Seviye farkı
ALİ MURAT HAMARAT ALİ MURAT HAMARAT

Şampiyonlar Ligi arifesinde kritik viraj... Bir tarafta Medipol Başakşehir, öbür köşede Sevilla. Her iki takım da haftaya Endülüs'teki son raks için avantaj kovalıyor. İki ekibi kantara koyduğunuzda fark bariz... Birinin Avrupa'da kazandığı kupa sayısı, diğerinin çıktığı maça yakın. Fakat ne olursa olsun, futbol kâğıt üstünde oynanmıyor; çimlerde mücadele etmeden kazanılmıyor.

Sosyal medyada başladı kapışma ilk. Avrupa Ligi'ni kazanmayı alışkanlık haline getirmiş İspanya'nın medar-ı iftiharına sataşan bizimkiler, "bir daha kazanmak istemez misiniz" diye soruyordu. Cevap bence pek şekerdi: "Bizde ondan çok var. Siz de ilkini alsanız daha iyi olur." Kullanılan kupa emojileri de cabasıydı.

Santra öncesi Abdullah Avcı'nın sahaya sürdüğü 11 şaşırtmıyordu. Rakip ise birçok şöhretli kramponunu kulübede başlatıyordu. Yakın gelecekte asıl kadronun vazgeçilmez olması beklenen simaları Eduardo Berizzo'dan görev bekliyordu. Bugüne kıyasla, bu eşleşme şüphesiz bir ay sonra çok daha zordu. Acaba ev sahibi istediğini alabilecek miydi...

Fatih Terim Stadyumu'nda çalan Şampiyonlar Ligi Marşı'nı müteakip karşılaşma demir aldı. Önce sol kanattan giden kara tren Elia, ardından Mossoro biraz şanslı olsa 2. dakika bitmeden Endülüslüler yine santra yapacaktı. Yavaş yavaş dizginleri eline alan Sevilla, 16'da öndeydi. Soldan sokulan Escudero'nun yerden sert şutu köşeyi bulmuştu.

Skor avantajını eline alan Endülüslüler yağış dindikçe etkisini artırıyordu. Bu takımın beyniyken, Inter'in yolunu tutan Banega, Milano'da doldurduğu çilenin ardından çok sevdiği formaya yeniden kavuştuğunu adeta haykırıyordu. Arkadaşlarını bir orkestra şefi edasıyla yöneten Tangocu, ayrıca gole de yakın oynuyordu. Volkan Babacan belki de soyunma odasına daha kötü bir sonuçla gidilmesini engellemişti.

Ligde kimi maçlara Midas misali dokunan Abdullah Avcı'nın ikinci yarıdaki hamleleri merak ediliyordu. 51'de sahanın en çok Avrupa Kupası maçı oynayan futbolcusu olan Emre Belözoğlu'nun frikiği direği yalamıştı. Yağmurun şiddetlenmesiyle birlikte Başakşehir kendine geliyordu. Önce Visca, ardından Adebayor ile gole yaklaşan ev sahibi, 64'te Elia'nın ayağından skoru eşitlemişti. Top ıslanan zeminde fişek gibi gitmişti!

84'te rakip yine öndeydi. Altıpasta bomboş durumdaki Ben Yedder topuğuyla müthiş dokunmuştu. Zaman temsilcimizin aleyhine işliyordu. Uzatmalarda Başakşehir Napoleoni ile beraberliğe yaklaşsa da gelen son düdük karşılaşmanın skorunu ilan ediyordu.

Rövanş şimdi daha da zor. Umut, Kaf Dağı'nın ardında olsa da Avcı'nın talebelerini teşekkür etmeli. Aradaki fark o kadar barizdi ki...