Siyasetin çözülme devri!
Ayşenur Arslan Ayşenur Arslan

Siyasette her cephede ortalık toz duman. Üzerinde durmaya bile değmez. MHP artık BUÇUK parti! Çoktaaan çözüldü, eridi. HDP ise malum, dokunulmazlıkların kaldırılması ve eşbaşkanlarının tutuklanması skandalıyla ağır yaralı.

Gelelim iki büyüğe!

Erdoğan mühürsüz / usulsüz bir yüzde 51 ile başkanlık sistemini koparttı! Ama içi rahat değil. Nitekim kendisi de geçenlerde açıkladı. “Bu oran AKP’nin değil” dedi.

Doğru. AKP’de 15 yıl zar zor yürütülen iç koalisyon çözülmeye başladı zaten. Kısa süre öncesine kadar Gülcüler, Davutoğlucular vardı. Şimdi onlara İslamcı abiler eklendi. Hem de belden aşağı, pespaye bir kavgayla. Hakaretler, küfürler havada uçuşuyor. Her kesim bir davadan söz ediyor. Öte yandan kendisinin davaya sahip çıktığını savunup karşı tarafı suçluyor. İki taraf arasında hakem ve hatta arabulucu olması beklenen Erdoğan ise, eski yol arkadaşlarını satıverdi. Üstelik “mezara kadar değil pazara kadar bizimleymişler” diye “çiğ” bir ifadeyle. Yeni Reisçiler pek memnun tabii. O ekibin başını çeken Nagehan Alçı’nın (her zamanki gibi) Erdoğan’ın son yurtdışı gezisine eşlik etmesi de zaten ittifakı gözler önüne seriyor.

Yalnızca çıkara dayalı, her an çözülmeye müsait bir ittifaktan söz ediyoruz elbette. Ne ideolojik bir temeli var ne de herhangi bir asgari müşterek! Yeni Reisçiler köşelerini, TV programlarını, konaklarını, şoförlü arabalarını koruyabilmek için Reis’i kullanıyor. Reis de, iş dünyasından medyaya “anaakımdan” diye düşündüğü isimleri.

Sonuçlarını hemen yarın göremeyebiliriz. Ancak, ideolojik – politik rotasından sapan... Hele hele eski “davasını” kendisinin “yeni çıkarlarıyla” takas eden hiçbir hareket bütünlüğünü koruyamaz.

Hindistan’la şahane anlaştık... Rusya ile acaip iyiyiz... Trump’la da görüşeceğiz... Geçiniz!

Hepsi palavra.

Gerçek olansa yüzde 15 gıda, yüzde 18 ulaştırma enflasyonu... Yüzde 13 işsizlik... Turizmde devasa bir kriz... İhracat zaten açık verip duruyor… Sanayi yatırımı ihracata da işsizliğe de merhem olacak boyutta değil... Tek “umut” Varlık Fonu aracılığıyla Türkiye’nin varlıklarını haraç mezat satmak…

Böyle bir tabloda ancak “dava arkadaşları” bir arada durabilir. Erdoğan onlarla yolunu ayırıp “beyazlaşmaya” karar verince bana göre kurşunu kendi ayağına sıktı. Kan kaybetmeye başladı.

•••

Gelelim CHP’ye;

Referandumda toplumsal dalgaya binip sağlam bir HAYIR elde etti. Ama havasını 17 Nisan’a kadar bile koruyamadı..Zaferi, usulsüz seçime direnişi kullanamadı. Konuştu diye disiplin yolu gözüken Fikri Sağlar “CHP’nin gençleri sokakta ama biz dışarı çıkmaya korkuyoruz” derken tam da buna dikkat çekti. CHP’nin gençleri / tabanı hileli sonucu protesto etmek için sokağa çıktığında yapayalnız kalıverdi.

Neymiş!

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne başvuracaklarmış. İyi de AİHM kararı referandum iptal ettirmeyecek ki! Olsa olsa sonuç kınanacak.

Ayrıca (yazarken bile sinirleniyorum) basın özgürlüğündeki sefalet tablosu ve referanduma dair kaygılar nedeniyle Türkiye’yi denetime alan AKPM’ye kızan CHP değil mi! CHP’li parlamenterler, AKP ve MHP’li vekillerle birlikte Konsey kararı aleyhine oy kullanmadı mı! Karar sonrası AKP’nin sert tutumuna ortak olup, bir bakıma Erdoğan’a sahip çıkmadı mı!

Durum böyleyken AİHM’e niye gidecek ki acaba? AİHM, Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi ile aynı görüşe ve karara varırsa ne olacak peki?

Pek çok kişi Fikri Sağlar’ın Akşam Gazetesi’ne konuşmasına takılmış. Yahu içeriğine bir dönüp baksanıza. “Parti Meclisi’nde kendimiz konuşup kendimiz dinliyoruz” diyor. Partinin en üst organında karar aldıramadıklarını, Kılıçdaroğlu’nun dinleyip dinleyip sonra birilerinin aklıyla karar verdiğini iddia ediyor.

Aslında bizlerin de hep bildiği ve hatta yazdığı şeyleri, bir milletvekili ve PM üyesi olarak söylüyor.

Belli ki, içerde derdini anlatamadığı için çıkıp “dışarda” konuşmaya karar vermiş.

Yarın, CHP Parti Meclisi toplanacak. Ve herhalde yakın tarihinin herhalde en sıkıntılı toplantılarından birini gerçekleştirecek.
Doğrusu herhangi bir somut adım çıkacağını sanmıyorum. Yine, “AİHM’e başvuruyoruz ya” denecek. Sanki ortada fiilen bir parlamento kalmış gibi “Mücadelemizi Meclis’te sürdüreceğiz” masalı anlatılacak.

Oysa kendilerine ve bu topluma bir güvenseler... Bir harekete geçebilseler... AKP’nin aslında ne kadar zor durumda olduğunu fark etseler... Ve birazcık, çok değil azıcık yaratıcı olabilseler... Türkiye’yi sallayacaklar.

Ama, bunu yapamadıkları için CHP değilse bile yönetim kadrosu çözülecek.. Dağılacak..

Umarım, hangi şık gerçekleşirse gerçekleşsin “çabuk” olur. Çünkü 2019 dediğiniz tarih YARIN!