Şimdinin Türkiye’si!
FİKRİ SAĞLAR FİKRİ SAĞLAR

Bugün ciddi şeyler yazmak istiyordum.
Ancak Radikal Gazetesinde Ezgi Başaran’ın olağanüstü güzel ve o kadar da veciz “Burhan Kuzu” röportajını okuyunca, bu ülkenin çivisinin çıktığına bir kez daha inandım.
İşi mizaha vurmanın daha iyi olacağını düşündüm!..
Gelişen olayları, özellikle iktidarın bakışını, daha da önemlisi, siyasal yöneticilerin anlayışını görünce, şu meşhur özdeyiş aklıma takıldı.
Hani “ Anlayana sivrisinek saz, anlamayana davul zurna az!” demişler ya! Bizim durumda aynen bu noktada!..
****
“Kuvvetler ayrımının” demokrasinin vaz geçilmez niteliği olduğunu kabul etmeyen bir Başbakana sahibiz!..
Siyasal iktidarın, yurttaşı ezmesini önlemek, özgürlük ve eşitliğini sağlamak adına 18.yüzyıldan beri süren mücadeleyi yok sayan bir iktidarla yönetiliyoruz.
Çağdaş devletin demokrasi adına tanıdığı tüm toplumsal haklara müdahale eden, yasaların koyduğu kurallara işine gelmediği için itiraz eden, kısaca tek adam olmayı isteyen, bunu da “gündem değiştiriyorum” stratejisiyle açıklayan bir anlayış işbaşında.
Ve daha da vahimi, bu siyasal iktidara akıl veren ama demokrasi ve anayasal düzeni pek de benimsemeyen anayasa profesörleri yönetimin içinde yer alıyor!..
****
3600 polisle ODTÜ’yü basan siyasi irade, orantısız şiddet kullananlara değil de “patriot füzelerinin konuşlanmasıyla savaş ortamına” sokulan Türkiye’yi korumaya çalışan öğrencileri suçluyor.
Amaç, gösteri hakkını yok etmek!..
Amaç, işsizlik, açlık, haksızlık, yolsuzluk, baskıya karşı çıkanları korkutmak!
Kısaca, tam demokrasinin kurulmasını ve adil paylaşımın oluşmasını isleyenleri susturmak!..
****
Burhan Kuzu’nun meşhur(!) ibretlik cevaplarına bakın;
EB; Uludere’de ne oldu ? Uludere daha bir sene oldu, çanak çömlek kaç sene oldu. (Marmaraydan bahsediyor.FS.)Kaldı ki, o kemikler çanak çömlekler o kazı alanına sonradan mı konuldu, onu bile bilmiyoruz. Senin daha yaşın ne olacak, biz neler gördük. Başbakan’ın sinirlendiği zaman kaybı ve bazı hâkimlerin ideolojik bakış açısı. Bu tür bakış açılarını yansıtmaları ellerindeki gücü kötüye kullanmak oluyor ve buna hiçbir yaptırım uygulanamıyor. Niye bu kararı verdin diyemiyorsun.
****
EB; O heykel?...
O heykelle ilgili zaten başka hukuki sorunlar vardı, o yüzden yıkılmadı ki. Muhteşem Yüzyıl dizisi de devam ediyor. Bir tek Hürrem namaz kılmaya başladı. Ki bence geç bile kalmıştı. O dizi bence de Kanuni’yi iyi göstermiyor. Bakıyorsunuz sadece seks hayatı! Tarihi kişiliklerle ilgili yapılan dizi bile olsa dikkat gerekiyor.
****
Bu röportaj sonrası sosyal medyada tartışma başladı.
İleti kutuma aşağıdaki senaryo sahnesi düştü. Paylaşalım.
Malum, yapımcı diziyi önümüzdeki dönem bitiriyor.
****
Son sahne;
Muhteşem Süleyman 4 yıl süren Avrupa seferinden dönmüş, büyük bir törenle karşılanmıştır.
"Haşmetlûm yorgun musunuz?" sorusuna,
"Ecdadım at sırtında ömrünü geçirdi. Bu kez sadece 4 yıl at üstünde kaldım. Yorgun değilim!" der.
Hürrem, Süleyman’ı karşısında görünce ayaklarına kapanır, ayaklarını öperek; "Yorgun geldiniz oturun da ayaklarınızı yıkayayım" der, sonra, "Bir müddet kalacak mısınız?" diye sorar.
"Ne münasebet" der,
 "Ben ecdadım gibiyim. 6 yıllık Suriye seferine çıkıyorum" der.
O sırada mimar Sinan gelir,
“ Süleymaniye Camisinin bittiği haberini verir.” 
Süleyman birden Çamlıca tepesine bakar.
"Keşke Çamlıca’ya da bir cami yapsaydık" der ve  "Elbet benim soyumdan gelen bir padişah oraya bir cami yaptıracaktır. Ne mübarek bir kişidir o!" der.
Ve “son” yazısı görülür!
****
Şimdinin Türkiye’si işte bu! Ne diyelim!