Sicilya’da komünistler mafyayı yendi
SELAMİ İNCE SELAMİ İNCE
İtalya’nın adı mafyayla özdeşleşmiş adası Sicilya’da seçimleri ilk kez solcular kazandı. Önümüzdeki günlerde Sicilya’da...

SELAMİ İNCE

Aktif Katolik ve açık eşcinsel olarak yaşayan eski komünist, yeni sosyalist, Nichi Vendola, 2005’ten bu yana İtalya’nın en tutucu bölgelerinden Puglia’nın başbakanı. İki dönemdir solcuları seçen İtalya çizmesinin topuğundaki bu muhafazakâr bölge artık yalnız değil. İtalyan’ın en muhafazakâr bölgelerinden “mafya ülkesi” Sicilya da aynı Puglia gibi bir tercih yaptı ve önümüzdeki günlerde Sicilya’nın da eski komünist, yeni sosyalist, aktif Katolik ve açık eşcinsel olarak yaşayan bir başbakanı olacak.

Evet, geçen hafta sonu yapılan Sicilya özerk bölgesi seçimlerini sol bloğun adayı Rosario Crocetta kazandı. Crocetta, aynı zamanda Sicilya’da 2. Dünya Savaşı sonrasında seçim kazanmış ilk ve tek sol politikacı. Rosario Crocetta mafyanın doğduğu yer olan Sicilya’da mafyaya karşı verdiği mücadeleyle tanınıyor. Rosario Crocetta’dan önceki 7 başkanın peş peşe mafya ilişkileri yüzünden hapse girdiğini, son başkanın da bu ilişkilerden dolayı yargılanmakta olduğunu düşünürsek Sicilya’da birkaç devrimin birden gerçekleştiğini söylemek mümkün.

Avrupa medyasında İtalya’nın siyasal geleceği açısından sol aday Rosario Crocetta’nın Sicilya’da seçim kazanması Erdoğanların aile dostu Silvio Berlusconi’nin hapse girmeye hazırlanmasından daha ilginç görülüyor.   Yine başka bir ilginçlik ise, Sicilya seçimlerinde yüzde 15 dolayınca oy alan İtalyan komedyan Grillo’nun önlenemeyen başarısı…

ZENGİNLER MAFYA İŞBİRLİKÇİSİ

Önce,  yüzde 30,5 oranında oy alarak bölge başkanı olmayı garantileyen Rosario Crocetta’yı yakından tanıyalım. Crocetta’nın, seçimi önde götürdüğünü anlayınca verdiği ilk demeç şuydu: “Şimdi mafya bavulunu toplayabilir! “ Çünkü halen Avrupa Parlamentosu Milletvekili olan Crocetta, yıllar önce mafyayla giriştiği kavga yüzünden yıllardır polis koruması altında yaşıyor ve siyasal mücadelesini sanki diğer partilere karşı değil de mafyaya karşı sürdürüyor.

Bugün ılımlı sol parti Partito Democratico (PD) üyesi olan Rosario Crocetta‘nın, 2003’te Komünist Parti‘den yine solun ortak adayı olarak mafya başkenti Gela’da belediye başkanı seçildiğinde geriye dönüşü olmayan servünei de başladı. Peki, İtalyan mafyasının tam hakimiyetinde olan, maço, koyu katolik ve muhafazakar erkeklerin yönettiği bu kent, o zaman da eşcinsel olduğunu saklamayan bir komünisti, Crocetta’yı nasıl belediye başkanı seçmişti?

