Seyretmekle değişseydi...
UĞUR KUTAY UĞUR KUTAY

Televizyonda daha birkaç gün önce izlediğimiz bir yarışma programının tekrar yayını var; ilk izleyişimizde kaybeden yarışmacı bu sefer kazanır mı acaba diye merakla izliyoruz. Hayır, yine kazanamıyor; belli ki ilk yenilgisinden hiç ders çıkarmamış…
Dünya nüfusunun önemli bir bölümü, Türkiye nüfusunun en az yarısı olay ve olgulara böyle bir ‘tarihdışılık’la yaklaşıyor: “Belki bu sefer değişik bir şey olur”. Koskoca insan uygarlığının gündelik hayat ve gerçeklik konusunda aldığı mesafe ancak bu kadar işte...

Beat Kuşağı’nın öncüsü yazar William S. Burroughs zamanında bu konuya eğilmiş, ‘olmuş bitmiş’ yapılardan yeni anlamlar üretmeye yönelik bir estetik girişimde bulunmuştu. ‘Cut up’ denilen bu teknikte, farklı kesme-biçme varyasyonlarıyla örneğin bir cümledeki sözcüklerin yerini değiştirerek sabit bir anlam yığınından yeni anlamlar üretmek mümkün gibi görünüyordu. Burroughs’un ünlü sözü -“Language is a virus from outer space”- üzerinden örneklersek: Dil, uzaydan gelen bir virüstür. Uzay, dilden gelen bir virüstür. Virüs, uzaydan gelen bir dildir. Dil, virüsten gelen bir uzaydır. Uzay, virüsten gelen bir dildir, vd…
Burroughs bu kesme-biçme tekniğini kullanarak bir de film yapmıştı. 1996 tarihli The Cut Ups adlı bu şaşırtıcı filmde -youtube’da izlenebilir- yapısı artık sabit olan birkaç farklı görsel cümleyi (çekimleri) iç içe geçirerek yeni ve dinamik bir yapı ortaya çıkarıyordu. Böyle bir teknikle anlatıların zamansal ve anlamsal akışını bozabilirsiniz; geriye doğru gidebilir, öğelerin yerini değiştirerek olayın seyrini yeniden düzenleyebilirsiniz. Bu entelektüel oyunla birkaç gün önce izlediğiniz yarışmanın sonucunu ikinci izleyişinizde değiştirmeniz de mümkün olur. Ama sadece bir ‘seyir oyunu’ olarak, çünkü olan olmuş biten bitmiştir; görüntüler sadece ‘görünüm’den ibarettir, gerçekse bambaşka bir şeydir. En önemli şeyin diyalektik süreci çözümleyip gerçekliğin akışında yerimizi belirlemek olduğu bir dünyada bu tekniği sürekli kullanmak olsa olsa hipnotik bir etkiyle sonuçlanır; insanı sadece seyreden bir varlığa (homo-spectatoris) dönüştürür.

Burroughs’un arkadaşı Brion Gysin aynı tekniği kullanarak Dreamachine (Düş Makinesi) adlı bir cihaz yapmıştı. Üzerine belli bazı simetrik ve asimetrik şekiller oyduğu bir silindirin ortasına bir ampul yerleştiren Gysin, bu düzeneği bir pikabın üstüne yerleştirip tıpkı bir plak gibi 45 ya da 78 devirde dönmesini sağlıyordu. Yüzünü bu silindire yaklaştıran kişi (homo-spectatoris) gözlerini kapatıyor, saniyede 8-13 atımlık bir frekansın etkisiyle alfa dalgalarını -beynin özellikle sakin, uykuya yakın, hipnotik anlarında yaydığı elektriksel dalgalar- harekete geçiriyordu. Düş Makinesi’nin etkili olabilmesi için gözlerinizin kapalı olması gerek; gözünüz açıkken ‘ampulün gerçekliği’ni görüp rahatsız olursunuz, kapalıyken optik sinirler yumuşak bir şekilde uyarılarak hipnotik ve halüsinatif etkiyi sağlar.

Baştaki örneğe dönersek; Burroughs ve Gysin’in çalışmalarından bağımsız olarak, AKP-ampul ilişkisinde belirginleşen ideolojik anlamların metafor olmaktan çıkıp bu kadar somut bir şeye, toplumu ‘tarihsel gerçekliğin öznesi’ olmaktan uzaklaştırıp her türlü yolsuzluk ve kötülüğü onaylayan bir sürüye çevirmek için kullanılan bir aygıta dönüşmesi çok ilginç…

Başta ‘cut up’ olmak üzere Düş Makinesi yöntemlerini kullanarak keyifli oyunlar oynayabilirsiniz ama gündelik hayatın gerçekliğini değiştiremezsiniz. Hatta manipülasyon ne kadar güçlü olursa olsun bazen anlatının anlamını bile değiştiremezsiniz. Ben bunu languageisavirus.com adresinde ‘text manipulation’ başlığında yer alan ‘Cut Up Machine’ı kullanarak özellikle 2013’ten bu yana sıkça duyduğumuz bazı söz öbekleriyle denedim, ortaya ilginç sonuçlar çıktı. Önce orijinal metin: “Altın ihracatı yapan bir zat. Hayır işlerine girdiğini biliyorum. Eyy Amerika, eyy Almanya! Sen kimsin ya?! O kadar yol yaptık, köprü yaptık! Emri kim verdi diyorlar, emri ben verdim ben! Böyle bir şey olabilir mi?!”. Cut up: “Sen eyy yapan mı? yaptık Amerika emri verdi Böyle / kimsin verdim Hayır Eyy / yaptık kim şey olabilir O ihracatı / köprü işlerine Emri biliyorum girdiğini kadar zat diyorlar / ben Almanya Altın bir yol ya? / bir ben.” Cut up 2: “kadar işlerine bir diyorlar / şey girdiğini verdim / Almanya Altın yaptık eyy / emri O verdi kim bir / Hayır Eyy olabilir yaptık mi? köprü yapan Emri biliyorum ya? Böyle Amerika kimsin Sen / ben yol ihracatı, ben zat.”

Düş Makinesi’nin ampulüne karşı gözünü kapatanlar da farkına varacak bir gün: Bu karanlık bir oyun, ne kadar izlerseniz izleyin, izlemekle kazanan ve kaybedenler değişmiyor. Ve tüm ampuller bir gün patlıyor. Olay bundan ibaret işte…