Şirikçioğlu Mensucat, AKP ve susmanın diğer illetleri
BİLGE SEÇKİN ÇETİNKAYA BİLGE SEÇKİN ÇETİNKAYA

Olay 8 Aralık günü meydana geliyor. Kahramanmaraş-Kayseri kara yolu üzerinde bulunan “bir kot fabrikasının” boya bölümünde akşam saat 18.00 sıralarında kimyasal maddeyle temas eden bazı işçiler baygınlık geçiriyor. 11 işçi Necip Fazıl Şehir Hastanesine kaldırılıyor. İşçilerden Osman Bunsuz ve Aytaç Mendiz hayatlarını kaybederken Ali Uzun ve Faik Bakar yoğun bakıma alınıyor. Diğer işçiler taburcu ediliyor. Haber bu! İki insan evladının taammüden öldürülüşünü haber veren bir haber bu, yanlış anlaşılmasın. İki insan evladının ölümünü haber yapan ama bu iki ölümün sorumlularını ısrarla saklamayı vazife edinmiş, iktidar karşısında boyun büken bir habercilik anlayışının manifestosu. Bu haberi görür görmez, kim ki bu “bir kot fabrikası” nın sahibi, kim ki bu “Sarı Çizmeli Mehmet Ağa” dedik. Dedik, zira bu memlekette bu nebze imtina ile isim saklamanın ardında mutlaka önemli bir zatın olduğunu bilecek kadar uzun yaşamış bulunmaktayız. Boşlukları biz dolduralım. Adını biz koyalım: Fabrikanın adı Şi-Pa Tekstil. Kimin bu fabrika? Atıf Şirikçi’nin. Kim bu Atıf Efendi? Maraş’ın “büyük” ailelerinden birinin mensubu. Şirikçioğlu Mensucatın sahibi. 2006’da ilk 1000 şirket arasına girmişler. Enerji yatırımları, barajlar, HES’ler, Kız Meslek Lisesi yapıyor Atıf Şirikçi. Hayırsever de yani. -Ha bir de ufak bir ayrıntı ama, AKP eski il başkanı. Hatta il başkanı olduktan sonra bazı lisansları kolayca alıp, güzel fiyatlarla sattı diyor minik kuşlar. Geçenlerde AKP'den Büyükşehir Belediye Başkanlığı aday adaylığı için de başvurusunu yapmış-Yerel gazeteler bakarsak, hayırsever, delikanlı pek üretici yaratıcı vs. Zaten aynı gazeteler kazadan sonra 2010 yılında 84 milyon TL ciro yapan, 2011 yılki ciro hedefi 240 milyon TL olan Şirikçioğlu Mensucatın sahibi Atıf Şirikçi’nin talihsizliğine pek üzülmüşler1. Zira sahibi olduğu fabrikada ha bire işçiler ölüyormuş. İlk olarak 2007 de yangın çıkmış Şirikçioğlu Mensucatta. 7 işçi dumandan zehirlenmiş. Neyse ki ölen olmamış. İşçilerden bazıları bu senenin ilk aylarında kazanlardaki sorunları haber veriyorlar Şi-Pa Tekstil’de yöneticilere. Herhangi bir tedbir alınmayınca kimi işçiler işten ayrılıyorlar. Çok geçmiyor geçen nisan’ın 13’ünde muhtemelen bu kazanlar patlıyor. Öyle bir patlama ki patlamadan kurtulan işçiler üzerilerine uçak düştü zannediyorlar. Erkan, İlhami, Mehmet ve Çelebi adlı işçiler hayatlarını kaybediyorlar, dokuz diğer işçi de yaralanıyor. İşçiler hayatta ve sağlamken onların sağlığı ve güvenliği için tedbir almayanlar ve işyerlerini denetlemeye zahmet etmeyenler cenazeye koşuyorlar. TBMM Başkan Vekili Mehmet Sağlam cenazeye katılıp Atıf Şirikçi ile beraber gözyaşı döküyor. Faruk Çelik’in talimatıyla işyerinde teftiş başlatılıyor. Nerdeyse sekiz ay sonra aynı Şi-Pa Tekstilde işçiler zehirleniyor ve ikisi hayatını kaybediyor. Şimdi soru şu: Faruk Çelik Nisan ayında teftiş gönderdi ise bu teftişin sonuçları ne oldu? Müfettişler fabrikaya gidip “aferin!” deyip geri mi döndüler ki bugün biz başka bir “iş kazası” ile karşı karşıyayız. Bu teftişin sonuçlarını bilmek bugün bizim hakkımız değil mi? Yoksa şu ya da bu “AKP il başkanı dönemine” göre gelip giden Maraş SGK il müdürlerinin, İş teftiş kurullarının, Adana bölgesinin eli armut mu topluyor? Kaza olana kadar neredeler? Bu işletmelerde kaç kez denetim yapmışlar, sonuçları ne olmuş? Yoksa “bazı” işletmeler için denetim pek mümkün değil mi malum sebeplerden? Atıf Şirikçi’ye bakarsanız işletmeleri “H&M, Zara, Diesel, Valentino, Gir-AF, Armani, Pierre Cardin” e hizmet veriyor. Bu markalar bu fabrikada herhangi bir denetim yapmışlar mı bu güne dek? Kendileri için üretim yapan işçilerin başına gelenlerden bir nebze olsun sorumluluk duyuyorlar mı? Atıf Şirikçi “hayırsever”likle, bizim üzerimizden kazandıkları ile bize hayır yapmak, kendi vicdanını rahatlatıp üstüne prim yapmak yerine hakkımız olanı-güvenli bir işyerini sağlayacak mı? AKP düzenin en canlı resmi işte bu: taammüden öldürülenler, onların öldürüldüğünü bilenler, suskun olanlar, işverenin büyüklüğü karşısında susturulanlar, çaresiz bırakılanlar, bir ağ gibi etrafımızı saran onun politik bağlantılarının, AKP hükumetinin karşısında, onun korku imparatorluğunun karşısında, iktidarın karşında, bu topluca planlamış ve işlenmiş cinayeti, gördüğünü bildiğini söyle(ye)meyenler. Ne yazık onlar da sorumlu olacak bundan sonra. Bugüne dek gerçekleşen üç “iş kazası” ile geliyorum diyen cinayet yarın öbür gün aynı işyerinde dörder dörder değil yirmişer otuzar öldürdüğünde mi bulacağız bu soruların yanıtlarını?

1 Yerel basında habercilik ilkelerine uygun haber yapanları tenzih ederiz.