Sicilya’nın güneyindeki 80 bin nufuslu bu yoksul kentin kaderi, 1956’da kıyısındaki denizde petrol bulunmasıyla değişti. Şehir kısa sürede rafineri, sanayi ve inşaat kenti oldu. Ardından da bu sektörlerin kaymağını yemek isteyen mafya ortaya çıktı.Kenti mafya yönetmeye başladı ve halk her geçen gün mafyayla daha çok karşı karşıya geldi. Artık kentte mafyanın izni olmadan adım atılmıyor, mafya bütün İtalyayı hatta Avrupayı etkisine almaya başlıyordu. Crocetta, kimya eğitimi sonrasında adeta mafyanın yönettiği bir petrol şirketinde, yani doğduğu  bu kentte işe başladı. Kentin siyasal eliti, zenginleri ve etkili aileleri mafyayla işbirliği yapıyor, kentin bütün gelirlerini bu kesim mafyayla bölüşüyor ve yoksul çoğunluk sadece bu kesime hizmetçilik yapıyordu. Crocetta,doğru yerde duruyordu ve öğrenciliğindne getirdiği komünizmin etkisiyle yoksulların sesi olmaya özen gösteriyordu.

HALK MAFYAYA DEĞİL KOMÜNİSTLERE İNANIYORDU

Önce çalıştığı yerde, işçler arasında mafyanın haksızlıklarına karşı geldi.Gücü bir hayli cılız da olsa sendikayla haksızlıklara karşı koymaya çalıştı.  Kısa süre sonra  Komünist Parti yayın organı "L’Unita” için çalıştı. Yine "Il Manifesto" ve "Liberazione" gazetelerinde yazıları yayınlandı. İlk kez 1966 yılında Gela Şehir Meclisi’ne iki yıllığına Kültür Sorumlusu olarak seçildi,  Komünist Parti bütün İtalya’da etkiliydi ve 2000’de ise, kent meclisine Eğitim Sorumlusu olarak tekrar seçilmeyi başardı.

2002 seçimlerinde belediye başkanlığına adaylığını koydu ama mafyanın marifetiyle 500 oyu ortadan kaybolunca, seçimi karşısındaki aşırı sağcı aday kazandı. Uzun uğraşlardan sonra mafyanın baskısını kanıtladı ve seçim iptal oldu. 2003 yılında yenilenen seçimlerde Gela’nın belediye başkan adayı olan  Rosario Crocetta, tek cümlelik bir seçim programı açıkladı: Mafya gidecek, halkın iktidarı gelecek!  Halk çocuklarını uyuşturucuya alıştıran, katil yapan, uyuşturucu satıcısı, fuhuş, beyaz kadın ticareti ve para aklama işlerinde kapıkulu gibi kullanan, mafyaya değil, komünistlere inanıyordu zaten. Ve Crocetta seçimi kazandı.

Kazanır kazanmaz da mafyayı kentten atacak girişimlere  başladı da. Örneğin ilk iş olarak, bir yerel mafya babasının  şehir yönetimde çalışan ama asıl işi mafya ihaleleri düzenlemek olan karısını işten attı. Şehrin futbol klubü başkanını futbolla değil mafyayla ilişkili olduğu gerekçesiyle görevden aldı. Yüzlerce mafya üyesi hapse girdi, kara para trafiği başta olmak üzere mafya ilişkilerinin önemli bir kısmı bozuldu. O bunları yaparen mafya da boş durmadı. Kısa sürede Rosario Crocetta, mafyanın deyimiyle „ibne komünist“ iki kez silahlı saldırıdan kurtuldu.    

Crocetta, kentte bu zamana kadar uygulanmamış mafya karşıtı yeni uygulamalar başlattı, yeni tedbirler aldı. İnşaattan ruhsatından belediye  yönetimine kadar bütün işleri yeniden düzenledi. Uygulamalar arrttıkça tehditler de arttı ve kısa sürede Crocetta „İtalya’da en büyük tehlike altındaki 20 kişiden biri“ ilan edildi. Hep koruma altında dolaştı. Ancak, mücadeleyi sonuçta mafya değil Crocetta kazandı.

