Silahlanıyoruz!
GÖZDE BEDELOĞLU GÖZDE BEDELOĞLU

Mustafa Yetgin, artık onunla arkadaş olmak istemeyen 17 yaşındaki Helin Palandöken’i okul çıkışında pompalı tüfekle öldürmüştü. Amacının öldürmek değil korkutmak olduğunu söyleyen Yetgin, Palandöken’e dört el ateş etmişti. Çünkü çok sevmişti, çünkü vazgeçememişti, çünkü aşağılanmıştı, çünkü, çünkü, çünkü hep aynı teraneydi. Çünkü, öldürülen kadından azmettirici yaratan bu bahanelerin alıcısı vardı. Kadının giyiminden kahkahasına, evliliğinden çocuk doğurup doğurmamasına kadar her alanına müdahale eden ahlak bekçiliğinin küçük insanlar üzerindeki sonuçlarıydı bunlar. Kadını kendisi için yaratılmış bir varlık olarak gören Mustafa, elbette “çok sevdim” demeyi bir savunma sayacaktı. Aşkına karşılık vermeyen Helin, ölürken bile, erkeğin cezasından üzerine düşeni alıp gitmeliydi öyle değil mi? Buna inandırılan Mustafa o yüzden sırıtabilmişti işte o duruşma salonunda.

• • •

Mustafa, Helin’i öldürdüğü o pompalı tüfeği bir av bayisinden kolayca ve taksitle satın almıştı. İnternet üzerinden satış yapan sitelerden de rahatlıkla tüfek ya da tabanca alınabiliyor. Bunların pek azı ödeme öncesi silah ruhsatı görmek istiyor. Bu konuda herhangi bir denetim ve kısıtlama yok. Emniyet Genel Müdürlüğü’nün verilerine göre, Türkiye’de toplam 20 milyon silah var ve bunların sadece 688 bin tanesi kayıtlı. Bireysel silahlanmanın tehlikelerine karşı toplumsal farkındalığı artırmak için çalışan Umut Vakfı’nın, basına yansıyan silahlı şiddet olaylarından derlediği son rapora göre 2017 yılında, bir önceki yıla oranla yüzde 27, 2015’e kıyasla yaklaşık yüzde 61 artışla 3 bin 494 bireysel silahlı saldırı gerçekleşti. Medyaya yansımayan olaylar göz önünde bulundurulduğunda rakamların daha yüksek olduğu açık. Ülkemizde her dört kişiden birinin silahı var. Son 10 yılda bu oran 10 kat arttı. Bireysel silahlanmada yaşanan bu olağanüstü artış en başta kadınların ölümüne neden oluyor.

• • •

Ekim 2017’de, Helin Palandöken cinayetinin ardından CHP, ‘bireysel silahlanmanın boyutunun araştırılması’ için Meclis’e bir önerge sundu. AKP’li milletvekillerinin oylarıyla reddedildi. Ve bu hafta İçişleri Bakanlığı, her dört kişiden birinin silah taşıdığı ülkemizde, sivillere tanınan yıllık 200 mermi satın alma hakkını 1000 mermiye çıkardığını duyurdu. Tabancalar, tüfekler internet üzerinden tabak, nevresim alır gibi sepete atılıp taksitlendiriliyorken hükümettin bu hamlesi silahlanmayı zorlaştırmak yerine kolaylaştırmaktan yana olduğunu kanıtlar nitelikte. 15 Temmuz darbe teşebbüsünden sonra yaşananlar, bu ve bundan sonra olası saldırılara karşı, halkın meşru müdafaa hakkını kullanması adına silahlanmasının makul karşılandığına, hatta gerekli görüldüğüne dair yorumların yapılmasına vesile olmuş ve bu iktidar tarafından desteklenmişti. Aralık 2017’de çıkarılan bir Kanun Hükmünde Kararname ile de darbe teşebbüsü ve sonrasında sokağa çıkan sivillere cezasızlık ve yargılanmama güvencesi getirilmesi tartışma yaratmıştı. Halkın silahlandırılmasının teşvikinin kontrol dışına çıkan sonuçlara neden olması bu meselenin en net, en tehlikeli boyutu. Bireysel silahlanmanın artış gösterdiği toplumlarda güvenlik kaygısı en başat neden olarak sunulsa da, sonuç, birbirinden daha çok korkan, birbirine daha çok yabancı ve birbirine daha çok düşman olmuş insanlarla dolu bir toplum! 2016’da, bireysel ateşli silahlarla işlenen suç oranı yüzde 74, 2017’de yüzde 80! Bu yıl ise bakkaldan sakız alır gibi silah temin edilebilen Türkiye’de halkın geçen yıla oranla 800 fazla mermisi daha olacak. Ne için? Kim için?