Sinemanın 100. yılından görüntüler-I
SABRİ KUŞKONMAZ SABRİ KUŞKONMAZ

Sinemanın ‘100. yılı’ konulu afişler dikkatinizi çekmiştir. Demek o kadar oldu, diyesimiz geliyor. Yüz yıl olduğuna göre, demek ki 1914’de dönüp bakmak gerekiyor.

1914 yılı, sinema serüvenimizin başlangıcı kabul edilir. Bilindiği gibi, 1877-1878 Osmanlı Rus Savaşı, yani “93 Harbi” sırasında Rus ordusu Yeşilköy’e kadar gelmiştir. O zamanın dünya jeopolitiğinde İstanbul işgal edilmemiştir, ama edilmiş kadar olmuştur. Ruslar varlıklarının ve geldikleri noktanın bir kanıtı olarak Yeşilköy’e, o zamanki adı ile Aya Stefanos’a bir anıt dikerek geri çekilmiştir. Yani özetle “Aha da ta buraya kadar geldik, bu da gelişimizin işareti” demişlerdir. 1878’de dikilen o anıt orada yıllarca diplomasi gereği yıkılmadan kalmıştır. Birinci Dünya Savaşı başlayınca, diplomasi bitmiş, Ruslara gününü göstermek, Türk gücünün acı sillesini hissettirmek için işte o anıt yıkılmıştır.

Anıtın fiziken yıkılmasından öte, bunun savaş için bir propaganda malzemesi olarak kullanılması planlanmıştır. Anıt yıkılırken filmi de çekilecek ve ahalinin morali yükseltilecek! Ne var ki elde Türk asıllı bir kameraman yoktur. Çekim için bir yabancı şirket düşünülmüşse de, propagandayı zayıflatacağı düşünülerek bir Türk’e çektirme kararı verilmiştir. İşte bu hal ve şerait içinde savaşla birlikte yedek subay olarak askere alınan taze bir sinemacı Fuat Bey’e (Uzkınay) alelacele kamerayı kullanması öğretilir. Rusların zafer anıtı patlatılıp yıkılır. Bu olayı Fuat Uzkınay da böylece filme almış olur. Film, o zamanki adıyla ‘Ayestefanos Abidesinin Hedmi’ olarak bilinir. Yani, Ayasetafanos Anıtının Yıkılışı! Hiçbir kopyası günümüze kadar gelememiş ve topu topu 150 metre olan bu kayıt, sinema tarihimizin başlangıcı olarak kabul edilir. İşte böylece, retrospektif tarihçilik, onarımcı veya yeniden- yapımcı tarihçilik gibi adlandırmalar yapabileceğimiz bir biçimde, sinema tarihini de 1914’e kurgularız. Oysa daha 1896’da, Galatasaray’daki bir birahanede ilk film gösterimi yapılmıştır. Ama bunu Weinberg adlı Polonya uyruklu Romanya Yahudisi olan bir ecnebi gerçekleştirdiğinden, sinema tarihimizi başlatma şerefine erişememiştir. İlginçtir, aynı ecnebi, 1914’te Enver Paşa’nın emriyle kurulan ‘Merkez Ordu Foto Film Dairesi’nin başına getirilmiştir. Yedek subay Fuat Uzkınay da yardımcısı olarak görev almıştır. 1915’te Romanya ile savaş başlayınca Weinberg görevden alınmıştır! Ordunun sinemayla ilişkisi de çok uzun soluklu olmuştur, bunu da akılda tutalım!

Bu arada belirtelim ki, dünyada da ilk film gösterim tarihi olarak 1896 yılı kabul edilir. Çünkü, ünlü Lumiere Kardeşler halka açık ilk film gösterimini 1896 tarihinde, Paris’te gerçekleştirmiştir.

İttihatçıların 1914’teki “biraz tuhaf Modernite” diye nitelendirebileceğimiz, sinemayla propaganda uygulamasını, şimdi bütün bir memleket, tarihi bir başlangıç olarak kabul etmişiz. O film ortada olmasa bile, yüz yaşında bir sinemamız var. Yüz yıl, uzun bir süredir. Tarihe çok büyük etkileri olmuş kimi devletlerin etkin süresi en fazla yüz yıldır. Örneğin Eyyubileri bu konuda inceleyebilirsiniz… Demek ki bizim de yüz yıl gibi bir sürenin sonunda, sinema alanında devasa, yetkin, etkin kurumlarımız yasalarımız var; öyle mi?

Haftaya dize; “Ağır bir zırh taşıyarak ilerliyor zaman” (Özlem Özbek, Mavi Yeşil, Sayı 90)