Şimdi de metro çilesi
ATTİLA AŞUT ATTİLA AŞUT
El attığı her işi yüzüne gözüne bulaştırma konusunda Melih Gökçek gibisi az bulunur doğrusu!

El attığı her işi yüzüne gözüne bulaştırma konusunda Melih Gökçek gibisi az bulunur doğrusu!
Ankara Anakent Belediye Başkanı’nın ona buna sataşma; siyasilerle ve gazetecilerle polemiğe girme dışında, gözle görülür, elle tutulur bir marifetine tanık oldunuz mu?
Sanki başkent halkına eziyet etmek için oturuyor o koltukta.
Yirmi yıldır “İşte bu!” dedirtecek, alkışlanacak bir icraatını gören var mı?
Ama Tayyip Erdoğan gibi o da ortamı gerip insanları kutuplaştırarak yerini korumayı beceriyor.
Peki, nereye kadar?
Bu ip bir gün kopmaz mı?
• • •
Melih Gökçek’in yöneticilik anlayışı, kent halkını mutlu etmeye dönük değil!
O yalnızca yandaşlarını kollamayı ve kendisine oy veren yerleşim birimlerine hizmet götürmeyi önemsiyor.
Her alanda sayısız örnekleri var bu yaklaşımın.
Şimdi uzun boylu bir döküm çıkarmaya gerek yok…
Yalnızca Çayyolu Metrosu’nda insanlara çektirdiği çileyi anlatmak bile durumu açıklamaya yeter...
• • •
Yapımına 2002 yılında başlandı bu hattın…
Daha araziye kazma vurulmadan, Melih Gökçek; artık aşina olduğumuz yakışıklı suretinin de yer aldığı “Çayyolu Metrosu yakında hizmetinizde!” afişleriyle donattı Eskişehir Yolu’ndaki dev reklam panolarını.
Aradan yıllar geçti. O afişler eskidi, kazılan çukurlar doldu, galerileri su bastı, metro hattı çürümeye terk edildi…
Gökçek’in bu işi beceremeyeceği anlaşılınca, dönemin Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım devreye girdi; yarım kalmış metro yapımını kısa sürede tamamlayarak Anakent Belediyesi’ne armağan etti!
30 Mart seçimleri öncesinde devletin Melih Gökçek’e bir tür “seçim kıyağı” idi bu!
Devlet yaptı, Gökçek rantını yedi!
• • •
Düşünün; hepi topu 16 kilometrelik bir hat…
Bu kadarcık bir yolu tam 12 yılda tamamlayabildi Melih Gökçek!
Yani neredeyse yılda bir kilometre ray döşeyebildi!
Hem de Belediye olanaklarıyla değil, doğrudan devlet desteğiyle!
. Şimdi çıkmış, “Çayyolu’na metro yaptık!” diye övünüyor…
Bari onu da doğru dürüst çalıştırmayı becerebilse!
• • •
13 Mart 2014 tarihinde Başbakan Recep Tayyip Erdoğan tarafından âlâyı vâlâ ile açılan Çayyolu Metrosu; işletme, planlama ve yönetim hataları yüzünden bir türlü rayına oturmadı.
Semt sakinlerinin bu konudaki yakınmaları her geçen gün artarak sürüyor…
EGO yönetimi, Çayyolu ve çevresine giden belediye otobüslerini bir gecede kaldırıp yolcuları perişan etti.
Otobüs seferleri kaldırılınca, Kızılay’daki duraklar Ümitköy ve Koru Sitesi’ne taşındı. Kızılay’la Çayyolu’nun otobüs bağlantısı kesildi, metroya binmek zorunlu duruma getirildi...

 


Şimdi Kızılay’dan Konutkent’e yalnızca 163 numaralı Özel Halk Otobüsü ile gidilebiliyor. Onun da yakında kaldırılmayacağını kimse söyleyemez…
Hadi diyelim ki yurttaşlar daha çağdaş bir ulaşım aracı olan metroyu kullansınlar diye bu zorlayıcı önlemlere başvuruldu.
Peki, bu durumda metro duraklarına tren seferleriyle eşzamanlı (senkronize) çalışan yeterli sayıda ring otobüsü koymak ana görev değil midir?
Bu gereksinim karşılanmadan, metrodan nasıl yararlanacak insanlar?
• • •
Yerel seçimlere az bir süre kala, deneme sürüşleri ve sinyalizasyon düzeneği henüz tamamlanmadan, Melih Gökçek’e destek için alelacele servise soktular metroyu!
O yüzden trenler sık sık arıza yapmaya başladı.
Aradan sekiz ay geçmiş olmasına karşın eksikler hâlâ tamamlanamadı.
Yolcuların yaşamını riske sokmamak için trenler hız kesmek zorunda kaldı.
25 dakika olarak öngörülen Kızılay-Koru Sitesi arası bu yüzden ancak 35-40 dakikada alınabiliyor.
İstasyonlardaki gereksiz beklemeleri de eklerseniz, süre daha da uzuyor.
Bunca gecikme yetmiyormuş gibi, yeterli sayıda ring otobüsü sağlanmadığından, duraklarda da bir o kadar beklemek zorunda kalıyor yolcuklar
Melih Gökçek belediyesinin kötü işletmecilik anlayışı yüzünden, insanlar şimdi eski otobüsleri bile arar oldular!
Çünkü metroyla daha geç ulaşabiliyorlar evlerine ve işyerlerine...
• • •
“Ring seferi”nin anlamı, toplutaşım araçlarının kısa mesafeli güzergâhta bir daire çizerek hemen kalktıkları yere dönmesidir.
Bunun için de metrodan durağa, duraktan metroya taşıt ulaşımının sürekli ve kesintisiz olması gerekir.
Metro eğer gerçekten çağdaş bir ulaşım aracı olarak hizmete sokulmuşsa, yolcular duraklarda 10 dakikadan fazla beklememeli, ayrıca otobüslerin metroya varışı ile trenlerin kalkışı mutlaka eşgüdüm içinde olmalıdır.
Sabahları işe giderken ve akşamları iş çıkışlarında tıklım tıklım doluyor Çayyolu Metrosu.
Böyle olunca da, daha önce balık istifi yolculuk ettikleri Belediye otobüslerinden farkı kalmıyor trenlerin. Yolcu yoğunluğu dikkate alınarak vagon sayısı kesinlikle artırılmalı…
Melih Gökçek, belediyelerin özel şirketler gibi “kâr-zarar” hesabına göre yönetilemeyeceğini, bunun bir “kamu hizmeti” olduğunu ne zaman öğrenecek?

***

ŞUT

Tek eksiğimiz buydu!

Diyanet İşleri Başkanlığı, Uluslararası İslam Üniversitesi kurmak için kolları sıvamış…
RTE Mısır’la papaz olunca, El-Ezher’i Türkiye’ye taşımaya karar vermişler herhalde!

A Ş U T

***

Çoban ateşleri!
Afyonkarahisar Oğuz Boyu Yörükleri’nin Başkanı Şakir Altıntaş, “Yörükler dağlarda toplanmaya, çoban ateşleri yakmaya başladılar” demiş…

Yaşadığımız günlerde tehlikeli bir mesaj gibi geldi bana…

Herkes dağdakileri indirmeye çalışırken ovadakiler dağa çıkmaya kalkarsa nereye varır bunu sonu?

Bir de onlar için mi “Barış Süreci” başlatacağız?