Soma'nın hesabı
AYKUT ERDOĞDU AYKUT ERDOĞDU
“Yerin derinliklerinden geldiler, ellerinde susmak bilmeyen bir yeraltı güneşiyle...”

“Yerin derinliklerinden geldiler, ellerinde susmak bilmeyen bir yeraltı güneşiyle...” Bu mısralar Grup Yorum’un Madenci Ağıtı’ndan. Belki bin defa dinlemişimdir. Hazine’de çalıştığım yıllarda kömür yolsuzluklarını soruştururken günde birkaç kez dinlerdim. Soma’dan sonra dinleyemez oldum.

Soma’nın üzerinden aylar geçti. Maden işçilerinin durumunu iyileştirmek için hazırlanan Torba Yasa yolsuzlukları aklayan bir çuvala döndü. Maden işçilerine verilen sözlerin çoğu tutulmadı. Tutulan birkaç sözden de geri adım atılmak üzere.
TBMM’de kurulan Araştırma Komisyonu maden mafyasının yolsuzluktan hükümlü adamlarını komisyona çağırarak akıl danışıyor. Türkiye’nin madenleri Soma’dan önce ne kadar güvenliyse şimdi de o kadar güvenli! Her gün binlerce madenci ölüme gönderiliyor.

Soma’daki katliamdan sonra maden ocağının kapısında günlerce bekledim. Hayatımın en zor anlarını hayatını kaybeden madencilerin naaşlarının bekletildiği Kırkağaç’taki soğuk hava deposunda yaşadım. Yüzleri günlerce gözümün önünden gitmedi.

ÇÜRÜMÜŞ DÜZEN
Soma’nın acısını hafifletmenin ve madenci cinayetlerinin önüne geçmenin tek yolu asli faillerin bulunup cezalandırılması. Asli failler şirket sahipleri veya maden yöneticileri gibi bizlere sunulan piyonlar değil. Onlar sadece tetikçiler. Asli failler çürümüş yolsuzluk ağlarında ölüm düzenini kuranlar. Soma’dan önce yaşadığımız Zonguldak, Bursa ve Elbistan cinayetlerinde asli failler yargılanmaktan kurtuldular.

Asli failleri tespit edebilmek için devletin karanlık yüzünü iyi bilmemiz gerekiyor. Yapılan sözleşmelerde nasıl bir rant ve dayıbaşı düzeni kurulduğunu anlamamız gerekiyor. Şimdi bu işlemlere daha yakından bakalım.

Bu büyük tezgâh verimsiz olduğu gerekçesiyle kamunun elinde olan madenlerin kapatılmasıyla başladı. Kapatılan madenler rödovans adı verilen kira sözleşmeleriyle veya hizmet ihalesi adı altında yandaşlara peşkeş çekildi. Bu yağmayla ilgili Sayıştay raporlar düzenledi. Ancak bu raporlar sumen altı edildi.

Yandaşlar kamuya ait madenlerden (rödovans usulüyle) çıkardıkları kömürleri fahiş fiyatlarla kamuya geri satmaya veya çıkardıkları kömürler için (hizmet ihalesi yöntemiyle) kamudan fahiş ücretler almaya başladılar.

Rödovans veya hizmet ihalesi yöntemiyle kurulan yolsuzluk düzeninin en önemli özelliği kamunun fahiş fiyatlarla sınırsız alım garantisi vermesiydi. Bu durum yandaş madencileri aşırı üretime teşvik etti. Çünkü ne kadar çok üretirlerse o kadar para kazanıyorlardı. Yanda yer alan tablo facianın yaşandığı madende aşırı üretimin hangi boyutlara yol açtığını gösteriyor.

Soma’da yapılan iş programında her yıl 1,5 milyon ton üretim planlanırken 2011 yılından itibaren yaklaşık iki kat üretim gerçekleştirilmiş. Programın üzerinde yapılan üretim devlet tarafından memnuniyetle karşılanmış, üretilen kömürün tamamı satın alınmış. Bu kömürün çoğu fakir ailelere dağıtılmış. Bir kısmı termik santrallara verilmiş. Kalanı stoklarda ziyan olup gitmiş. İktidar durumdan memnun, sesini çıkarmamış. Çünkü, aşırı üretim daha çok kömür, daha çok rant ve daha fazla oy anlamına gelmiş.

İhalelerle, sözleşmelerle devlet gözetiminde kurulan daha çok kömür, daha çok rant, daha çok oy düzeni dayıbaşıların kurduğu “hadi hadi” düzeniyle sonuçlanmış.

Ne kadar kömür çıkarırsa çıkarsın devlete fahiş fiyatlarla satan şirketlerin kâr hırsı bununla da sınırlı kalmamış. Maliyetleri düşürmek için her yolu denemişler. İşsizliğin yarattığı rekabet en zor işlerden birini yapan maden işçilerinin ücretlerini asgari ücrete kadar indirmiş. Para harcanması gereken hiçbir güvenlik önlemi alınmamış. Teknoloji yatırımları yapılmamış. Ne gaz maskeleri yenilenmiş, ne de revize iş programına göre açılması gereken güvenlik galerileri açılmış.

ASLİ FAİLLER
Soma cinayetlerinin asli failleri rant ve oy uğruna daha çok kömür, daha çok rant ve daha fazla oy düzenini kuran işlemlere onay veren Enerji Bakanı, Enerji Müsteşarı ve TKİ yöneticileridir. Soma’da, Zonguldak’ta, Bursa’da, Elbistan’da, Şırnak’ta ölüm düzenini kuranlar bunlardır. Bu sadece vicdani tespit değil aynı zamanda hukuki bir tespittir.

4857 Sayılı Kanun’un 2’ nci maddesi 7’ nci fıkrası “... Bu ilişkide asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak bu Kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işveren ile birlikte sorumludur...” hükmünü taşımaktadır. Benzer hükümler 5510 Sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu, 6098 Sayılı Borçlar Kanunu, 6331 Sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu, yönetmelikler, madene ilişkin ihale şartnameleri ve sözleşmelerinde de bulunmaktadır.

Soma’da alt işveren Soma AŞ, asıl işveren Enerji Bakanlığı’na bağlı olan TKİ’dir. Kanundan da görüleceği gibi Enerji Bakanlığı yetkilileri asli işveren, yani asli faildir. Asli failler, kendilerine kanunlarla yüklenmiş görevleri rant ve oy uğruna yerine getirmeyerek 301 madencinin ölümüne sebebiyet vermiştir.