Siyaset Bilimi ve Anayasa kıskacındaki AKP
İBRAHİM Ö. KABOĞLU İBRAHİM Ö. KABOĞLU

Olan ve olması gereken; siyasal davranış ve gerçeklerle anayasal normlar; tüme varım ve tümden gelim vb. Bunlar siyaset bilimi ile anayasa hukuku ayrımı için kullanılan ölçütler.

Bu bakımdan, 7 Haziran yasama seçimlere göre oy dağılımı, “olan”; resmi seçim sonuçlarına göre hükümet kurma gereği, “olması gereken”.

“Olan”: Seçmen, Anayasa md. 67 gereği hakkını kullandı ve görevini yaptı. İradesini sandık yoluyla ortaya koydu.

“Olması gereken”: Seçmenden yetki alan temsilcilerin, yine Anayasa gereği, iki ana görev ve sorumluluğu; yani, TBMM’yi işletmek ve TBMM güvenine dayanan hükümeti kurmak (md. 94, 109 ve 110).

Cumhurbaşkanı’nın yükümlülüğü ise TBMM üyeleri arasından birini hükümeti kurmakla görevlendirmek (md. 109).


'OLAN' VE 'OLMASI GEREKEN' TERSYÜZ

Md. 116’nın işletilme(me)si ve işletilme biçimi, olması gereken değil, olmaması gerekeni ortaya koydu: Hükümet kurdurulmadı ve TBMM yasama işlevini yerine getir (e) medi.

Şimdi ise olması gereken yerine “oldurulan durum” (Anayasa) yoluyla, “olan”(siyasal gerçek) değiştirilmeye çalışılıyor. Kendi yükümlülüklerini yerine getirmeyen temsilciler, seçmenlerden görevlerini, ikinci kez ve iradelerini kendi istedikleri yönde ortaya koymalarını istiyor.


SEÇMEN DAVRANIŞI OPERASYONU
Milli irade kutsaması”, AKP için seçime giden yol ve sonuçlarını sahiplenmenin başlıca aracı oldu hep. Öyle ki, hükümetin icraatını veya herhangi bir resmi kurumdaki usulsüzlüğü eleştirenler bile, parti kurmaylarının hışmına uğradı hep: “İstikrarı bozmak ve darbe ortamını hazırlamak suretiyle bizi devirmek istiyorlar” vb. sözlerle, suçlayıcı tepkilerle karşılaştı.

AKP, ne zamanki sandık yoluyla TBMM’deki çoğunluğu kaybetti, asıl “darbe ve operasyon” girişiminde bulunan kendisi oldu.
“Anayasal darbe” büyük ölçüde kotarılmış oldu! Şimdi sıra “operasyon”da... Acaba, bunu başarabilecek mi?


YANILAN HALK MI?
Kuşkusuz, diğer partilere göre çok önde. Ne var ki, kaybettiği oy oranı da büyük: HDP için reva gördüğü toplam oy miktarı (% 09 gibi) kadar oy kaybetti. Hangi ortam ve koşullarda? “Külliye destekli” ve Devlet olanaklarını kullanarak yürüttüğü seçim kampanyasına rağmen kendi seçmenlerini kaybetti.

Şimdi, giden oyları geri döndürmek için, eski milletvekillerini 4. Dönem için listeye koydu. Buna karşılık, henüz üç aylık 53’ünü, boynu kalın-fikri kıvrak demeden kıyıma tabi tuttu.

Oysa, eğer parti 7 Haziran’da 18 sandalye daha elde etseydi, 53 vekil dört yıl TBMM’de kalacaktı; bakanlık yapanlar bile olacaktı.


'BENİ İKTİDAR YAP’
276 için yeniden seçmen karşısına çıkmak, “olan”ı değiştirme operasyonu. Ne var ki, seçmen iradesini değiştirmek, Anayasa tağyiri kadar kolay olmasa gerek.

“Teröre karşı tek ses”: Operasyon, Kuran, mehter ve tekbir” sesleri eşliğinde Yenikapı toplantısı (20 Eylül) ile başladı. “Terörü lanetleme” adına, CB+TBMM Başkanı+Başbakan’ın katılımıyla “seçim kampanyası” için yola çıktı AK Parti; hem de dikenli bir yola:

- Terörü lanetleme toplantısı bu şekilde yapılmaz. Ayrıştırıcı söyleme, bayrak vb. hususlara girmeyelim. Başbakan’ın, Ocak ayında “Charlie Hebdo” saldırısını lanetlemek için katıldığı Paris yürüyüşü hatırlaması yeterli.

- Başbakan’ın HDP’nin baraj altında bırakılmasına yönelik sözleri ise tam bir skandal.

- Cumhurbaşkanı’nın yine oy talebi ve bu kez, “milli ve yerli” sıfatlarını kullanması ise daha büyük skandal.


NE ANAYASA NE DEMOKRASİ!
Yenikapı toplantısı, tırmanan şiddet ve terör hakkında somut ipuçları vermiyor değil. Görünen, “seçmen iradesi”ni değiştirmek için demokraside yeri olmayan en ahlâksız aracın tezgâhlanıyor olması.

Cumhurbaşkanı, yine Anayasa’nın açık hükümlerine rağmen seçim meydanlarına çıkacak ve oy isteyecek. Söylemi, nefret ve şiddet dozunu yükseltecek.

Başbakan ise 7 Haziran seçimlerinden daha düşük profilli ve “belden aşağı” vurmayı da mubah gören bir kampanya yürütecek gibi.

Bu araç ve yollar, AKP’ye siyaset bilimi verilerini değiştirme olanağını vermez kuşkusuz; ama Türkiye’ye çok şey kaybettirir.

Bütün bunlar, iktidarı bırakmamak için değil, paylaşmamak için sadece. Acaba nimet mi, yoksa korku mu daha büyük?

1 Kasım seçimleri, -seçim güvenliği bakımından belirsizlikler eşliğinde- birçok bakımdan çok önemli...

·Bayram için: Hayvanlara “insan vahşeti”nin yaşatılmadığı bayramlar görebilmek umuduyla, esenlikle...