GÖNÜLLÜ YAŞLI BAKICISI

Sicilya halkı Crocetta’yı 2009’da Avrupa Parlamentosu’na gönderdi. Avrupa Parlamentosu, Brüksel’de  Crocetta’ya koruma veremeyeceğini açıklayınca Crocetta bir süre İtalya’yı terkedip Brüksel’e gidemedi. Gidince de, Avrupa Birliği’nin, Avrupa Parlamentosu’nun mafyayı korduğunu hatta mafyayla birlikte çalıştığını söyleyen demeçler verdi. Bu süreçte de iki kez saldırıdan kurtuldu. Crocetta, Avrupa Parlamentosu’nda yolsuzluk ve kara para aklama komisyonuna üye. Crocetta’ya göre, devlet yardımı ya da devletten kaynaklanan yolsuzluk olmadan mafyanın oluşması mümkün değil. Özel sektörden beslenen bir mafya yok! Özel sektörden beslenen bir yolsuzluk da yok. Crocetta’nın yıllardır öğretmeye çalıştığı en önemli şey, hükümet hem mafyanın hem de yolsuzlukların kaynağıdır!

Rosario Crocetta’nın basına yansıyan en önemli özelliği „profesyonel“ politikacılığı reddeden ve hiç bir zaman bir „politikacı“ gibi yaşamayan biri olması. Örneğin, yıllardır ve hala memleketi Gela’da kimsesizlerin kaldığı huzurevinde boş zamanlarınında gönüllü  „yaşlı bakıcısı“ olarak  çalışıyor.   
 
Rosario Crocetta, en son Sicilya sahiline vuran bir  ve canını son anda kurtaran Somalili bir göçmen kadının kurtuluştan sonra doğan bebeğini  evlat edinince İtalyan gazetelerinin manşetlerine çıkmıştı.  Çocuk annesinde kalmak koşuluyla çocuğu „evlat edinen“   Crocetta, hem Avrupa’nın göçmen politikasını hem de İtalyanların göçmenlere karşı tutumunu da bu hareketiyle onaylamadığını gösterdi. Geri gönderilmesine kesin gözüyle bakılan çocuğu evlat edinilen Somalili anne de böylece otomatik olarak İtalya’da oturma hakkı elde etti.

 ASIL BERLUSCONİ KAYBETTİ
Tekrar geçen hafta sonu yapılan Sicilya erken seçimlerine dönersek… Palermo savcılığı mafyayla ilgili bir soruşturma çerçevesinde Sicilya Başkanı Raffaele Lombardo hakkında da inceleme başlattığında Ağustos ayında Lombardo istifa etmek zorunda kalmıştı. Sicilya, son ekonomik krizden beri  “İtalya’nın Yunanistan”ı diye biliniyor. Lombardo’nun istifasında Sicilya ekonomisinin iflasın eşiğine gelmesinin ve teknokrat İtalyan Başbakanı Monti’nin Lombardo’nun istifasını istemesinin elbette etkisi var.

Berlusconi’nin Popolo della Libertà’sına üye Raffaele Lombardo, 2008’de sağ birliğin adayı olarak seçime girdi. Popolo della Libertà, yüzde 33, toplam sağ birlik yüzde 65 oranında oy almıştı. Geçen haftaki seçimlerin asıl kaybedeni ise Berlusconi Cephesi oldu. Berlusconi’nin başkan adayı yüzde 25, listesi ise yüzde 13 oy aldı ve muhafazakâr Sicilya’daki bu sonuçlar Berlusconi’nin siyasal tarihten silineceğine dair ciddi bir gösterge. 2013 yılı Nisan ayında yapılması beklenen genel seçimlerde solun tekrar bir umut olarak halkın karşısına çıkma olasılığı bu seçimden sonra daha canlı bir olasılık olarak belirse de asıl bundan sonrasının solun performansının önemli olduğu belirtiliyor. . 

KOALİSYON ŞART

Berlusconi kaybetti ama solun daha doğrusu Rosario Crocetta’nın da tam kazandığı söylenemez. Çünkü Crocetta’nın eriştiği yüzde 30,5’lik oy oranı hükümet kurmasına yetecek kadar değil. Crocetta’nın listesi, 90 kişilik yerel parlamentonun yalnızca 39’una sahip ve hükümeti kurmak için diğer partilerle koalisyona gitmek zorunda.
 
