevdiğimiz insanlar sevdiğimiz kediler
17.12.2017 11:27 BİRGÜN PAZAR
Annem iç çekip “Leyla yiğit kadındır hem,” dedi. Yiğit ne demek bilmiyorum. O yüzden yanıt vermedim. Gece üstüm açılmış. Sırtım üşüyünce uyandım. Leyla koşarak geldi, üzerime yattı hemen. Annemi öperek uyandırdım. “Anne Leyla bence yiğit kedidir,” dedim

Ahmet Büke - Yazar, Senarist

Adı Leyla.

Leyla ismini ben buldum.

Önce Leyla vardı, yani ben ona Leyla dememişken bile vardı. Bir gün karşımdayken ismini de buluvermiştim.

“Aa, Leyla olsun,” dedim.

Annem de, “Peki,” dedi.

Önce kendisi olan Leyla geldi sonra ismiyle Leyla oldu.

“Leyla’cım gel yanıma. Öpeyim seni mis kokan alnından. Karnın mı acıktı?”

İnanamadığım şeyler oldu şu hayatta. Mesela ben doğmadan önce Leyla yokmuş. Yani ben ondan önce gelmişim bu dünyaya. Annemle babam yer sofrasında yemek yerken camı tıklatmışım. Babam da perdeyi açmış.

“Hey hanım koş. Dünya güzeli bir kızımız oluyor galiba,” demiş.


Ben böyle doğmuşum işte. Annemin anlattığına göre ufacıkmışım. Babam neler anlattı kulağıma eğilip, bilmiyorum çünkü ben daha emeklemeden babamı alıp yüksek duvarlı, pencereleri olmayan bir binaya götürmüşler. Yılda iki defa annemle gidiyoruz o büyük eve. Babamı bekliyoruz. O geliyor. Camın arkasından görüyorum babamı. Her defasında yüzünü yeniden hatırlıyorum.
“Sabır,” diyor bana.

Yeterince beklersem babam bana sarılırmış bir gün.

Dönüşte ben de Leyla’ya sarılıyorum.

İşte ben doğmuşum sonra Leyla doğmuş galiba çünkü ben büyüğüm. Kediler evin çocuklarından küçük olurmuş. Annem öyle diyor.

Ben zeytin zamanı doğmuşum. Annem zeytinleri toplayıp Gazze’ye dönmüş. Babama, “Galiba bebek geliyor,” demiş. Babam da limana gidip denize taş atmış saatlerce. “İnşallah kızım olur,” diye dua etmiş durmadan. Sonra ben camı tıklatıp girmişim eve işte.

Bütün bunlar olup bittikten sonra, babam evden uzaktayken, biz babamı yılda iki defa görüyorken Leyla aniden çıkageldi.
Yolun karşısında oynuyordum. Arabaların altında onu gördüm. Sarman kuyruğunu altına almış bana öylece bakıyordu. Her yerde askerler vardı; bize evimize gitmemizi söylüyorlardı.

“Gel gidelim,” dedim.

Leyla geldi. Kucağıma aldım onu. Herkes gibi ben de koşa koşa eve vardım.

Yer soframıza sardım onu, annem görür de kızar diye. Yemek zamanı annem sofrayı serince Leyla çıktı ortaya.

“Ay bu ne” diye çığlık attı annem.

Ben de o zaman, “Ona Leyla diyelim anne. Çok güzel değil mi,” dedim.

İşte Leyla’nın isminin öyküsü böyle oldu. Şu hayatta insanın başına hep ilginç şeyler geliyor. Kedilerin de öyle oluyor galiba.
Bir gece, annemin koynunda uyumak üzereydim. Annem, “Bu kediye Leyla ismini vermeseydin keşke,” dedi.
“Neden?” dedim.

“Çünkü Leyla bizim sevdiğimiz bir insanın ismidir,” dedi.

“Leyla da bizim sevdiğimiz kedidir ama,” dedim.

Annem iç çekip “Leyla yiğit kadındır hem,” dedi.

Yiğit ne demek bilmiyorum. O yüzden yanıt vermedim.

Gece üstüm açılmış. Sırtım üşüyünce uyandım. Leyla koşarak geldi, üzerime yattı hemen.

Annemi öperek uyandırdım.

“Anne Leyla bence yiğit kedidir,” dedim.

Annem Leyla’yı aramıza aldı. Örtüyü üzerimize çekti.

Leyla mırıl mırıl bir kedi işte.