Silah mı diplomasi mi?
İBRAHİM VARLI İBRAHİM VARLI

Batı ittifakının bugünlerde canını en çok sıkan konuların başında gelen Doğu Ukrayna krizinde sorunun silahla mı yoksa diplomatik yollarla mı çözülmesi gerektiği konusunda bir fikir birliğine varılabilmiş değil. Hafta sonundaki Münih Güvenlik Konferansı emperyalist haydutlar arasındaki görüş ayrılıklarını bir kez daha gün yüzüne çıkardı. Başını ABD’nin çektiği grup Ukrayna’nın Rusya’ya karşı silahlandırılmasından, Almanya ve Fransa liderliğindeki Kıta Avrupası ise buna karşı diplomasiye ağırlık verilmesinden yana. Avrupalılar silahın savaşı uzatmaktan başka işe yaramayacağını, Amerikalılar bu opsiyonun mutlaka göz önünde bulundurulması gerektiğini dile getiriyor.

• • •

Rusya’ya ekonomik ve siyasi yaptırımlarla diz çöktürmeye çalışan Batı cephesinde izlenecek yol konusundaki ayrışma sürerken, şiddetlenen iç savaş dolayısıyla Ukrayna özelinde baş döndürücü bir diplomatik trafik yaşanıyor. Almanya ve Fransa krizin çözümü için bizzat devrede. Perşembe günü Fransız lider Hollande ile önce Kiev ardından da Moskova’ya giden Alman Şansölyesi Merkel dün de Washington’daydı. Yarın ise Belarus’un başkenti Minsk’te olacak. ABD Kongresi’nde Ukrayna’ya silah gönderilmesi çağrıları yoğunlaşırken, Merkel  bu tarz bir müdahalenin işleri iyice rayından çıkaracağı  görüşünde.

• • •

Münih Güvenlik Konferansı silah endüstrisinin Davos’u. Savaş baronları, silah tekelleri, emperyalist haydutlar geleneksel olduğu üzere her yıl olduğu gibi Münih’teki Bayerische Hof Oteli’nde bir araya geldi. Buradaki zirveden de bir sonuç çıkmadı. Merkel bir taraftan Ukrayna’nın açıkça silah gönderilmesine karşı çıkarken, Kiev’in NATO üyeliği konusunda sinyaller vererek Putin’e “aba altından sopa gösterme”yi de ihmal etmiyor.

• • •

Tam da uluslararası silah tekellerinin bir araya geldiği konferans öncesinde NATO’dan savaş tehlikesini artıran bir hamle geldi. Brüksel’de toplanan NATO Savunma Bakanları, Doğu Avrupa’da “Hızlı Müdahale Gücü” konuşlandırılması konusunda karar aldı. Brüksel’deki karar, toplam beş bin kişiden oluşacak özel güçlerin iki bin kadarının Alman Ordusu’ndan oluşmasını ve komutanın Berlin’de olmasını öngörüyor.

• • •

Senato ve Temsilciler Meclisi’nde çoğunluğu Cumhuriyetçilere kaptıran ABD yönetimi görüldüğü kadarıyla NATO üzerinden Rusya’yı daha da köşeye sıkıştırmakta kararlı. Zaten milliyetçi-faşist Kiev Hükümeti’nin Doğu Ukrayna’ya yönelik saldırılarda sivil ölümlerini göze alacak kadar pervasızlaşmasının nedeni de NATO’nun verdiği cesaret. Proşenko hükümeti ülkeyi kanlı bir savaşa hazırlıyor. Kısa bir süre önce yüz bin kişiyi askere çağıran Kiev, aynı zamanda da Batı’dan silah talep ediyor.

• • •

ABD, özellikle de Cumhuriyetçiler Ukrayna’da Rusya ile açıktan hesaplaşma taraftarı. Konferansa katılan Cumhuriyetçilerin önemli isimlerinden John McCain açıkça savaş çağrısında bulunurken, Moskova’nın yeni manevra yapmasını engelleyecek bir tutum belirlenmesi gerektiğini, bu açıdan silah göndermenin iyi bir yanıt olacağını söyledi. Neoconlar ve Cumhuriyetçiler bu konuda “topal ördek” konumundaki Obama’yı daha da köşeye sıkıştıracak gibi.

• • •

Kıta Avrupası ile ABD arasındaki görüş farklılığı sürerken, Kremlin başlangıçtaki pozisyonundan geri adım atmamakta kararlı. Berlin ve Paris’in sunduğu planı değerlendiren Putin krize Batı’nın neden olduğunu bir kez daha tekrarladı. Ukrayna, Batı dünyasıyla Rusya arasındaki gerginliği tehlikeli bir mecraya sürüklüyor. Berliner Zeitung kriz diplomasisini büyüteç altına aldığı yorumunda Minsk’te yapılması kararlaştırılan buluşmada ateşkes ve çatışma bölgesinin belli bir ölçüde askerden arındırılması üzerinde mutabakat sağlanabilirse, barışa götüren uzun yolda ilk adımın atılmış olacağını söylüyor. Tagesspiegel ise Ukrayna krizinin sıcak savaş tehlikesini artırmasına izin verilmemesi gerektiğini vurguladığı yorumunda, Almanya Dışişleri Bakanı Steinmeier’in “Şimdi yanlış yola sapılırsa, tahribatı ortadan kaldırmak on yıllar alır” sözlerine yer veriyor. Ukrayna’da sapılan yolun askeri olmaması bütün Avrupa’nın ve bölgenin yararına.