Anasayfa GÜNCEL Sivil toplumun demokratik gücü...

Sivil toplumun demokratik gücü…

Bu hafta köşe yazılarının 1 Kasım seçim sonuçlarına özgülenmesi, anlaşılır bir durum. Ben geleceğe bakmayı amaçlıyorum, şu üç noktayı belirttikten sonra:

MHP/AK Parti ve siyaset bilimi
-MHP: Lideri, Ağustos 2002’de “erken seçim” dedi; 2 Kasım yasama seçimlerinde, iktidar böylece AK Parti’ye “altın tepsi”de ikram edilmiş oldu. Oysa, üçlü koalisyon hükümeti, Nisan 2004’e kadar göreve devam edecekti. 13 yıl sonra, aynı kişi, 7 Haziran akşamı yaptığı açıklama ile, AK Parti’yi yeniden iktidara taşıyan 1 Kasım seçimlerine giden yolun ilk harcını koydu…
-AK Parti: 7 Haziran seçimlerinde ortaya çıkan “millȋ irade”ye müdahale etti. Bu olguyu, -kendisini iktidar yapmadığı için- değiştirmek amacıyla, kullanabileceği bütün araçları mubah gördü. Anayasa ve hukuk dışına çıkmanın ötesinde, yüzlerce cana mal olan şiddete seyirci kaldı. Güvenlik sorununu, silâhlı kuvvetler ve kolluk güçlerine havale etti. Külliye ve Hükümet, ülke yönetimi yerine, Devlet olanakları ve Parti gücünü yekpare olarak “seçim seferberliği” için kullandı.
-Siyaset bilimi açısından şimdilik kısaca şu söylenebilir: 7 Haziran-1 Kasım 2015 arasında yaratılan “kaos dönemi” üzerine, bilinen ve ilerleyen ay ve yıllarda gün ışığına çıkacak hususlar -MİT Tırları örneği- ışığında doktora tezleri yazılmalı. Bu bir gereklilik, bu topraklarda demokrasiyi inşa edebilmek için…

1 Kasım sonrası için…
Geçmişe gitmeden, iki seçim kıskacındaki dönem, hak ve özgürlüklerin en yoğun ve en yaygın biçimde ihlâl edildiği dönem oldu; öyle ki, Anayasa ve hukuk devleti büyük ölçüde askıya alındı.
Şimdi, ilk fırsatta “yeni anayasa” söylemini gündeme taşıyanlar, aslında yürürlükteki Anayasa’yı sürekli ihlâl eden kişiler. Bu nedenle, Anayasa hedefinin aldatıcı özelliği hiç bir zaman gözden kaçırılmamalı. Bir de, prof. unvanlı, iktidar dalkavukluğu misyonerleri var: “Türkiye, anayasasız toplum” vb. büyük laflar, hak ve özgürlükler ihlâline dikkat çekmek için değil, sözüm ona “askerȋ Anayasa ile yönetilemezlik” bahanesini meşru kılmak için. Gezi olaylarının sorumluluğunu da Anayasa’ya yükleyen, yine yandaş medyada kalem oynatan unvanlı zevat değil miydi?
Bu nedenle, şimdi, Anayasa’nın öteki yüzünü tartışma zamanı. Nasıl?

Üç aşamalı öneri
-İnsan hakları kazanımlarının pozitif hukuk düzleminde bilançosu ve asgari eşiğini çıkarmak;
-En çok ihlâl edilen hak ve özgürlükler yelpazesini ortaya koymak: Yaşam hakkı, düşünce ve ifade özgürlüğü, basın özgürlüğü ve görsel-işitsel iletişim özgürlüğü, kişi güvenlik ve özgürlüğü, toplanma-gösteri ve örgütlenme özgürlükleri, (…).
-İhlâllerin önüne geçmek ve kazanımların asgari eşiğini sahiplenmek için yapılması gerekenler ise, üç aşamada düşünülebilir:
1) Bu konuda güçlü bir bilgi ağı oluşturmak: Vakıf, dernek, girişim ve platformlar, toplantılar ve çıktılarını kamuoyu ile paylaşmak suretiyle ihlâllere sürekli dikkat çekmek.
2) Başvuru yollarını zorlamak: Ulusal ve uluslararası nitelikte bütün hukukȋ başvuru yollarını etkili bir biçimde kullanmak için bir tür seferberlik başlatmak.
3) Hak kullanımı/sivil itaatsizlik ve direnme: bilgilenme ve hukukȋ araçları eylemle desteklemek; yani, toplantı ve gösterileri, -düşünce özgürlüğünden çevre hakkına kadar- ihlâllere karşı çıkma araçları olarak kitlesel kullanım kültürünü geliştirmek.
Bunlar ne ölçüde ve nasıl mümkün kılınabilir?

