Şiddet sarmalı üzerine!
ZAHİT ATAM ZAHİT ATAM

İtinayla kanlı eylem yapan örgütlerin liderlerinin çocukluklarına bakın, akıl ahlak ve nizamdan uzaktır. Bu insanlar sanki seçilmiş gibi hep hasta insanlardan seçiliyor. Sonrasında karşımıza tuhaf akıl yürütmelerle, kan dolu eylemler tezgâhlıyorlar. Türkiye’de tekrar ve açıkça söylüyorum, siyaset kirlidir ve siyaset yaparken itinayla masum insanların kanları ellerine bulaştırılıyor. O sizin kirli ve aptal ideolojileriniz ve nefret söyleminiz başınıza çöksün.

Şunu net olarak söylüyorum: Bu ülkede aptallık bulaşıcıdır, nefret söylemi bir tutkaldır, kirli işler egemendir ve insanların kanlı eylem için yaptıkları bütün analiz benzeri kokarca rasyonalizasyonlar ve eylemlerini mazur göstermek için başvurdukları mazeretlerin tamamı anti-hümanisttir ve hatta insanlık düşmanıdır.

Sonuç, kanla gelen devrim, devrimcileri devrimci ahlak ve devrimci ilkelerden uzaklaştırır.

Sonuç, kanla korunan iktidar, bizzat kendi elleriyle yetiştirdiği on binlerce masum insanın ruhunu parçalar.

Sonuç, kanla gelen başarı ve savunma, özünde yıkıcıdır ve meşruiyetten uzaktır, kendini itinayla reddetmeden aklileştiremez.

Sonuç, Türkiye’de ahmakların yaptıkları rasyonalizasyonlar ve mazur gösterme çabaları, vitrinleri süsler de barış ve iman üzerine en sahih söylemler duyulmaz olur.

Sonuç, Türkiye’deki şiddet sarmalı, ahlaksızlığın baş kurtarıcısı ve meşrulaştırıcısı, mazur göstericisi ve insanların barış içinde müreffeh yaşamasının baş düşmanıdır.

Sonuç, Türkiye’nin kurtarıcılardan kurtarılması gerekir.

Sonuç, en rezillerin vitrin mankeni olduğu bir ülkede, masum kanı akıtmaktan bu sistem kurtulamaz, vatandaşını öldürmek üzerine kurulu saldırı ve savunma eylemleri, özünde halk düşmanı ve devrim-yıkıcıdır.

Unutmayın, her zaman, kirli eylemler ve kan dökme dönemleri, esastan bilgi kirliliği ortamında yeşerir.

Sonuç; muhalif örgütler, kan dökme üzerine kurulu eylemleriyle, bizzat kurtarıcılığına soyundukları halkı sistemin yalvarıcısı ve sisteme muhtaç haline getirirler.

Sonuç, Türkiye’de meşruiyet ve akıl ve sistematik olarak örülmüş bir ideoloji yerine, anti- söylemi, her zaman çıkışından bir süre sonra, düzenin bir örtülü bir savunma aracı olarak, saldırılarla, halkın devrimden, aydınlanmadan uzaklaşmasına, hatta devrim ve aydınlanma düşmanlığına sürüklenmesi ile şekillenir.

Sonuç, Türkiye’deki örgütlerin büyük bölümü kirlidir ve tepelerindeki insanların söylemleri ve eylemleri büyük oranda, maymuncuk niyetine her türlü anti-devrimci eylemi meşrulaştırmak için sonu gelmez mazurnamelere dönüşür.

Sonuç: Türkiye, kurtarıcıların kirlettikleri, kurtarıcıların halkın akıl fikir önderi olmak yerine, akıl fikir tutulması yaşaması için sistemin araçlarına dönüştükleri, çıkış noktalarındaki tüm idealleri bin bir farklı mazeretname ile çiğnedikleri bir tarihe sahiptir.

Nihai sonuç: Kan dökerek, nefret söylemiyle, kendilerine yapılan haksızlıklardan başka destanı olmayan zavallılardan kurtarıcı olmaz, bunlar esastan çıkış noktası ne olursa olsun, düzenin safrasına dönüşmüştür.

İhtiyaç: halk düşmanı olmayan ve halkını seven devrimci, şiddet eylemi ve nefret söylemi ile değil de, saydamlıktan ve barıştan/kalkınmadan ve alınteri ile yaşamak üzerine kurulursa ancak bir anlam kazanır. Mafya tarzı gelir kaynakları, uyuşturucu ve silah kaçakçılı ile ve bağış altında zoraki toplanan gelirler ile devrim yapılmaz, ama itinayla süreç içinde kalkınmanın, aklın, vicdanın karşıtına dönüşürler ve kirli mazurname tarihlerinin esiri olunur.

Bu topluma ne zaman barış gelir? At izi ile it izinin birbirinden ayrıştığı zaman, toplumsal ilişkiler saydamlaşınca, devrimci iddiasındaki insanlar, meşru bir örgütlenme yaşayınca ve elbette ki avantacılar iktidardan kovulunca….

Puslu havaların kahramanları, şarlatanların vitrin mankeni olunca, kanlı siyaset kurtarıcı kimliğine bürünür.

Not: hesapta Kasap Havası’nı yazacaktım, kasaplar hayvan yerine, insanoğlu insanı öldürüp iğrenç katil kimliklerine bürününce, acımızdan kendimizi kaybettik, ruhumuzdan yaralıyız. Acımız büyük, yas ve elem içindeyiz!