Şimdi de Hak-İş mucizesi mi?
AZİZ ÇELİK AZİZ ÇELİK
2015 Temmuz işçi sendikaları üye istatistiklerine göre, Hak-İş 2013’te 163 bin olan üye sayısını 218 bin artırdı. Bu mucize değilse nedir?

2015 Temmuz işçi sendikaları üye istatistikleri yayımlandı. Resmi istatistiklere göre sendikalı işçi sayısı 1 milyon 429 bin, sendikalaşma oranı ise yüzde 11,2. Sendikalı işçi sayısı Ocak 2015’te 1 milyon 297 bin idi. Altı ay içinde 132 binden fazla işçinin sendikalara üye olması sendikalaşma eğilimde önemli bir artışın göstergesi. E-sendika üyeliği sisteminin bazı önemli sıkıntılar barındırdığını unutmadan, noter koşulunun kaldırılmasının sendikalaşmayı kolaylaştırdığını not etmekte yarar var. Sendikalı işçi sayısındaki artışın bir diğer önemli nedeni ise taşeron şirketlerde örgütlenmeyi kolaylaştıran yeni yönetmelik oldu.

Vurgulanması gereken bir diğer nokta ise sendika üyeliği artarken toplu sözleşme kapsamındaki işçi sayısının çok daha sınırlı kalması. 2014 sonu itibariyle toplu sözleşme kapsamındaki işçi sayısı 1 milyon civarında iken aynı dönemde sendikalı işçi sayısı 1,3 milyona yaklaşıyordu. Bir diğer ifadeyle yaklaşık 300 bin işçi sendika üyesi olmasına rağmen toplu iş sözleşmesi kapsamı dışında kalıyor. Öte yandan bakanlık verileri kayıt dışı işçileri dikkate almadığı için fiili sendikalaşma oranları yüzde 6-7 civarında kabul edilebilir. 13-14 milyon işçinin sadece 1 milyonu toplu sözleşme kapsamında.

SON 6 AYDA 85 BİN ÜYE
2015 sendikalaşma istatistikleri çarpıcı eğilimler ortaya koyuyor. Konfederasyon bazında Türk-İş gerilerken Hak-İş’in tırmanışı sürüyor. Türk-İş sendikalı işçilerin yüzde 846 binini barındırıyor. Türk-İş’in sendikalı işçileri temsil oranı (2013) yüzde 69’dan yüzde 59’a geriledi. Hak-İş ise 2013’te yüzde 16 olan temsil oranını yükselterek yüzde 27’ye yaklaştı. Hak-İş 2013’te 163 bin olan üye sayısını 218 bin artırarak 2015’te 381 bine çıkardı. Hak-İş’in üye sayısı sadece son 6 ayda 85 bin arttı. İki yılda 218 bin yeni üye mucize değilse nedir? Hak-İş örneğinde yeni bir Memur-Sen mucizesi (!) yaşanıyor.

Hak-İş’in yetkili sendika sayısı 16’ya yükseldi. Hak-İş üyesi sendikalar diğerlerine ek olarak iletişim, büro, çimento-toprak-cam, enerji gibi sektörlerde yetkili sendika haline geldiler. Hak-İş özellikle genel hizmetler, finans, büro ve güvenlik sektörlerinde üye sayısını önemli ölçüde artırdı. Hak-İş’in hükümete vermiş olduğu desteğin karşılığını aldığını söylemek mümkün.

DİSK’in sendikalı işçiler içindeki temsil oranı yüzde 10 ve önceki döneme göre önemli bir değişiklik göstermiyor. Güvenlik-Sen’in işkolu yetkisi kazanmasıyla DİSK’in yetkili sendika sayısı beşe yükseldi. DİSK 2013’ten bu yana 43 bin yeni üye kazandı.

