Anasayfa ARŞİV Sol cilalı sağcılar ve Kafa Dengi

Sol cilalı sağcılar ve Kafa Dengi

Kafa Dengi tuhaf yapım, hani Kanal 24’teki! Deniz otobüslerinde zorla izletildiği için bu kanalı pek sevmem. Mecra başka şey, program başka şey demeyin; sözünüz kadar, onu nerede söylediğiniz de mühim. Bu adamlar zamanında, 1949 yapımı filmde kadın bacağını buzlandırarak vermiştir.1

Tarık Tufan ve Selahattin Yusuf her daim anlatıyor. Persona’dan giriliyor, Sezai Karakoç’tan çıkılıyor! Baudrillard, Foucault diyorsun, severiz! Heidegger deyip Kierkegard’lıyorsun, hoş! Leylâ Erbil’in son romanı ‘Kalan’da da Kierkegard var, hiç bahsetmişler midir acaba Erbil’den?

Yani bulamaç gibi. Üstelik hayatın sırrını verdim havaları, bakışmalarda yüklü anlam, leziz duraksamalar, az çok okuyup kusamamışlardaki ağrı. Arada, ne zaman ‘büyük şair’ olduğu bilinmeyen birinin takır tukur şiirleri. Şairlikte büyüklük çok mu önemli? Kısaca romantik İslamcının, ekranda yaşadığı zihin boşalımı.

Bu programda, vaktiyle Nietzsche’nin gözlerinin giderek zayıflaması, ateistliğiyle açıklanmış; inançsızlığının acısını çektiği söylenmişti. Adam, kırbaca dayanmak zor diye atların boynuna sarılırmış. Böyle itikatsızdan bu hareket beklenir miymiş!? Neyse ki bir ara Sırrı Süreyya oradaydı da mütedeyyin entellerimize bu işin dinle değil insanlıkla ilişkili olduğunu anlattı biraz.

Garip bir genişlik: Bu yapımda Hrant Dink’in ardından yas tutulabilirken ‘Muhsin Başkan’a ağıt da yakılır. Türk Sağı Sözlüğü’nde Abdullah Çatlı için işadamı yazar, böyledir bunlar. Bitimsiz riya. Akmerkez’de mağaza önünde namaz kılma 2 için özel yayın yaparlar da Alevi köyündeki cemevini cami yapan zihniyeti görmezler.

Şimdi iki sivri çıkar, Barthes’ın “faşizm susma değil söyleme mecburiyetidir” cümlesini hatırlatır. Tabii kimsenin hiçbir şeyi söyleme mecburiyeti yok. Bunca bilgili adamlar ne söyleyeceklerini ben fakirden öğrenecek değil! Fakat Barthes’tan söz açılacaksa göstergeden girelim. Din, gösterge düzleminde en ‘örtülü’ iktidar aracı değil mi? Bunca Foucault, Marx gevelersen, senden de iktidarın varlığını yıpratacak iki kelam bekleme hakkımız var herhalde. Ha, o arkadaşlar bunu yapamaz, abiler izin vermez diyorsanız durun orada! Bunca ismi anıp itaatkâr program hazırlayacaksan buna bizim köyde başka şey denir, kusura bakma! Değilse, bile isteye iktidara karşı durmuyorsundur. O zaman pek sayın Başbakanlarının sözüyle cevap verilir: Bildiğini söylemeyen dilsiz şeytandır!

Öyle ya, Hopa davasında yargılanan ya da Boğaziçi Üniversitesi’ndeki Starbucks’ı işgal eden arkadaşlarımız da Yusuf ya da Tufan kadar Adorno’yu, Benjamin’i okuyordur. Madem bunca ortak nokta var, neden mesela Starbucks işgalinden canlı, özel program yapamazlar? Zor değil mi! Ekşi Sözlük’te biri güzel özetlemiş tavırlarını: Aytmatov iyi de çevresi kötü. Tarkovsky iyi de dine falan izin vermeyen Sovyetler pis. Nâzım iyi lakin solcular b..k! İki saat konuş, vardığın bir yer yok. Ara ara engin bilgileriyle Pir Sultan’ın, sazını iki eliyle yukarı kaldırmasında sol imgeler bulunur. Pir’in solculuğuna bunca takarken Necip Fazıl’a Menderes sayesinde açılan ödenekten, Ayasofya Hitabesi’ndeki faşistten zerre bahsedemezler. Hele o programdaki küçük Ahmet Hakan 3 öyle antikomünisttir ki…

