Sömürge valisi!
İBRAHİM VARLI İBRAHİM VARLI

Bir akbaba misali Ortadoğu semalarında dolaşıyor. Göreve geldiği ocak ayından bu yana Ortadoğu ve Asya’da ayak basmadık ülke bırakmadı. Son bir buçuk ayda üçüncü kez Türkiye’ye geldi. Her gelişinde şapkasından yeni tavşanlar çıkardı. Son olarak İstanbul'da Suriye’yi Somalileştirecek projesi ve Erdoğan’a “Gazze’ye gitme”
ihtarıyla çıktı karşımızda.

ABD Dışişleri Bakanı John Kerry'den bahsediyoruz. Afganistan’dan Pakistan’a, Filistin’den Mısır’a kadar sancılı bölgelerin koçbaşlığına soyunan isimden. ABD’nin kudretli senatörlerinden. Otuz yıla yakın bir süre aynı görevde bulundu. Yıllar yılı Senato’nun dış ilişkiler komisyonunun dümenine oturdu.

Usame Bin Ladin'in öldürülmesi sonrası Pakistan için devreye sokulan isim de Kerry'di, Libya'da uçuşa yasak bölge uygulamasını ilk dile getiren de. Afganistan'dan Taliban'a siyasi bir şans tanınmasını dileyen de, Irak işgalinde Saddam’ın elinde kitle imha silahları bulunduğu propagandasının başını çeken isim de oydu!

Kurt bir politikacı olduğu aşikâr. Uğradığı ülkelerde kalıcı izler bırakmasıyla tanınıyor. Yürüttüğü derin diplomasi ile ayak bastığı ülkelerde bıraktığı izlere bakarak ne tür bir çilingir olduğu daha net anlaşılabilir.

• • •

Gittiği yerlerde sömürge valisi edasıyla direktifler veriyor. Bölgesel taşeronlarına hadlerini ve sınırlarını bildiriyor. “Özür dilensin diyor”, dileniyor, “barışın” diyor Ankara ile Tel Aviv arasındaki buzlar eriyor. Taliban'la masaya oturulsun der demez, Karzai kendisini Katar'da bir masanın etrafında Taliban liderleriyle pazarlık masasında
buluyor.

Ortadoğu politikasına oldukça aşina bir isim. Afgan lider Karzai’den İsrail Başbakanı Netanyahu’ya, Mısır lideri Mursi'den Ürdün Kralı Abdullah’a kadar bölge liderleriyle yakın ilişkiler içerisinde.

Kudretinden sual olunmaz. Bağdat’ı Türkiye ile ilişkileri yumuşatması için uyarır, Türkiye'den de Kuzey Irak ile girdiği tek taraflı petrol anlaşmalarını gözden geçirmesini ister. isteğin ardından manevralar başlar, Maliki ansızın "Türkiye dost bir ülkedir, ilişkilerimizi geliştirmek istiyoruz" der.

Filistin’e gider, Mahmud Abbas "barış görüşmelerine yeniden şans vermek için tek taraflı attığımız tüm adımları durduruyoruz" demek zorunda kalır. Netanyahu masaya yeniden oturmayı kabul eder.

• • •

Usta bir manevracı olduğu da biliniyor. Bunu iki madalyayla ödüllendirildiği Vietnam Savaşı'ndan eve döner dönmez katıldığı savaş karşıtı hareketten anlayabiliyoruz. Irak'ta kitle imha silahları var deyip, olmadığı ortaya çıkınca milyonlarca Iraklıyla dalga geçercesine barış güvercini kesilmesinden.

Obama tarafından “mükemmel bir seçim” övgüsüyle Hillary Clinton’ın yerine ABD’nin dışişleri bakanlığı koltuğuna atanması boşuna değildi. Ortadoğu'yu şekillendirmek ve Arap coğrafyasını dizayn etmek için ülke ülke, kent kent dolaşıyor. Suriye'deki iç savaştan İran'a kadar el atmadığı sorun yok gibi.

"Bayram değil seyran değil neden çat kapı geliyor"un yanıtı John Kerry'nin önceki icraatlarında gizli. Kerry’nin gelişi, Erdoğan’ın mayıs ayında ABD’ye gidecek olması, Ortadoğu’nun bu yaz fazlasıyla ısınacağının işareti gibi görünüyor. Sıklaşan ziyaretler bölge halklarına gözyaşından ötesini getirmeyecektir. Bekleyip görelim.