GONGO’lar değil, NGO’lar…
Demokrasi ve özgürlük ekseninde yer alan sivil toplum örgütleri (STÖ) ve demokratik kitle örgütleri (DKÖ) ittifakı sonucu ortaya çıkacak güç birliği ile mümkün olabilir ancak.
Son 10-12 yıldır Hükümet’in güdümündeki STÖ (daha doğrusu GONGO)’ler, boy gösterir oldu. Oysa, ülkemizde iktidar eksenli değil, birey özgürlüğü ve toplum eksenli STÖ (NGO) sayısı ve gücü kayda değer. Ne var ki, bunlar birliktelikten çok, tikel çalışma ve etkinlik içinde.
Oysa, artık güçleri birleştirmek suretiyle “sivil toplumun demokratik gücü”nü örgütleme zamanı. Bu yapılabildiği ölçüde, iktidarın, özgürlükleri ve toplumsal muhalefeti yok etme yönündeki icraatı engellenebilir ancak. Demokrasi ve özgürlükler ekseninde güçlü bir siyasal muhalefet, yine aynı eksenden hareket eden sivil toplum ittifakından beslendiği ölçüde gelişebilir.

BİRGÜN TV'Yİ YOUTUBE'DA TAKİP EDİN

11,388AbonelerABONE OL
- Reklam -

SON HABERLER

Hem yalnız hem çaresiz: Bahtsız kaleciler

Geçen yazıda büyük umutlarla transfer edilmiş, sonrasında hüsranları yaşamış, yaşatmış golcüleri yazmıştım. Atamayanları bir...

Önce insan vardı

Önce doğa vardı. Canlı cansız bu âlemde yaşardı. Sonra 200-300 bin yıl...

Kapitalizm ve emperyalizm

Yunanistan’da Syriza’nın seçim yenilgisini ve Türkiye’nin S-400 füzesavar sistemi satın alması konularını...

Hain FETÖ Darbesi ve siyasiler!

Bir ilkokul öğrencisine sorulan bir soruya verdiği yanıt epey zamandır Sosyal Medyada...

Erdoğan savunma oynayamaz

AKP, kurulduğu günden bu yana gündemi, doğrultuyu belirleyen; kendi dışındaki tüm siyasal...

Nobel olmadı S-400 alalım

Cumhurbaşkanı pazar günü seçtiği yazar ve gazetecilerle bir araya geldi. 11:00’de başlayan görüşme...

Bir mozaik toplaşması

Geçen yıl Moda, Kayıkhane’deki konser haberini alınca ne kadar sevinmiştim. 1980 ve 90’ların...

Ne Rus ne ABD silahı!

Siyasal İslamcılar bir kez daha yanlış politikalarla neden oldukları krizi “milli beka”...

Adana’da metil alkol zehirlenmesi: Bir kişi daha yaşamını yitirdi

Adana'da rahatsızlanarak Yüreğir Devlet Hastanesi’ne kaldırılan V.Y. burada "metil alkol zehirlenmesi" şüphesiyle...

AKP belediyeyi kaybetti, borcun boyutu ortaya çıktı

AKP'li Hüseyin Boz'un Belediye başkanı olduğu Çankırı’da, yerel seçimleri MHP'li aday İsmail...

Sonraki haber