Sendikalaşma istatistikleri Türk-İş açısından kan kaybına işaret ediyor. Hak-İş iktidara yakın olmanın avantajıyla önemli bir üye artışı sağlamış durumda. Türk-İş 846 bin üye ile ilk konfederasyon olma özelliğini koruyor ancak hemen arkasından 835 bin üye ile Memur-Sen geliyor. Türk-İş şimdilik birinci konfederasyon olma özelliğini korudu. Ancak eğilim böyle devam ederse Türk-İş 1950’lerden bu yana sürdürdüğü birinciliği Memur-Sen’e kaptırabilir. Bu durum özellikle ILO’da temsil açısından önemli bir tartışmaya yol açabilir. Türk-İş’in geçmişte olduğu gibi hükümet karşısında sessiz kalarak durumu idare etmesi zor.

DİRENİŞ VE TÜRK METAL
Sendika istatistiklerinde en merak edilen husus Türk Metal’in üye kaybının ne kadar olacağı idi. Türk Metal’in Ocak 2015’te üye sayısı 177 bin 125 idi. Temmuz 2015’te bu sayı 166 bin 250’ye geriledi. Türk Metal’in üye kaybı 10 bin 875 olarak gözüküyor. Ancak bu sayı metal sektöründe yaşanan direniş dalgası sonucu ortaya çıkan istifa sayısını tam olarak yansıtmaz. Türk Metal’in Mayıs 2015 başı itibariyle üye sayısının ne olduğu bilinmeden direnişin gerçek etkisini ölçmek zor olacaktır. Tahminim istifa eden işçi sayısının çok daha fazla olduğudur.

Türk Metal’den istifa edenlerin Çelik-İş ve Birleşik Metal-İş’e yöneldiği gözüküyor. Nitekim Çelik-İş’in üye sayısında 3 bin 369, Birleşik Metal-İş’te ise 5 bin 471 kişilik artış var. Metal sektöründe istifa sonrası ibrenin Birleşik Metal’i gösterdiği görülüyor. Ancak istifa eden işçilerin bir bölümünün yeni bir sendikaya üye olmadığı görülüyor. Metal sektöründe yeni kurulan bağımsız sendikanın üyeleri ise Temmuz 2015 istatistiklerine yansımadı.

VESAYET SENDİKACILIĞI
Güvenlik sektöründe ise çarpıcı bir sendikalaşma eğilimi var. Bu sektörde sendikalaşma oranı yüzde 28’e yaklaşmış durumda. Bu durum taşeron işçilerinin örgütlenme eğilimini gösteriyor. Benzer bir eğilim genel hizmetler işkolunda da söz konusu. Bir diğer ifadeyle sendikalaşmada yaşanan artışın önemli bir bölümünün taşeron işçilerinin örgütlenme eğiliminden kaynaklandığı söylemek mümkün. Turizm ve inşaat sektörleri ise en sendikasız sektörler olarak karşımıza çıkıyor.

İşçiler örgütlenmek istiyor ama sendikalarda işçilerin bu örgütlenme eğilimi karşılayacak bir irade ve kapasite var mı? Bu oldukça tartışmalı. Temel sorun işçilerin örgütlenme iradesine sahip çıkacak bir sendikal anlayışın yokluğu. Gerek memur gerekse işçi sendikacılığında Memur-Sen ve Hak-İş’in paralel yükselişi yeni bir vesayet sendikacılığı olarak okunabilir. 1940’larda ve 50’lerde tanık olduğumuz hükümet güdümlü sendikacılığın yeni versiyonu ile yüz yüzeyiz.

BAĞIMSIZ SENDİKALARA İLGİ ZAYIF
Sendikalaşma istatistiklerinin gösterdiği bir başka gerçek bağımsız sendikalara ilginin zayıf olduğu ve merkezileşme eğiliminin sürdüğü. İşçilerin yüzde 95’i üç işçi konfederasyonunu tercih etti. 70’e yakın bağımsız sendikanın sadece biri barajı aşmış durumda. Barajı aşan o sendika da bankacılık sektöründeki bir işyeri sendikası.

Yazarın Diğer Yazıları
Yorumlarınız