Son 10 yılda…
L. DOĞAN TILIÇ L. DOĞAN TILIÇ

İnternette şöyle basit bir araştırma yapın “son 10 yılda” neler olmuş diye. Karşılaşacağınız tablo çarpıcı olacak. Bu, artan bazı şeyler arasında bir neden-sonuç ilişkisi kurarak bilimsel sonuç çıkaracağınız bir araştırma olmasa da sizi epey anlamlı bir sonuca götürecektir.

Bir yanda, boşanma, suç, uyuşturucu kullanımı, cezaevindeki insan sayısı, iflas gibi doğrudan “toplumsal çöküş” göstergesi sayılacak konulardaki muazzam artışı göreceksiniz.

Öte yanda da, artan cami sayısı, eğitimde dinin kapsadığı alanın genişlemesi, imam hatip sayısının kaça katlandığı, fen liselerine ayrılan kaynakla imam hatiplere ayrılan kaynak arasındaki uçurum, gurur kaynağımız Nobelli bilim insanı Aziz Sancar’ın evrimin müfredattan çıkarılması konusundaki hayırhah yaklaşımı var!

Buradan hareketle “dindarlık” arttıkça “toplumsal çöküş” artıyor gibi bir sonuç çıkarmak bilimsel bir yaklaşım olmaz!

Yine de, bu taramadan elde edilen verilerle şu çıkarım yapılabilir: İktidarın dindar nesiller yetiştirerek “toplumsal çöküş”ün önüne geçme anlayışı/stratejisi çoktan iflas etmiştir. Yani; dindarlık arttıkça toplumsal çöküş artıyor demek ne kadar doğru değilse, dindarlık artıkça toplumsal çöküş azalır demek de en az o kadar yanlış!

Türkiye15 yıldır bu akılla yönetiliyor. Ekonomiden siyasete, gündelik hayattan mimariye kadar her alana dini bir imza atmak (Sünni İslam) isteyen bir iktidar var ve bunu kentlerin mimarisindeki “eski Türkiye” izlerini de silip kendi damgasını vurma çabasıyla perçinliyor.

Ankara’ya, İstanbul’a; kentin en merkezi ve sembolik alanlarına, cemaat olup olmamasına aldırmaksızın, dikilen camilere bakın!

Ülke genelinde Diyanet İşleri Başkanlığı’na bağlı cami sayısı, 2005- 2015 arasındaki 10 yılda 8 bin 985 artmış!

Son 11 yılda, dindar nesiller yetiştirme çabasının en somut aracı imam hatip okullarının sayısı da 450’den 2 bine yükselirken, iktidarın eğitimde yaptığı “reform”larla öğrencilerin “din dersleri”ne yönlendirildiği bir sistem kuruldu. Bu, Prof. Dr. Çiğdem Kağıtçıbaşı’nın

Gençlerin Potansiyeli ve Din Eğitimi: İmam-Hatipler ve Din Dersleri2013 raporunun sonucu! O rapor, 2002 yılında 71 bin 100 olan imam hatip öğrencisi sayısının da 2013’te 714 bin 135’e çıktığını söylüyordu.

Geçen yıl bir toplantıda, Diyanet İşleri Başkanlığı Eğitim Hizmetleri Genel Müdürü Ali Erbaş gururla 500 imam hatip okulunun 3 bin 500’e, imam hatipte okuyan öğrenci sayısının ise 60 binden 1,5 milyona çıktığını ilan etmişti.

Bu arada, diğer okullarda dini eğitim ağırlık kazanırken, “evrimMilli Eğitim Bakanı tarafından bilimselliği spekülatif sayılıp kenara itildi.

Siyasal söylem, iktidarın ağzında, olağanüstü dinselleşti ve muhalefet dilini de etkisi altına almaya başladı.

Örnekleri uzatmaya gerek yok!

Öte yandan, son on yılda (2006-2016) boşanma davaları yüzde 82 artmış!

Her gün kentlerimizin meydanlarında uyuşturucudan kendinden geçmiş gençlerin görüntüleri yayınlanıyor. 2011’den bu yana, son 5 yılda, uyuşturucu kullanımı 17 kat artmış ve kullanım yaşı da 10’a kadar düşmüş!

Alın size Emniyet Genel Müdürlüğü 2015 istatistiklerine dayanılarak yapılmış bir haber: “Cinayetten fuhuşa, uyuşturucu kullanımından gaspa kadar tüm suç alanlarında yüzde 600’lere varan bir artış söz konusu. Bu artış özellikle son 10 yılda zirve yaptı.

Cezaevlerinde boş yer kalmadı ve adli suçların dağılımına bakıldığında (2015) ilk sırayı 32 bin 663 kişi ile hırsızlık alıyor!

Alacak sigortası şirketi Euler Hermes geçenlerde yayınlanan ekonomik görünüm raporunda, Türkiye’yi iflasların güçlü artış gösterdiği ülkeler arasında saydı ve geçen yıl 12 bin şirket iflas etmişken, bu yıl yüzde 5 artışla 13 bin şirketin iflas edeceğini yazdı.

Son 10 yıldaki “toplumsal çöküş”ü göstermek için başka söze gerek var mı? İktidarın dindar nesiller yetiştirerek çöküşün önüne geçemediği ortada, ama çöküşün görülmesini engellediği söylenebilir!

Adalet için yürüyüş, bu toplumsal çöküşe karşı da bir yürüyüş aslında!