Sayısal olarak solun koalisyona muhtaç olması bir yana, meşruiyet açısından da belki sonuç sorunlu görülebilir. 2008’de sağın büyük başarıyla kazandığı seçimlerde halk yüzde 66 oranında sandığa giderken, bu seçimlerde sandığa gidenlerin oranı sadece yüzde 47’de kaldı. İtalyan kamuoyu yoklamacıları ve seçim araştırmacıları, yerleşik, geleneksel partilerden ve siyaset tarzından kaçan seçmenin artık sandığına gitmediğinde birleşiyor.

Araştırmacılara göre, daha çok sağ seçmenin sandığa gitmediği de ayrı bir ilginç nokta. Hem merkez solun hem de radikal solun çok parçalı olduğu İtalya’da şimdilerde merkez sağın da gittikçe parçalandığını söylemek gerekiyor. Sicilya’da 2008 seçimlerinde de sol bloğun aynı oy oranına sahip olduğu, bunun için” solun kazandığını söylemektense,  sağın kaybettiğini söylemenin daha doğru olduğu” yorumları yapılıyor.


“KOALİSYON ŞARTI” DEDİKODUSU
Tek başına hükümet kuramayan sol liste ve Rosario Crocetta, diğer partilerin kapısını çalmak zorunda. Berlusconi’nin partisinin kapısını çalamayacağına göre, kapısını çalabileceği ilk parti merkez sağdaki Hristiyan Demokrat “Orta Birlik” (Unione di Centro - UDC) görülüyor. Ve bu parti de derin Katoliklerin yönettiği, bizim Saadet Partisi gibi bir parti.

İşte asıl sorun buradan sonra başlıyor. Ben Avusturya geylerinin internet sitesi http://www.gayoesterreich.at’nin yalancısıyım, onlar da İtalyan geylerinden öğrenmişler, Rosario Crocetta, erkeklerle hiçbir biçimde “sex ilişkisine girmeme” sözü vermesi karşılığında işte bu merkezcilerden destek sözü almış. Evet, geyler, sosyal bir program uğruna eşcinsel yaşam biçiminden vazgeçmenin gerekliğini tartışadursunlar, iki grup arasındaki görüşmeler yakında sonuçlanacak. Ama iki ekibin birleşmesi de hükümeti kurmaya yetmiyor. Çünkü Hıristiyan Demokrat Orta Birliğin oy oranı da yüzde 10larda ve Crocetta başkalarının da kapısını çalmak zorunda. Bakalım onlara hangi ödünü verecek ya da hangi statüyü verecek.
 
Peki mafyaya ne oldu? Özerk Sicilya bölgesinin en büyük hapishanesi Palermo hapishanesindeki mafyadan tutuklu ya da hükümlü hiçbir seçmen oy kullanmamış. Demek ki, İtalyan mafyası sağ seçmen olarak sandığa gitmeme tavrının en radikal temsilcisi durumunda.  Buna en son üzülecek kişi ise elbette Crocetta.  


****
“Siyasal olmayan siyaset” dönemi 
Hem İtalya’nın bütününde hem de Sicilya’da geleneksel soldan ve sağdan kaçan,  ya seçimlere katılmama ya da katıldığında “siyasal olmayan” bir tavır gösterme eğiliminde olan bir seçmen grubu var. Önce solu terk eden bu seçmen grubu aslında hiçte klasik siyasal bir tutum içinde olmayan, bir işletmeci gibi yıllarca ülkeyi yöneten sağcı Berlusconi’nin ardından gitti. Mario Monti’nin teknokrat başbakan olarak “siyasal düzlemin dışından” İtalya başbakanlığına getirilmesi İtalyan seçmenin, seçime gitmenin iyice anlamsızlaştığı duygusunu pekiştiriyor. Bu tutum aslında Avrupa’nın hemen her yerinde, özellikle sol- sosyal demokrat seçmende bir ölçüde gözlemleniyor. 