Evet zeki adamlar amenna, birçok insan sayelerinde çok şey öğreniyor. Ama yirmi dakikada bir türbandan, ellerini ovuşturarak reel sosyalizmin çöküşü ve Stalin’den bahsederek samimi olunmuyor. Darbeci olduğunu düşündüğün için DİSK’i sevmediğini açıklaman bir şeydir fakat o meselelere girersen senden iktidarla entegre olmuş sermaye gruplarının nasıl bozuk para gibi işçi harcadığını da anlatmanı beklerim. Öyle yüz göz açmakla olmuyor, ne varsa dökeceksin.

1 Mayıs 2009’da yaptığın programda Türkiye’de komünizmin kökü yok diye böğüreceksin (ağababaları da arardı, meraklıdırlar köke); adalet diye slogan atanlar insanların inanma hakkı nasıl yok edilir diyeceksin (haksız da değilsin, alınmamalıdır); ama aynı gün yoksulun, mağdurun üzerine sıkılan biber gazına, yıllardır okutulan zorunlu ve saçma sapan din dersine dair konuşamayacaksın. Geç onları! Bunca sınırın varsa az susacaksın yiğit! Seni yıkıp değiştirmeyen bilgi bir işe yaramaz. Konuğun “Kafka’ya taparım” dediğinde, “tapma demeyelim de hayatımda yer tutuyor diyelim” diye düzeltiyorsan asıl tamir gerektiren sensindir!

Alıştınız belki, garip gelmiyordur fakat bu kadar zırvanın üzerine çekilmiş sol cila, kapalı odada çok pis koku yapıyor. Artık midem bulanıyor benim. İzlemem, olur biter değil mi? Evet…

[1] http://www.medyatava.com/haber.asp?id=79541

[2] http://www.milliyet.com.tr/2008/02/13/son/sontur66.asp?prm=0,7579985
[3] http://www.youtube.com/watch?v=PZEmCUGBew4&hd=1 ve http://www.youtube.com/watch?v=PWoYUG1cQuA&hd=1

BİRGÜN TV'Yİ YOUTUBE'DA TAKİP EDİN

9,968AbonelerAbone
- Reklam -

SON HABERLER

İkinci küresel eylem: İklim savaşçıları vazgeçmiyor

KARDELEN TATARİklim değişikliğine karşı...

CHP bir kez daha ‘ekonomi’ diyecek

YSK’nin iptal kararının ardından 23 Haziran olarak belirlenen yenileme seçimine yönelik programını...

AKP’de ‘bize oy verenler de küskünlere katılırsa’ kaygısı

Kaybettiği İstanbul seçimini YSK eliyle iptal ettiren ve yeniden sandığa gidilecek 23...

Karara itiraz şart

YSK’nin ‘kesin hükmünde’ olan İstanbul seçimlerini iptal kararına karşı itiraz yolları tartışılıyor....

YSK kararı sandığı tehdit ediyor

Dilan Esenİstanbul’da demokratik kitle ve meslek örgütleri,...

YSK’nin iptal gerekçesinin altı tamamen boş: Ali İhsan Yavuz bile daha inandırıcıydı!

YSK, İBB seçimleri için açıkladığı iptal gerekçesinde seçmen iradesinin nasıl değiştirildiğine ilişkin...

Bahanesi yok!

Geçen akşam Yüksek Seçim Kurulu (YSK), seçimin iptal gerekçesini uydurduğu 200 sayfalık,...

Bu bir gerekçe değildir!

Ressam Rene Magritte, oldukça “gerçek” görünen bir pipo resmi çizer ve altına...

Vatandaşın dövize talebi artıyor

BDDK aldığı bir kararla döviz alım işlemlerine vade kısıtı getirdi. 100 bin...

Usu Qaraz’ın veya hepimizin hikâyesi

Usu Qaraz iki metre boyundaydı, konuştuğunda gök gürlüyordu, tek kelime Türkçe bilmiyordu,...

Sonraki haber