‘Şiir yaşananları dile getirmelidir’ diyen Ateş’in şiirlerinde: Aşk da var direniş de
24.08.2017 08:03 YAŞAM
Süleyman Ateş ile yeni kitabı ‘Volta’ üzerine konuştuk. Ateş, ‘Yüreğimizde saklı olan sınıfsız bir dünya kurma hayallerini kâğıtla buluşturmaya çalıştım’ diyor

ELİF GUGU

Volta isimli kitabında haksızlıklar karşısında direngen bir tutum göstererek mücadele ruhunu asla kaybetmeyen ve suya sabuna dokunmadan yaşayanların varlığını bilerek onlar adına da savaşan genç devrimcilerin hissiyatını veriyor Süleyman Ateş. Bu hissiyat bazen bir baykuşun komşuluğunda, bazen göğün mavi kıvrımında, bazen isyanda, bazen sorguda, bazen de aşkta.
Biz de Ateş ile, hem Volta isimli şiir kitabını hem şiiri hem de şiirlerini besleyen mücadele aşkını konuştuk. Ateş, “Şiirlerimle, öykülerimle ve tüm yazdıklarımla bir nebze de olsa insanlığın kurtuluş mücadelesine katkı sağlamak istiyorum” diyor.

» Şiir her meseleye, duyguya dair en derinine inebilme mücadelesidir. Dolayısıyla da nefes almanın bir biçimi… Sizin şiiriniz nasıl bir nefes ihtiyacında ortaya çıktı?
Şiir yaşamın tüm duygularını ifade eder. Acıları, özlemleri, sevdaları, aşkları, sevgileri, yoksullukları ve dirençleri… Şiirlerim tüm bu duyguların kalemle buluşma halidir. Şiir benim duygularımdır. Devrimci, genç bir kuşağın ölüme yatarak verdiği yaşam savaşını, onurlu mücadelesini, o duyguları kalemimle buluşturmaya çalıştım.

» Size göre de şiir toplumsallığa varmalı mı?
Toplum ve halk için yaşıyorsanız ve onların iyiliği için düşünüyorsanız; kuşkusuz ki şiir de toplumsallığı içerir. Sanat, edebiyat ve şiirin toplum için var olması gerektiğine inanıyorum.

Halkın ozanları, şairleri toplum için, halk için duygularını dile getirmişlerdir. Örneğin; Nâzım Hikmet, Ahmed Arif, Hasan Hüseyin... Sanat, edebiyat toplum için olursa toplumsal ilerlemenin de olacağına inanıyorum.

» Volta’da bir direnci, mücadeleyi, aşkı, dünyayla bütünleşmeye çalışan bir ruhu görüyoruz. Bu şiirlerin her birini yazarken nereye veya neye varmaktı niyetiniz?
Şiir yaşamın gerçek duygularıyla bütünleşmelidir. Yaşanmışlıkları dile getirmelidir. O genç ve direngen duyguları kâğıtla buluşturmaya çalıştım. Sınıfsız bir dünya kurma hayalleri, aydınlık bir gelecek özlemlerini; yüreğimizde saklı olanı...

» “Yüreğinde yaşamın bütün güzellikleriyle dövüşen / Bir tutam dünya kucaklamak için savaşanlardan” diye bahsettiklerinizin, bugün yine bu dizelerde saklı olduğuna inanıyor musunuz?
Bir toplum, bir halk yoksulluk ve acılar içinde yaşıyorsa, adaletsizlik varsa, haksızlık varsa; bilinçli bir örgütlü mücadeleyle kurtuluşunu kazanacağına inanıyorum. Sömürüye karşı, bilinçli ve örgütlü bir sınıf, bir halk yaratılırsa kurtuluşun mutlaka geleceğine inanıyorum. Toplum tarihini incelediğimizde direnen halklar her zaman kazanmıştır. Buna tarih sahnesinde defalarca tanıklık ettik.

» “Yükselt sesini kırlarda, fabrikalarda, kentlerde / Seni kurtaracak olan kendi kollarındır” dizelerinde büyük bir çağrınız var halka. Bugün de bu dizelerdeki çağrınızı yineleyecek olsanız bu çağrıya ilave etmek istedikleriniz ne olurdu?
Emekçiler, işçiler, köylüler ve gençlik bilinçli bir şekilde bir araya gelirse, birlik olursa ve sömürüsüz bir dünya kurma mücadelesinde bileşirse halkların kazanacağına inanıyorum. Özgür bir dünya yaratma umuduyla birleşip, bir araya gelirsek kazanacağımıza inanıyorum. Şiirlerimle, öykülerimle ve tüm yazdıklarımla bir nebze de olsa insanlığın kurtuluş mücadelesine katkı sağlamak istiyorum.

» “Doğanın varlığı yaşamak değil mi sevgilim?” dizesi, yaşamaya yüklenilen anlamı haykıran harika bir dize. Şiir yaşamın diliyse, siz de ölüm orucunda iken bu dile mi tutundunuz?
Onurlu bir duruş istedik. Uğruna mücadele ettiğimiz değerlerimiz için bedenlerimizi ölüme yatırdık. Çünkü vahşetin yaşandığı hücrelerde tek “silahımız” bedenlerimizdi. Evet, bu dile tutundum diyebilirim… Yaşama sevincimi, umudumu, özlemlerimi, aşklarımı, güzel yarınların geleceğine dair hayallerimi ve tüm duygularımı yazdım.

» Volta’da bulunan şiirleri hapishanede yazdınız. O koşullarda sizi şiir yazmaya iten ne oldu?
Hücrede yaşadığımız renkli ve karmaşık duyguları kalemle buluşturmaya çalıştım. Bazen bir baykuş yalnızlığımıza yoldaş oldu, bazen hücremizin üzerinde uçan göçmen kuşlarla konuştuk. Bazen de kuşların melodi gibi gelen seslerine; kendi ezgilerimizle eşlik ettik.

Bedenlerimiz ölümle savaşırken, yaşamaya dair özlemimiz, hayat ve mücadele dolu anılarımız, bize ilham oldu. Bedenlerimiz her geçen gün erirken hayallerimiz bizleri yaşama daha sıkı bağlarla bağlıyordu. İşte bu nedenle ellerimin açlıktan güçsüz düştüğü anlarda bile şiir yazmaktan vazgeçmedim.

» Şiir kitabı dışında başka kitap projeleriniz var mı?
Ben sendikal alanda mücadele ediyorum. Umudun Bedenleri ve İşçi Sınıfına Mektuplar isimli kitaplarım var. Bugünlerde “Emek Öyküleri” adlı bir çalışma üzerinde duruyorum.