İtalyan seçmen, yılalrca Berluconi’nin peşinden gittiği kadar olmasa da yeni bir  “siyasal olmayan birinin peşinden gitmeye” başladı. Halk ülkenin meşhur komedyenlerinden Beppe Grillo’nun peşine takılmış durumda. Grillo, bütün İtalya’da örgütlü ve önümüzdeki seçimlerde yüzde 25 oranında oy alacağı hesaplanıyor. Grillo bir süre önce „MoVimento 5 Stelle - M5S”, 5 Yıldız Hareketini’ni kurdu ve bu hareket beş yılda, bir “parti olmayan parti” olarak İtalya’nın her yerinde örgütlendi. Hareket şimdi bir parti ve üç küçük ilde ve büyükşehir sayılan Parma’da belediye başkanlığını bile kazandı.


SİYASETİ AŞAĞILAN SİYASAL TUTUM
Berlusconi ile çöken sağ ve zaten uzun süredir çoğunluğu elde edemeyen sol nedeniyle, başlarına teknokrat hükümet alan İtalyanlar, önümüzdeki seçimlerde siyaseti aşağılayan komedyeni seçerse kimse şaşırmayacak.  Sicilya’da, 5 Yıldız’ın Başkan adayı yüzde 18, liste ise yüzde 15 oranında oy aldı. Beppe Grillo seçimlerden önce meydanlarda ve bulduğu her platformda komik şeyler anlatıyor ve insanlardan adayları seçmelerini istiyor. Sicilya seçim kampanyasında Beppe Grillo’nun Sicilya ile İtalya’yı ayıran denizde yüzmesi ve Etna Yanardağı’nı ziyaret etmesi gibi çok önemli etkinlikler de vardı.

Beppe Grillo (Giuseppe Piero Grillo) İtalya’nın en tanınmış sanatçılarından biri. Örgütlü politik çabalarından önce de tanınmış biriydi ve hatta İtalya’nın  Michael Moore’u olarak tanınıyordu. Grillo  en önemli etkinliği dünya çapında tanınan ve geleneksel hale gelen „V-Day“ etkinliğini organize etmesi.  (Vaffanculo-Day:  Türkçe‘ye tam çevirisi gerçek anlamını vermeyen   bu sözcük herhalde bizde ‚s.tir git‘ anlamına geliyor…) „V-Day“ etkinliği İtalya’da yolsuzluk yapan politikacıları hedef alan ve onları protesto eylemlerinden oluşan bir kampanya bütünü. Bu etkinlik içindeki gösterilerde  Grillo, seçimlere gidilmemesini ve yolsuzluk yapan poltikacıların kovalanmasını istiyor.

Grillo, meşhur bir TV komedyeni iken ilk kez İtalyan Sosyalist Partisi’nin Çin gezisini sert sözlerle protesto edince dikkat çekmeye başladı. Grillo, meşhur Avrupa sosyalisti Bettino Craxi’ye “Madem Çin’de bütün politikacılar sosyalistse, peki oradaki çalma çırpma işlerini kim yapıyor” diye sordu. Grillo, Çin’deki yolsuzluklardan çok İtalya’daki yolsuzluklara gönderme yapıyordu ve bu sözlerinin ardından 1986 yılında devlet TV’lerine çıkması yasaklandı. Ama ardından Bettino Craxi rejiminin yolsuzlukları meydana çıktı ve Grillo daha da meşhur oldu. TV programlarında 15 milyon seyirciye ulaştı. Ardından TV’yi bıraktı tiyatroya yoğunlaştı.

Tiyatroyu bir komedi şovu gibi sürdüren Grillo, şovlarında yolsuzluk, fikir özgürlüğü, globalizm gibi konularda dalga geçiyor. Dünyanın meşhur Blog’larından birini yöneten Grillo, 2005’te TIME dergisi tarafından yolsuzluk konusundaki mücadelesi nedeniyle “Avrupa Kahramanı” ilan edildi.
 
Grillo, 2009’da 5 Yıldız Hareketini partileştirdi. Birçok şehirde yerel seçimlerde başarı kazanan hareketin çok sayıda il genel meclisi ve belediye meclisi üyeliklerinin yanında iki yerel milletvekili var.