Soma-2
AYKUT ERDOĞDU AYKUT ERDOĞDU
Geçen hafta Soma ile ilgili yazmaya başladım.

 Geçen hafta Soma ile ilgili yazmaya başladım. İlk olarak rödövans sözleşmesi ile hizmet ihalesi arasındaki farkları anlatmaya çalıştım. Enerji Bakanı Taner Yıldız’ın kendini savunmak için kavramlarla nasıl oynadığını gösterdim. Bu hafta Soma’da 301 işçiyi ölüme gönderen yolsuzluk düzeninin nasıl kurulduğunu biraz daha detaylandıracağım.

Hizmet İhalesi

Eskiden kamu işçileri eliyle yapılan işlemler artık özel sektör eliyle yapılıyor. Bu sisteme taşeronluk adı veriliyor. Devletin taşeronluk hizmetini alabilmek için açtığı ihaleye hizmet ihalesi adı veriliyor.

Soma’da kazanın olduğu madende kömür çıkarma işi de 27.07.2006 tarihinde hizmet ihalesiyle Park Holdinge bağlı Park Teknik şirketine verilmiş. Bu şirket aldığı ihaleyi 30.09.2009 tarihinde Soma Kömür İşletmeleri Anonim Şirketine (Soma A.Ş.) devretmiş.

Hizmet ihalesi sonrası yapılan sözleşmenin maddeleri incelendiğinde ölüme giden yolsuzluk ağlarının nasıl kurulduğu bütün çıplaklığıyla görülebiliyor.

Yapılan sözleşme ile Şirkete, yani Soma A.Ş.'ye çıkardığı kömür başına 27,45 TL ödeme yapılacağı ve her yıl bu fiyatın belirli bir oranda artırılacağı hüküm altına alınıyor. 2014 yılına gelindiğinde artışlar sonucunda ton başına şirkete ödenecek tutarın 50,92 TL’ye yükseldiği görülüyor. Yani Şirket çıkardığı her ton kömür için devletten 50,92 TL alıyor.

Teknik şartnamenin “Üretim Miktarı” başlıklı 4üncü maddesinde yıllık 1.5 milyon ton üretim öngörülmüş. Ancak üretici, yani Şirket fazla kömür çıkarırsa bu fazla kömürün de satın alınacağı belirtilmiş.

Ne Kadar Kömür O Kadar Ölüm!

Şirket ton başına devletten aldığı 50,92 TL ile zaten kâr ediyor. Ancak bu kâr Şirketi tatmin etmiyor, kârını artırmak için bir yandan üretim miktarını artırmaya, diğer yandan da maliyetlerini düşürmeye çalışıyor.

Şirket için yıllık üretim miktarı 1,5 milyon ton öngörülmüşken Sayıştay Raporu’nda yer alan bilgilere göre 2012 yılında 3,8 milyon ton üretim yapılmış.

Hatırlayacaksınız, Soma’da işçiler en çok “dayıbaşı” düzeninden ve “hadi hadi” diye kendilerinin aşırı ve güvenliksiz çalışmaya zorlandığından şikayet etmişlerdi.

Şimdi bu iki bilgiyi birleştirelim. Devlet, şirkete “bu madenden yılda en çok 1,5 milyon ton kömür çıkar, yani kapasite 1,5 milyon ton ama sen daha fazla çıkarırsan ben hepsini alırım” diyor. Şirket 1,5 milyon ton yerine 3,8 milyon ton (iki katından daha fazla) kömür üretimi için işçiyi zorluyor. Çünkü devlete ne kadar çok satarsa o kadar çok para kazanıyor. Vahşi sermaye daha fazla kâr için işçiyi kamçılıyor.

Devletin gözü önünde ve devletin desteğiyle “dayıbaşı” ve “hadi hadi” düzeni kuruluyor. Kurulan bu düzen içerisinde Şirkete toplam 724 Milyon TL ödeme yapılıyor. Şirket bu aşırı kârlı iş sayesinde İstanbul’un en güzel yerinde bir gökdelen dikiyor. Bu gökdelenin metre karesini 10 Bin ABD Dolarından satıyor. Soma’da işçileri ölüme gönderen yolsuzluk ağları bu şekilde örülmüş oluyor. Soma işçisini alın teri İstanbul’da lüks rezidans oluyor.

Devletin Gözü Kör

Soma A.Ş. bir yandan aşırı üretimle kârını artırmaya çalışırken diğer yandan maliyetlerini düşürerek kârını katlamak istiyor. Maliyetleri düşürmenin en kestirme yolu işçi maliyetlerini düşürmek. Bunun için işçiler aynı ücrete daha çok çalıştırılıyor. İş güvenliği masraflarından kısılıyor. Peki bütün bunlar olurken devleti o madende temsil eden güç, yani Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı (Bakanlık) ne yapıyor! İş Kanunu'ndan ve hizmet ihalesi sözleşmesinden kaynaklanan sorumluluklarını hiçe sayarak işçilerin ölüme gönderilmesini seyrediyor.

Asli İşveren - Asli Fail

301 madencinin canına malolan madenin hizmet ihalesinde asli işveren Bakanlık (bu olayda Türkiye Kömür İşletmeleri), alt işveren ise Şirket yani Soma A.Ş. 4857 sayılı Kanun’un 7nci maddesinde asıl işverenin sorumluluğu çok net yazılmış. Bu maddeye göre asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı alt işverenle birlikte sorumlu.

Bu durumda Kanun’dan ve sözleşmelerden doğan yükümlülüklerini yerine getirmeyen, başta Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız olmak üzere asli işveren olan Bakanlık yetkilileri, alt işveren Soma A.Ş yetkilileriyle birlikte yargılanmak zorunda.

Asli işveren Enerji Bakanlığı ayrıca 301 madencinin ölümüyle ilgili olarak açılan tazminat davalarında da alt işveren Soma Şirketi ile birlikte sorumlu hale geliyor. Bu durum işçi ailelerinin alacakları tazminatlar için ek bir garanti teşkil ediyor. Soma A.Ş. batsa dahi Enerji Bakanlığı müteselsil sorumlu olarak bütün hak ve alacakları ödemek zorunda.

Taner Yıldız’ın Gömleği

Yukarıda anlattığım gibi Taner Yıldız göz göre göre gelen Soma madenci cinayetinde “Bakan” olarak asli sorumlulardan birisidir. Bu suç iddiasıyla yargılanmalıdır. Yandaş medya Soma’da iki gün boyunca aynı beyaz gömleği giyerek çok mağdur olan! Bakan Yıldız’ı koruyadursun, Taner Yıldız diğer suç iddialarıyla birlikte bu suç iddiasından da yargılanacak.