Şiir perakendeye gelmez- II
SABRİ KUŞKONMAZ SABRİ KUŞKONMAZ
Bir ekonomi programında yetkili bir şirket yöneticisi konuşuyor. Pahalı bir insan olmalı; her cümlesini tane tane, altın tartar gibi tarta tarta salıyor ortaya.

Anlattıklarından öğreniyoruz: ABD’nin ünlü perakende mağazası Wallmart’ın yıllık karı, bizdeki dört en büyük perakendecinin cirosundan daha fazlaymış. Zaten ABD’de şiirin gerileyişi bizden daha önce başladı.

Dünya, perakende tekellerinin hakimiyetine bu denli girince, kültürün de aşkın da perakendeci-piyasacı bir hizalanmaya uğraması kaçınılmaz.

Geçen hafta, yeni Hal Yasası ve şiir bağlamında yazıya başlamıştım. Baktım ki, eksik bir şeyler var, sözü bir haftalık yazıda toplayamadım. Ama bir yandan da iyice “köşeleşmeye” başlama tehlikesini hissediyorum. Öyle ya, Hal Yasasını, sebze meyveyi bile kültür-sanat sayfasına taşıyınca, kendini merkeze alan ve sonsuz “özgürlükle” yazan köşe yazarları gibi olmaya başladım.

Ancak, dünyayı anlamak için halden anlamak gerekir. Ayrıca, günü, ekonomiyi anlamak için de Hal’den anlamak gerekir. Şairin, hem halden, hem de Hal’den anlamasıdır muradımız. Şiir ve şair kabağın pazara sürüldüğü yerlere ne denli uzak olsa da, ortalık kabak tadında şiirden geçilmiyor, hayret!

Şu perakende çağında, belli ki şiir perakende pazarına aykırı bir “maldır.” Pazar ilişkileri dünyayı tam anlamıyla kapladıkça, pazar büyüdükçe, şiirin küçülme olasılığı beklenmedik bir durum değil.

Nazım’ın Karayılan Destanı’nda, beyaz taşın arkasındaki karayılanı bulan kurşun, kişin korkusunun yenip “karayılan” olmasın sağlamıştır. Kurşun, en olmayacak yerdeki yılanı bulup hayırlı bir iş yapmıştır. Parlak ve yüksek binalarda oluşturulan neo-liberal dünya kuralları, yani piyasacı anlayış, gözden ırak olan, yolunu çoğumuzun bilmediği, işleyişini anlamadığı sebze meyve halinin içini bulabiliyor. Yani piyasacı kurşun, halkın elmasını, domatesini ıskalamıyor.

Hani şair Orhan Veli diyor ya; “Canan ki Degüstosyan’a gelmez/Balıkpazarı’na hiç gelmez” Şiirin bu yaşadığımız zamanda yaşam alanını Balıkpazarı civarından daha geniş tutması, Hal taraflarında görülmesi iyidir. Piyasacı kurşun Hal’in içini vururken, Hal dışını da; üreticiyi de, tüketiciyi de vuracaktır. Şairler bu yarı metafor, yarı geçek halleri ıskalamamalı!

Elektronik devi Apple şirketi günümüzde 176 ülkeden daha büyük bir ekonomik değere sahipmiş. Ekonomik büyüklük olarak neredeyse G20 ülkelerinin içindeymiş. Şimdi bir elmaya ulaşmak için sabahtan yollara düşen  insanların elması ile Apple arasındaki gerilimden ne şiirler çıkar! Şiirin elma kokulusu, toprak lekelisi de makbuldür hani benim için.

Öyle ya da böyle, şairlerin kendilerine de giderek sinen perakendeci piyasanın farkına varmaları gerekiyor. Çünkü şiir perakendeye gelmez. Öte yandan şiirde toptancılık hiç olmaz.

Haftanın dizesi; “Taşıdığımız bayraklarda çatlaklar var” (Fırat Demir, yeni cüret çağı, yasakmeyve y.)